29 Şubat 2016 Pazartesi

HÜLYACA YORUMLAR: Eyy! CHP! Hala olup bitenlerden neden ders almıyor...

HÜLYACA YORUMLAR: Eyy! CHP! Hala olup bitenlerden neden ders almıyor...: Sayın Erdoğan Fildişi Sahili’nde CHP sorusuna cevap verdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fildişi Sahili Devlet Başkanı Alassane V...

Eyy! CHP! Hala olup bitenlerden neden ders almıyorsun?


Sayın Erdoğan Fildişi Sahili’nde CHP sorusuna cevap verdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fildişi Sahili Devlet Başkanı Alassane Vattara ile baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından anlaşmaların imza törenine katıldı. İki lider ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Fildişi Sahili modern dünyanın Afrika’daki durağı olacaktır. Ekonomik ve siyasi ilişkilerimizi gözden geçirme fırsatı bulduk. 3 milyon mülteciyi ağırlıyoruz. Batı gibi onlara kapıları kapatmadık. Yatırımların karşılıklı teşviki noktasında anlaşmalar imzaladık. İmza atmak kolay asıl olan bu anlaşmaları takip etmek, hayata geçirmektir. Şehircilik konusunda birikimlerimizi Fildişi Sahili ile paylaşabiliriz. Önümüzdeki dönemde kardeşlik ve atılım hamlesi devam edecek.2017 yılında ticaret hacminde 1 milyar doları yakalayabiliriz" dedi.
"SURİYE’NİN GENELİNDE ŞU ANDA ATEŞKES YOKTUR, SALDIRILAR MEVZİ MEVZİ DEVAM ETMEKTEDİR"
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay’ın “Cumhurbaşkanı sözlerini düzeltmezse o masaya oturmamız mümkün değil” şeklindeki sözlerin hatırlatılması üzerine Erdoğan şunları söyledi: “CHP ZATEN ÇEKİLMEDİ Mİ?” Belki meclis başkanımızın son mektubu onlarda farklı bir düşünce meydana getirmiş olabilir”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi’nin Can Dündar ve Erdem Gül’le ilgili kararına ilişkin “Uymuyorum, saygı da duymuyorum” demişti.
Alıntı
CHP'den Meclis başkanına cevap.
CHP'den Meclis Başkanı İsmail Kahraman'ın yeni anayasa ile ilgili yaptığı çağrıya yanıt geldi.
CNN Türk’ün verdiği bilgilere göre CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, ''Cumhurbaşkanı sözlerini düzeltmezse o masaya oturmamız mümkün değil'' dedi.
Alıntı

Eyy! CHP! Hala olup bitenlerden niye ders almıyorsun?
CHP'den doğru ve demokratik tavır. Gerçi
düzeltilse ne olacak? Yarın bir gün tekrar aynı şey söylenecek. En iyisi uyulmayacak bir ANAYASA yapmaya vakit harcamaya gerek yok! denilip masaya hiç oturmamak...
Tarihimizdeki tüm Cumhurbaşkanlarımızın Yurtdışı ziyaretlerini toplasak, Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kadar yurtdışına ziyaret yapılmamıştır diye düşünmekteyim!
Dış geziler de, yabancı liderler ile yapılan basın toplantılarında, iç siyasete ilişkin sorular o liderlere saygısızlıktır. Toplantının konusu nedir?
Siz ne soruyorsunuz? diye reddi cevap gerektirir.
Fildişi ile bizim hangi sanayi veya ticari ilişkimiz var?/olabilir?/olacak?
FİLDİŞİ GÜNEY AMERİKA'DA.
Amerika, Fransa, İngiltere varken oradan para kazanamayız.
Oraya ne satabiliriz ki?
Fildişi Sahili'ne ziyaret niye?
Bu kadar ülke için de sorunumuz olmayan ülke bir o kaldı sanırım :(
Şehircilik konusunda birikimlerimizi Fildişi Sahili ile paylaşabiliriz. İstanbul dünyanın yaşanabilir 122. şehri seçilmişti hatırlatayım istedim.
Ayrıca şehirleşme konusunda hiç de iyi bir örnek değiliz. Hiç bir şehirimiz de üstelik.
2027 yılında bir milyar dolar yakalanacakmış.
Yanlış politikalar sayesinde ne kadar milyar doları kuma gömdük?/çöpe attık?
Onun da cevabı olsa keşke!
Hepsi de, yanlış alınmış ve onaylanmış politik fikirler sayesin de oldu.
Fildişi sahili halkı tedirgindir şimdi.
Bu neo Osmanlıların istemedikleri bir şey dersek/yaparsak bizi de hırpalarlar mı acaba?
Küsmediğimiz, kırmadığımız, kavgalı olmadığımız pek bir devlet bırakmadık sanki. Ondan diyorum:(

HÜLYA ÇAKICI

2016 yılı Turizm Sezonu Üzerine... - (Yazar:Hülya ÇAKICI)

2016 yılı Turizm Sezonu Üzerine... - (Yazar:Hülya ÇAKICI)

28 Şubat 2016 Pazar

HÜLYACA YORUMLAR: CUMHURBAŞKANI MAKAMINI YARGILAYABİLECEK tek makam ...

HÜLYACA YORUMLAR: CUMHURBAŞKANI MAKAMINI YARGILAYABİLECEK tek makam ...: Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Karara uymuyorum, saygı da duymuyorum'. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fildişi Sahili'ne yapacağı resmi ziya...

CUMHURBAŞKANI MAKAMINI YARGILAYABİLECEK tek makam ANAYASA MAHKEMESİDİR.


Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Karara uymuyorum, saygı da duymuyorum'.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fildişi Sahili'ne yapacağı resmi ziyaret öncesi Atatürk Havalimanı'nda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anayasa Mahkemesi'nin tutuklu gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül için verdiği tahliye kararını değerlendirerek, "Ben Anayasa Mahkemesi'nin vermiş olduğu karara sadece sessiz kalırım o kadar ama onu kabul etmek durumunda değilim. Bunu çok açık net söyleyeyim ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmi ziyaret gerçekleştireceği Fildişi Sahili'ne hareketinden önce Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi'nde gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin Anayasa Mahkemesinin Can Dündar ve Erdem Gül'ün tahliyesine ilişkin verdiği kararla ilgili görüşlerini sorması üzerine Erdoğan, bu konula ilgili şu ana kadar herhangi bir açıklamada bulunmadığını, konuşmadığını söyledi.
"Şunu bir defa çok açık net söylemek durumundayım. Bu olayın ifade özgürlüğüyle yakından, uzaktan alakası yoktur. Bu bir casusluk davasıdır" diyen
Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'ın bununla ilgili cuma günü bazı açıklamalar yaptığını anımsattı. Erdoğan, "Biz şöyle bakar kör olmak durumunda değiliz, bazı gerçekleri çok açık, net görmeliyiz. Bana göre medyanın sınırsız özgürlüğü olamaz. Dünyanın hiçbir yerinde de medyaya sınırsız özgürlük yoktur. Bu haberlerde, bu ülkenin Başbakanına, Cumhurbaşkanına bugünkü göreviyle burada her türlü saldırı vardır. Basın mensubu yazılı görsel, kalkacak Cumhurbaşkanına, Başbakana istediği gibi saldıracak, istediği gibi onunla ilgili iftira oyunlarının içerisine gerecek, biz buna seyirci kalacağız. Böyle bir şey söz konusu olamaz" değerlendirmesinde bulundu.
'BANA GÖRE DOĞRU ADIMLAR DEĞİL'
Anayasa Mahkemesinin kararına da değinen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Ben Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu karara sadece sessiz kalırım o kadar. Ama onu kabul etmek durumunda değilim, bunu da çok açık net söyleyeyim ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. Niye? Çünkü ortada bir gerçek var. Bakın bu bir beraat kararı değildir, bu bir tahliye kararıdır. Aslında onlarla ilgili kararı veren mahkeme kararında direnebilirdi. Eğer kararında direnmiş olsaydı bu bireysel başvuru veyahutta Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu karar boşa çıkacak veyahutta şu anda tahliye edilmiş olan bu kişiler AİHM'e gideceklerdi. AİHM'e gittikleri zaman da oradan alacakları netice bellidir. Fakat bu süreç bu şekilde atılan adımlar bana göre doğru adımlar değildir."
"Bakınız bizim 13-14 yıllık iktidarlarımız medyanın fikir ve düşünce özgürlüğü noktasında en ideal noktaya ulaştıkları dönemlerdir" diyen Erdoğan, kendi dönemlerinin basın mensuplarının sürekli cezaevlerine doldurulduğu bir dönem olmadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:
"Eğer yazılı ve görsel medya bu konuda samimi ise açsınlar bütün o künyeleri baksınlar. Yüzlerce basın mensubunun cezaevlerine tıkıldığı dönemler bizden önceki dönemlerdir. Bizden önceki dönemlerde cezaevlerindeki bu yüzlerce insan acaba oralarda hangi suçlardan dolayı yatıyorlardı. Bizim iktidarımızda bunlar cezaevlerinden çıkmışlardır, biz önlerini açtık. Biz yaptığımız yasal düzenlemelerle önlerini açtık ve biz bu yaptıklarımız demek ki yanlış yaptık herhalde. Hala bize saldıranlar bunları görmezden gelerek bize saldırıyorlar. Tayyip Erdoğan olarak şahsım, ifade ve düşünce özgürlüğünün sonuna kadar yanındayım ama ifade ve düşünce özgürlüğü maskesi altında bu ülkenin adına veya bu ülkeye saldırı hakkını da kimseye tanınmasına da taraftar değilim çünkü bu bir casusluktur. Niye? Hangi ülke olursa olsun istihbarat örgütleri herhangi bir savcının rahatlıkla müdahale edeceği bir örgüt değildir. İstihbarat örgütlerinin adeta sınırsız diyebileceğimiz yetkileri vardır. Zaten bu yetkiler olmazsa o devlet güçlü olamaz, o devlet ayakta duramaz."
Erdoğan, "Bayırbucak Türkmenlerine Milli İstihbarat Teşkilatımız yardım götürüyor, bu yardım sebebiyle sen kalkacaksın müdahale edeceksin, oradaki şoförünü, subayını hepsini yatıracaksın yere ve onları adeta sanki bir düşman ordusunun mensuplarını yakalamış veya teröristleri yakalamış, onları yere yatırıyormuş gibi yere yatıracaksın, silahları onlara uzatacaksın ve düşünün şimdi bu ülkede yargı makamında olanlar o sürecin resmedilmesine aracı olanları, yardım yataklık edenleri tahliye edecek. Kusura bakmayın ben bu kadar rahat onların yanında olamıyorum ve bu konuda da inandığım doğrular neyse bu doğruların da sonuna kadar arkasında olduğumu ifade etmek istiyorum. Şimdi tabii yola çıkıyorum bundan herhalde biraz daha ortalık çalkalanabilir yani" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir gazetecinin "Suriye'de siyasi bir çözümün bulunmaması halinde ülkenin üçe bölüneceği şeklinde çeşitli ifadeler var. PYD kontrolünde bir Kürt devleti kurulacağı şeklinde ifadeler var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine, şu yanıtı verdi:
"Aslında bu ateşkes kısmen şu anda vurulan bir karar durumunda. Ateşkesin uygulandığı bölge ne kadardır diye baktığımızda Suriye'nin üçte birinde bir ateşkes uygulaması söz konusu. Tamamında böyle bir şey söz konusu değil. Dün gece Tel Abyad'da çok ciddi bir oraya DAEŞ'in saldırısı oldu. Bu saldırıda aldığım bilgiye göre, Tel Abyad'ın yüzde 70'ini yeniden ele geçirdiler. DAEŞ'in bu ele geçirmesi üzerine koalisyon güçleri Tel Abyad'a hava saldırıları düzenledi. Bu tabii sadece orada olan olaylar değil, aynı şekilde Suriye'nin diğer bölgelerinde de ateşkes yapılmış değil. Orada da bu tür saldırılar devam ediyor. Üçte ikisi çok çok hareketli bir konumda. Temenni ederiz ki bugün yarın bu ateşkes sağlanmış olur ve Suriye'ye sulh gelmiş olur. Fakat doğrusu bu sağlanabilirse Cenevre Süreci yeniden bir canlılık kazanabilir. Aksi taktirde bizim güven noktasında atacağımız adımları da sarsar ve sarsıyor."
Suriye'deki bölünmeyle ilgili endişelerin şu anda herkeste olduğu gibi Türkiye'de de olduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Niye? Çünkü PYD ve YPG'nin kuzeyde sağlamak istediği koridoru birileri destekliyor. Bu destekleyenlerin kimler olduğunu sizler de bizler de takip ediyoruz. Biz Türkiye olarak Suriye'nin kuzeyinde böyle bir koridorun oluşmasına imkan veremeyeceğimizi daha önce söyledik ve bu konuda da üzerimize düşen neyse, bunu yapacağımızı da söyledik. Çünkü orada oluşacak böyle bir terörist örgütlerin koridoru, bizim için her an bir sıkıntıdır, tehlikedir. Buna fırsat veremeyeceğimizi tüm dostlarımıza söyledik. Özellikle koalisyon güçleriyle bunu paylaştık, paylaşmaya devam edeceğiz. Şimdi dedikodusu olan şeyler baktığımız zaman üçte birin bir bölümünü de kim oluşturacak? DAEŞ. Bu görüşmelerde rol alan ülkeler bunu kabul edebilecek mi? Eğer kabul ederlerse onlar da teröre destek vermeleri açısından çok ciddi bir sorumluluğun altına gireceklerdir. Batıya gittiğiniz zaman Lazkiye, kuzeyinde ve güneyindeki daha öncede söylediğim gibi oluşturulmak istenen bir butik devlet anlayışı var. Bu butik devleti de kimlerin, kimler için kurmak istediğini daha önce de söylemiştim. Böyle bir gayretin içindeler. Bu gayretler inşallah gerçekleşmeyecek diye düşünüyorum."
'KARARI PARLAMENTO VERECEK'
Erdoğan, "Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'ın cuma günü Başkanlık sistemiyle ilgili açıklaması oldu, yeni anayasanın ayrı ayrı kanaldan yürütüleceği ve bir erken seçimin gündemde olmadığı şeklinde. Bu konuyla ilgili yapılan bir çalışma var mı? Başkanlık sistemi ile yeni anayasa ayrı ayrı mı referanduma mı taşınacak?" sorusunu ise şöyle cevapladı:
"Bu konu bir defa Cumhurbaşkanlığı makamının görevi değil. Orada dil sürçmesi olmuş olabilir. Bu görev tamamıyla parlamentonun görevidir. Bunun kararını parlamento verecektir. Parlamento da böyle bir kararı verirken burada neye ihtiyaç var? Bir defa 330'a ihtiyaç var. Eğer bu 330 sağlanabilirse ancak hangi konuda referanduma gidilmek isteniyorsa, o konuda referanduma gidilebilir. Şimdi bu 330'u sağlamak için gayret gösteren siyasi partiler burada neyi anayasa ile yeni anayasa ayrı ayrı mı referanduma mı taşınacak?" sorusunu ise şöyle cevapladı:
"Bu konu bir defa Cumhurbaşkanlığı makamının görevi değil. Orada dil sürçmesi olmuş olabilir. Bu görev tamamıyla parlamentonun görevidir. Bunun kararını parlamento verecektir. Parlamento da böyle bir kararı verirken burada neye ihtiyaç var? Bir defa 330'a ihtiyaç var. Eğer bu 330 sağlanabilirse ancak hangi konuda referanduma gidilmek isteniyorsa, o konuda referanduma gidilebilir. Şimdi bu 330'u sağlamak için gayret gösteren siyasi partiler burada neyi anayasa ile ilgili mi bir referandum yapacaklar veya başkanlık sistemiyle ilgili mi referandum yapacaklar veya yeni anayasanın içinde başkanlık sisteminin de olduğu bir yeni anayasa ile ilgili mi bir referandum yapacaklar, onun kararını bunun müteşebbisleri verecektir. Birinci derecede hükümetin böyle bir gayreti olduğunu biliyoruz. Ama şu anda gördüğümüz kadarıyla yeni anaya çalışmasıyla ilgili veya Anayasa Mutabakat Komisyonunun çalışması, adeta şu anda bir sıkıntıya uğramış vaziyette."
TBMM Meclis Başkanı İsmail Kahraman'ın 4 siyasi partiye tekrar bir mektup gönderdiğini dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:
"Bu mektuptan ne gibi bir netice çıkar, bunu da göreceğiz. Bu komisyon iş görür veya görmez. Burada tek başına iktidar partisi dahi kalkar kendisi anayasa ile ilgili önergesini hazırlar ki Başbakanlığım döneminde bizim yapmış olduğumuz hazırlıklar var bu konuda. Zaten neredeyse teklifimiz hazır durumda. Bunu parlamentoya sunar ve parlamentoda bu konuyla ve önergeyle ilgi olarak bu 330'u yakalarsa zaten mesele yok, nereye gidilir? Millete gidilir. Asıl bu işin sahibi karar verecek olanı kimdir? 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.' Bunlar Atatürkçüyüz demiyorlar mı? E hadi bakalım, Atatürkçüyseniz millete gidelim. Kayıtsız şartsız millete soralım. Millet ne diyor? 'Yürüyün.' o zaman yürüyelim. Millet ne diyor, 'Hayır'. Başımız gözümüz üstüne. Yapılması gereken bu ama bunlar milletten dahi korkuyorlar sıkıntı burada. Onun için bunlar kolay kolay millete gidemezler. Şu an da Meclis Başkanımızın mektuplarına nasıl bir cevap gelir onu da göreceğiz. Meclis Başkanımızın mektubuna gelen cevaplarla atılacak adımlar belirlenmiş olacaktır."
Alıntı

HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ TARTIŞILAMAZ!
ANAYASA MAHKEMESİ (AYM) AVRUPA MAHKEMESİ yasalarıyla karar verir. Aslında bu kararı tanımadıklarını söylerken, evrensel hukuk ve ilkelerini de tanımadıklarını söylemiş oluyorlar.
Anayasa değişikliği aşamasında AYM'nin yetkisini azaltmak ve bu mahkemenin Cumhurbaşkanlığına bağlanması istiyorlar. Belki de Anayasa mahkemesini ortadan kaldırmak için TBMM de bir çalışma başlatabilirler. (Anayasa Mahkemesinin gerektiği zaman  Cumhurbaşkanını da yargılama yetkisi vardır.) Zaten MHP ve CHP sıkıntı yapmayacak partiler. İçlerinde ki bir kaç kişi dışında. Onlar da azınlık.
Başkanlık sistemi gelirse eğer, İstanbul 14.ağır ceza Mahkemesinin yapacağı yargılama tamamen göstermelik olacaktır. Anayasa mahkemesin de sulh ceza hakimleriyle dolarsa, Yargılamanın Sonucu şimdiden bellidir. Tutuklama...
AYM'YE bir gün herkesin ihtiyacı olacak. Özel eğitimli (aynı eğitimi alan bir alt mahkeme hakimlerinin kararlarından dolayı) hakim ve savcıların kararlarına saygı duyulmuyor gibi görünüyor. Ülkemizin Aydın, dürüst vs. hukuka ihtiyacı var.
Henüz sonuçlanmamış bir dava da yargıyı etkilememek için siyasilerin konuşması ve hatta yorum yapması yasak diye biliyorum. Bu durumu anlamak zor.
Cumhurbaşkanlığı yeminin de; yürürlükte olan anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma namusum ve şerefim üzerine yemin ederim. Sözleri vardır.
Her halde yanlış hatırlamıyorsam değil mi?
Bu durum da saygı duymuyorum ne demektir?
En başta bulunan saygı duymaz ise, hiç kimse saygı duymaz. Herkes kendi kanununu yazar.
Hukuk işlerine gelen kararlar verdiği zaman hukuka uymalıyız derler. Vermediği zaman tanımaz ve saygı duymazlar.

ANAYASANIN 138. MADDESİ; Hiç bir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez. Genelge gönderemez. Tavsiye ve telkinde bulunamaz. Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiç bir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez...

Yolsuzluk ses kayıtlarını çıkarttıkları için cemaat nasıl suçlandıysa, Yapılan hukuksuzluğu gazetesinde yayınladığı için suçlu olarak Can Dündar gösteriliyor.  Ülke hain, terörist ve casus kaynarken, masum iki insanı hedef tahtasına koymak, gerçek suçlular varken üzerlerine gitmek ne kadar doğru olabilir?

Sayın Cumhurbaşkanı, Bugün açık açık Anayasa Mahkemesi kararına uymadığını da söyledi. Anayasaya uymayan, mahkemesine de uymaz dolayısıyla. 

CUMHURBAŞKANI MAKAMINI YARGILAYABİLECEK tek makam ANAYASA MAHKEMESİDİR. Yani Cumhurbaşkanının tanımak zorunda olduğu tek mahkeme ANAYASA MAHKEMESİ'DİR.

Bunu herhangi bir T.C vatandaşı söylemiş olsaydı! Türkiye bağımsız Mahkemesi yasalara saygısızlıktan hapise atardı.

Komedi filminden, korku filmine dönmeyiz umarım.

HÜLYA ÇAKICI

HÜLYACA YORUMLAR: Biz Bu Enkazı Şehitlerimizin Kanıyla Elde Ettik.

HÜLYACA YORUMLAR: Biz Bu Enkazı Şehitlerimizin Kanıyla Elde Ettik.: Birileri 90 yıllık enkaz demiş. 90 yıl önceki Anadolu'nun bu hali daha mı uygun? Enkazı kaldıran Atatürk'tü. Dün şahsi çıkarl...

Biz Bu Enkazı Şehitlerimizin Kanıyla Elde Ettik.


Birileri 90 yıllık enkaz demiş. 90 yıl önceki Anadolu'nun bu hali daha mı uygun?
Enkazı kaldıran Atatürk'tü.

Dün şahsi çıkarları için Osmanlıya karşı işgalcilerle çalışanların uzantıları bugün kanla, canla alınan ülkeyi yine enkaz haline dönüştürüyor.
Karadeniz kıyıları tam olarak Osmanlı sayılmazdı. İşgalci devletlerin gemileri sürekli kıyılarda dolaşıyordu. (Osmanlı denen toprak parçası, Anadolu'nun ortasında sıkışmış alandan ibaretti.) Kurtuluş Savaş'ında çok zor şartlar altında Karadeniz'den silah ve mühimmat taşınmıştır.
Bizi yoktan var eden Atatürk'e borçluyuz bu ülkeyi. Bu mu enkaz?
Resim de bize Osmanlı'dan kalan son topraklar gösteriliyor. Atatürk'den sonra nereden nereye geldik biraz düşünmek gerek.

YAKIN TARİHİMİZİ KISACA,
1- Cumhuriyet ilan edildiği zaman 1000 kadından 5'i, 100 erkekten 7'si okur yazardı.
2- Uzun süren savaşlar nedeniyle şehirler, kasabalar, köyler yıkılmış, erkek nüfusu savaşlarla azalmıştı.
3- 13 milyon civarında ülke nüfusunun % 80'i köylerde ilkel koşullarda yaşıyordu.
4- 40 bin köy vardı. 37 bin köy de okul ve öğretmen yoktu.
5- Avrupa da Sanayi Devrimi olmuş,  motorlu araçlar yapılırken, Osmanlı sanayisi tezgahlardan oluşuyordu.
6- 1854 yılında ilk dış borcu alan Osmanlı Devleti 1881'de iflas ettiğini açıklamıştı. Bunun üzerine Avrupalılar alacaklarına karşı DUYUN-U UMUMİYE'yi kurdular. Tüm yeraltı ve yer üstü kaynaklarımıza el koydular.
7- Sağlık alanında, en basit hastalıklar salgın haline geliyordu. Anadolu halkı
veremden, tifodan vs. kırılıyordu.
8- Ulaşım neredeyse yapılamayacak durumdaydı. Sadece Haydarpaşa Bağdat demir yolu vardı, onu da ALMANLAR yapmıştı.

PEKİ CUMHURİYETTEN SONRA?
Kurtuluş Savaşında düşmanı yenen Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki Türk ulusu, savaştan sonra da canla başla çalışarak önce yoksulluğu, sonra da cehaleti yendi.
O DÖNEMLER DE DÜNYA BUNA TÜRK MUCİZESİ diyordu.
Türkiye % 8 büyüme hızına erişti.
CUMHURİYET 90 yıl da enkaz değil mucize yarattı.
Devlet hayatı, sosyal yaşam, ticaret, devrimler, anlaşma ve uygulamalar vs. gibi yenilikleri bana ayrılan sayfayı kat kat aşacağı için yazmıyorum.
UÇAK FABRİKASI YAPAN TÜRKİYE şimdi saman ithal ediyor bugün. Bunun üzerine de fazla söze gerek yok diye düşünüyorum.
Şimdi tekrar soralım HANGİSİ ENKAZ?
Şimdi NASIL BİR ENKAZ YARATILDI?

ATATÜRK'ÜN BELİRLEDİĞİ,
"YURTTA SULH, DÜNYA'DA SULH" İLKESİNİ YOL OLARAK TAKİP EDEN TÜRKİYE...
BUGÜN BOĞAZINA KADAR ENKAZA DÖNÜŞTÜ...
ATATÜRK ve TÜRK HALKI 90 yıl da kocaman bir ülke oluşturduk.
Bu ülkeyi on dört yılda sosyal, ekonomik, kültürel ve dış politika da tam yüz sene geriye kimler taşıdı?

Magazin dünyasında da kaset çıkarmadan, yeni filmlerin galalarından önce vs. böyle olur ya?
Saçmalarlar ve bir hafta konuşulur.
Bu durum da onu andırıyor.

Ülke daha da karıştıracak demek ki!
GÜNDEM DEĞİŞTİRİYORLAR.
Herkes buna odaklandı, çevir gazı yanmasın ilkesinin kurucularını görmüyor.
Sonuçta eline verilen yazılı metni okuyor.
Kendisi üretemeyen çünkü?

HÜLYA ÇAKICI 

27 Şubat 2016 Cumartesi

HÜLYACA YORUMLAR: Bilim Küfür Etmenin İnsanı İyileştirdiğini İspatla...

HÜLYACA YORUMLAR: Bilim Küfür Etmenin İnsanı İyileştirdiğini İspatla...: Bilim Küfür Etmenin İnsanı İyileştirdiğini İspatladı!!! Günlük hayatta pek kabul görmese de, küfür etmenin insan doğasına iyi geldiği o...

Bilim Küfür Etmenin İnsanı İyileştirdiğini İspatladı!!


Bilim Küfür Etmenin İnsanı İyileştirdiğini İspatladı!!!
Günlük hayatta pek kabul görmese de, küfür etmenin insan doğasına iyi geldiği ortaya çıktı. Bilim adamları tarafından yapılan araştırmalar sonucu, küfür eden kişilerde, acının azaldığı saptanmış. İngiltere Keele Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma da küfür etmenin de yararları olduğu sonucunu çıkardı. Bilim adamları, küfür içerikli kelimelerin kişinin fiziksel ağrılarına iyi geldiğini öne sürdü. Araştırmanın başındaki Doktor Richard Stephens, küfür eden insanların rahatladıklarını ve sinir halinden kurtulduklarını gözlemlediklerini ve bu şekilde de, fiziksel acı ve ağrılardan, diğer insanlara göre daha az etkilendiklerini dile getiriyor.

Sizi daha güçlü hissettirir :)

Hayatın zorluklarına katlanmanıza yardımcı olur :)

Yakın arkadaşlıklar kurmanıza yardımcı olur :)

Kendinizi ifade etmenize yardımcı olur :)

Televizyon veya film izlerken daha çok içine girmenizi sağlar :)

Sizi daha sağlam bir insan haline getirir, her şeyi aşarsınız :)

Sadece cahil insanlar küfür etmez, küfür eden insanların çoğu zekidir :)

Duyduğunuz acıyı azaltır, fiziksel olarak.
Küfür eden insanlar yaratıcı olur :)

BU DURUM DA NE YAPIYOR MUŞUZ :)
BEN BİRAZ ÜZERİNDE ÇALIŞAYIM :)

HÜLYA ÇAKICI

HÜLYACA YORUMLAR: MÜLTECİ KOZUNUN BİZİM ELİMİZDE OLDUĞUNU BİLİYORLAR...

HÜLYACA YORUMLAR: MÜLTECİ KOZUNUN BİZİM ELİMİZDE OLDUĞUNU BİLİYORLAR...: Türkiye tarafından PKK’ya yönelik tavrı nedeniyle sıkça eleştirilen Avrupa Birliği’nden bu konuda net bir açıklama geldi. AB Dışişleri v...

26 Şubat 2016 Cuma

MÜLTECİ KOZUNUN BİZİM ELİMİZDE OLDUĞUNU BİLİYORLAR...


Türkiye tarafından PKK’ya yönelik tavrı nedeniyle sıkça eleştirilen Avrupa Birliği’nden bu konuda net bir açıklama geldi.
AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, bu konudaki pozisyonlarının son derece açık olduğunu belirterek, PKK’yı terör örgütü olarak gördüklerini söyledi.
Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu’nda (AFET) konuşan Mogherini,
“AB’nin pozisyonu son derece açık. Bunu Ankara’da da dile getirdim. AB mümkün olan her yolla her terör eylemini kınıyor ve PKK’yı bir terör örgütü olarak görüyor. Diğer yandan terör eylemlerini kınama
konusunda birleşmiş olduğumuz kadar Türkiye’deki Kürt sorununu çözme yolunun bir barış sürecinden geçtiğine inanıyoruz” dedi.
Çözüm sürecini birkaç yıl önce mevcut hükümetin başlattığını hatırlatan Mogherini, “Yolun bu olduğuna inanmayı sürdürüyoruz ve bunu hem Türk yetkililere hem de Kürtlere söyledik” diye konuştu.
Kürt sorununun bölgesel boyutuna da değinen Mogherini, “AB, ister Türkiye’de olsun ister Irak ve Suriye’de olsun Kürtler için herhangi bir ayrılıkçı gündemi desteklemiyor” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte “haklara hem Kürtler tarafından saygı gösterilmesi hem de Kürtlerin haklarına saygı gösterilmesi” gereği üzerinde duran Mogherini, Bölgede bir sorun değilmiş gibi yaklaşmak imkânsız. Bu bir sorun ve makul, haklara ve uluslararası hukuka saygı gösterilen bir şekilde yaklaşılmadığı sürece ciddiyetle üstesinden gelinemez. Üstesinden gelinmesi en zor sorunlardan biri” dedi.
SICAK SAVAŞ OLASILIĞI
AFET üyesi parlamenterlerin Rusya-Türkiye gerilimi konusundaki bir sorusunu da yanıtlayan Mogherini, Suriye’nin farklı bir vekâleten savaş sahnesi olmasını engellemek için gerginlikleri mümkün olduğu kadar düşürüp kontrol altında tutmak gerektiğini söyledi.
Suriye’ye atıfta bulunurken genelde bölgesel aktörlerin vekâleten savaş yürütmesinden bahsedildiğinin altını çizen Mogherini, “Vekaleten savaştan daha büyük bir şey haline dönüşme riski var” dedi.
Mogherini, “Soğuk Savaş olacağını düşünmüyorum. Hep aralarında savaş olacağını düşündüğümüz aktörlerden farklı aktörler arasında sıcak savaş riskiyle karşı karşıyayız. Mutlaka Rusya ile ABD arasında olacak değil, Rusya ile Türkiye arasında olabilir” ifadelerini kullandı.
Alıntı

Avrupa Birliği’nin Bağrına Taş Düştü!                                                                                               MÜLTECİ KOZUNUN BİZİM ELİMİZDE OLDUĞUNU BİLİYORLAR..
Niye tonlarca silah ve cephane yolluyorsunuz o zaman PKK'ya?
Mültecileri kabul edelim diye vizeyi kaldırıyorlar. Şimdilik böyle davranıyorlar. Şaşılacak bir şey yok. AB de, ABD de kedinin fareyle oynadığı gibi bizimle oynuyorlar. Kirli senaryo yazarları hepsi.
Bir taraftan gaz diğer taraftan destek gaz veriyorlar. Ama Kürtlere veriyorlar. Bu zamana kadar bu ülke de kürtler için her hangi bir ayrımcılık veya ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapıldığını görmedik. Milletvekili desen oldular. Cumhurbaşkanı dahi oldular. Hala kürtlerle açılım diyorlar. Bu açılımı önce bir kendileri yapsınlar. Surıyelilere sınılarını açsınlar. Onlarda orada ülke kursun.
Kendileri konuşuyor, kendileri dinliyor ve kendileri inanıyor. Federica Mogherini'nin
sözleri açık net ülkeyi savaşa sürüklüyorlar. Rusya ile Türkiye savaşından bahsediyor. Ne alaka kendileri savaşsınlar. Ülkenin savaşa girmesi batının hedefleri içinde yıllardır. Ancak öyle Türkiye'yi bölebilirler.
Bütün AVRUPA ÜLKELERİN DE PKK temsilcikleri var. Merkezleri var. PKK için para toplayan PKK'lıler var.
Şimdi bu AB ÜLKELERİ PKK'yı terör örgütü görüp buna göz yumuyorsa ne kadar inandırıcı oldukları belli oluyor. Önce Avrupa'daki PKK YÖNETİCİLERİNİ tutuklayıp merkezlerini kapatın görelim samimiyetinizi.
Madem PKK, AB için bir terör örgütü, Biz de soruyoruz?
Terör örgütü gördüğünüz PKK'ya neden AVRUPA her konuda destek çıkıyor?
Neden silah veriyorsunuz?
İlaç veriyorsunuz?
Avrupa'nın bütün şehirlerin de yürüyüş izni veriyorsunuz?
Yiyeceklerini veriyorsunuz?
Giyeceklerini veriyorsunuz?
İş yeri açmalarına izin veriyorsunuz? Eylem yapmalarına izin veriyorsunuz? Hatta dağdaki PKK'lılara çikolata dahi gönderiyorsunuz?
Madem PKK'yı TERÖR ÖRGÜTÜ olarak tanımıyorsanız hepsini tutuklayın. Cezalarını verin.
Öyle söz de PKK'yı terör örgütü olarak tanıyoruz demekle olmuyor!
Hiç de inandırıcı değil sizin bu sözleriniz.
Biz TÜRKLER çok safız gerçi inanırız.
AVRUPA PKK'yı TERÖRİST diye kabul etmiş. ABD çok önceden kabul etmişti. Ne oldu? PKK'ya her türlü yardımı yapmıyor muydu? Şimdi de ismini değiştirmesini istedi. Çünkü PKK'ya yardıma devam etmek için. Hem de açık seçik. Bunlar da bir sürü isim altında toplandılar.
Biz TÜRKİYE olarak PKK ile yıllardır savaşıyoruz.
Şimdi mi AB fark etti bunu?
TÜRK MİLLETİ ile resmen dalga geçiyorlar.
AVRUPA BİRLİĞİNDEN çekilmeliyiz. İngiltere çıkmak için bin takla atıyor. Bu kadar mülteci rahatsız etti çünkü İNGİLTERE'yi. AB'ye girersek tüm mültecileri bize yıkacaklar/verecekler.
Göçmen Suriyeliler AVRUPA kapısına dayansınlar. SURİYELİ MÜLTECİLERİ alırlar içeri herhalde.
Bize insan hakları dersi veriyorlardı. Yıllardır gülerek bizi seyrediyorlar ve bir yandan da PKK'ya destek veriyorlardı.
AÇIN KAPILARI AVRUPA'YA GÖÇ BAŞLASIN :( :)
Mogherini, ÖZETLE DİYOR Kİ;
Biz 100 yıl önce tasarladığımız planın üzerinde çalışıyoruz.
Biz Kürt Irkçılarını Irak'ı bölmek için. Suriye'yi de Türkiye'yi bölmek için kullanıyoruz.
Onlara Devlet kurmayacağız ama öyle zannetsinler.
Bizim şu an IRAK VE TÜRKİYE'NİN parçalanması için bir MAŞAYA ihtiyacımız var.
İstediğimiz olduktan sonra da MAŞALARIMIZI kendimiz yok edeceğiz.

DÜNYANIN BAKIŞ AÇISI Bu işte.
Biz uyuyan bunlar da uyanık halk :(

HÜLYA ÇAKICI 

HÜLYACA YORUMLAR: Dünya Rusya'ya ters, Rusya Dünya'ya ters.

HÜLYACA YORUMLAR: Dünya Rusya'ya ters, Rusya Dünya'ya ters.: Rusya Suriye'de ateşkese saatler kala saldırılarını artırdı. Suriye'de 2011'den bu yana devam eden iş savaşta ilk kez geniş ...

Dünya Rusya'ya ters, Rusya Dünya'ya ters.


Rusya Suriye'de ateşkese saatler kala saldırılarını artırdı.
Suriye'de 2011'den bu yana devam eden iş savaşta ilk kez geniş çaplı bir 'ateşkes'e saatler kala, Rusya bombardımana hız verdi.
Moskova ile Washington Yönetimi arasında varılan ve tarafların da riayet sözü verdiği 'şiddetin durdurulması' anlaşması bugün (TSİ) 00:00'da yürürlüğe girecek.
Fransız haber ajansı AFP, Kremlin'den yapılan açıklamayı duyurarak, Rus savaş uçaklarının Suriye'de 'terör örgütlerini’ vurduğunu belirtti.
KREMLİN İDDİALARI REDDEDİYOR AMA...
Kremlin, Rus Hava Kuvvetleri'nin muhaliflere yönelik hava operasyonu düzenlediği yönündeki iddiaları reddetti.
Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün Rus uçaklarının muhalifleri vurduğunu açıklamasının ardından, "Rus Hava Kuvvetleri, şüphesiz terör örgütlerine karşı operasyonlarına devam ediyor" dedi.
SALDIRILARIN YOĞUNLUĞU ARTTI'
Suriye İnsan Hakları İzleme Örgütü Direktörü Rami Abdülrahman, Rus hava saldırılarının normaldekinden daha yoğun olduğunu ve başkent Şam'ın Doğu Guta bölgesi, Humus'un kuzeyi ve Halep'in batısı dâhil muhalifleri hedef aldığını öne sürdü.
Abdülrahman, "Bombardıman alışılmıştan daha yoğun. Sanki Ruslar ve rejim, bu bölgelerdeki muhaliflere boyun eğdirmeye ya da ateşkesten önce puan kazanmaya çalışıyor" diye konuştu.
İzleme Örgütü, Halep'in Kaptan el Cebel bölgesinde radikal dinci olmayan grupları da vurduğunu belirterek, bu bölgeye yönelik operasyonda üçü çocuk olmak üzere aynı aileden sekiz kişinin öldüğünü duyurdu.
PESKOV: ATEŞKESTEN SONRA DA VURACAĞIZ
Peskov, Abdülrahman’ın açıklamalarını reddederek, Rusya’nın Birleşmiş Milletler tarafından ateşkesin dışında tutulan IŞİD, Nusra Cephesi ve başkaca radikal grupları vurduğunu ve ateşkes yürürlüğe girdikten sonra da söz konusu grupları vurmaya devam edeceğini söyledi.
ÖSO BİRLİKLERİ ATEŞKESE KATILIYOR
Öte yandan, Reuters'ın ateşkes görüşmelerine yakın bir kaynağa dayandırdığı haberine göre; Özgür Suriye Ordusu altında yer alan birlikler, gece yarısı başlayacak ateşkese katılmayı kabul etti. Yüksek Müzakere Komitesi'nden yapılan açıklamada ise Özgür Suriye Ordusu altındaki gruplar ve silahlı muhaliflerin geçici ateşkese riayet edecekleri ifade edildi.
ŞİMDİYE KADAR 470 BİN KİŞİ ÖLDÜ
Suriye Politika Araştırma Merkezi adlı grup, Suriye iç savaşında şimdiye kadar 470 bin kişinin öldüğünü, 1.9 milyon kişinin yaralandığını bildirmişti. Bu rakamın ülke nüfusunun yüzde 11.5’e denk geldiği ifade edilmişti.
6 milyondan fazla Suriyeli, ülke içinde yer değiştirirken, 4 milyondan fazla kişi yabancı ülkelere kaçtı. Suriye İnsan Hakları İzleme Örgütü ise iç savaştaki can kaybını 370 bin olarak vermişti.
Alıntı

Rusya hiç kimse ile anlaşma yapmaz. Diğer yazılarımda sebeplerini en ince detayına kadar anlattım. Özetle anlaşma hükümlerine de uymaz. Şimdiye kadar yaptığı anlaşmalara bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız.
Dünya Rusya'ya ters, Rusya Dünya'ya ters. Var olan hiç bir Ülke ile anlaşması mümkün değil. Sadece ortada bir çıkar söz konusu olursa, anlaşmış gibi görünür o kadar. Çıkar bittiğinde hop devam.
Rusya politik çözümden yana değil. Hiç bir zaman olmadı/olmaz/olmayacak!
İŞİD vs. gibi terör örgütlerini vururken masum halkıda vuruyorlar. ABD, ALMANYA, AVRUPA, RUSYA, İRAN, ÇİN, İSRAİL, ESAD REJİMİ = BİRLEŞMİŞ bir avuç müslümanı yenemiyorlar. Ve hala silah satışlarına devam ediyorlar.
AB'nin bölge de söz hakkı yok. PKK'ya destek veren Almanya dışında bölge de hiç bir etkinlikleri yok. Çünkü SUUDİ ARABISTAN'nın AB'ye ve silahlarına ihtiyacı yok. Olmayan silaha yasak koymak tam günümüz AB'sinden beklenecek bir saçmalık.
Neden SUUDİ ARABİSTAN petrolüne ambargo koymuyorlar?
Çünkü silahlardan aldıkları parayı Suudilere Avrupalılar kendileri ödüyorlar...
Suriye bu günlere nasıl geldi?
Ülke nüfusunun yarısı başta bulunan yönetime karşı ayaklanıyorsa bu demektir ki; Baştakilerin Yönetim biçiminin Meşrutiyeti (yetkilerinin anayasa ve halk oyuyla seçilen meclis tarafından kısıtlandığı yönetim biçimi) sürdürecek hiç bir hukuki sistemi yok. Bütün zorluklarına rağmen demokratik bir sistemi sürdürmenin önemini Suriye'de yaşananlardan görüyoruz. Demokratik bir hükümet seçimle kalır veya gider. Bir yönetim halk tarafından istenmediği halde gitmiyorsa o devletin demokratik düzeni biter. Diktatörlük sistemi gelir.
Türkmenleri bombalamaya devam edecekler, maksatları TÜRKİYE'nin karşılık vermesini sağlamak. 3.DÜNYA savaşı çıkarmak. Bu görev de Dünya'yı yöneten YAHUDİ'ler tarafından RUSLARA verildi! TÜRKİYE'yi yine RUSLAR'la savaştırıp 2023'e gelmeden kendi şartlarını bize kabul ettirmek amaç.
İNŞALLAH TÜRKİYE BU TUZAĞA DÜŞMEZ...

HÜLYA ÇAKICI

25 Şubat 2016 Perşembe

HÜLYACA YORUMLAR: ANAYASA MAHKEMESİ özetle HAK İHLALİ dedi!!!

HÜLYACA YORUMLAR: ANAYASA MAHKEMESİ özetle HAK İHLALİ dedi!!!: Yargılama henüz bitmiş değil. Bu sadece tutuksuz yargılama ile olan karar ki mahkeme haklıdır. Her birey aksi ispatlanıncaya kadar suçsu...

ANAYASA MAHKEMESİ özetle HAK İHLALİ dedi!!!


Yargılama henüz bitmiş değil. Bu sadece tutuksuz yargılama ile olan karar ki mahkeme haklıdır. Her birey aksi ispatlanıncaya kadar suçsuzdur.
Her şeyden önce, düşünce özgürlüğü ruhun yaşamasıdır.
Bu hak ihlali keyfi olarak yapıldı.
Bu hak ihlali bazıları mutlu olsun diye yapıldı.
Bu hak ihlali hak ve özgürlüklere yapıldı.
Bu hak ihlali konuşan, yazan ve çalışan beyinlere yapıldı.
Bu hak ihlali vs.......
Adalet Kör de, Topal da olsa gün gelir herkes gerçekler ile hesaplaşır. Bir gün!
Hakkını bir şekil de arayamayan ve tutuklu olanların darısı başlarına.
Yakında Anayasa Mahkemesi üyelerini de değiştirirler. Fazla umutlanmayalım :(
Bu kararda insan hakları mahkemesinin de büyük bir etkisi var. Basın özgürlüğü bizler için. Olması gereken oldu. Bazı zihniyetlerin zorlanması gerekiyormuş. Halbuki mantığı ellerine alıp düşünseler hukukun bir gün onlara da/herkese lazım olacağını görürler.
Can Dündar ve Erdem Gül, İnsan hakları mahkemesine başvurdular. İnsan Hakları Mahkemesi de Türkiye'deki Mahkemeye serbest bırakılmaları yönünde paylaşım da bulundu.
Peki içeride geçen günlerin hesabını kim verecek?
Bu sonucu ilk günden halk biliyor. İçeri girmelerini isteyenler ve bu kararı verenler bilmiyor mu?
Tabi ki biliyorlardı. Amaç gözdağı vermek, yıldırmak, bezdirmekti.
Yazdıkları ortada zaten. Dünyanın bildiği şeyler. Devletin yaptığı yanlışlıkları, kamu oyuna duyuran gazetecilerin içeriye atılması!
Gazeteci sadece dikte edilen şeyleri yazan değildir. Araştıran, bulan, halkın haber alma hakkı doğrultusunda ulaştığı gerçekleri yazandır. Onların özgürlüğü demek halkın özgürlüğü demektir.
Suçsuz olup, boş yere yatanların yerlerini tez zamanda gerçek suçlular alır umarım.
Anayasa mahkemesinde döneceği belliydi diyor hukukçular.
Peki tutuklama kararı isteyen savcı ve tutuklama kararı veren hakim hukukçu değil miydi?
Nasıl hukukçu bunlar o zaman?
Kimin hukukunu uyguladılar?
Hukuk nasıl bu kadar farklı yorumlanıyor?
Anayasa Mahkemesinin öğrendiği, uyguladığı hukuku alt mahkemedeki hakimler bilmiyor mu?
İnsan hayatı ile bu kadar oynamaya kimsenin hakkı yoktur.
Hiç kimse, hiç bir şeyinden güven duymamalı yargının bağımsız olmadığı ülkelerde. Bir mahkeme kararı ile her şeyini yitirebilir çünkü!
Sonuç da kaçmasınlar diye tutuklandılar değil mi? Bakalım kaçacaklar mı? :(
Bu karar iyi gibi gözükse de 3 ret 12 kabul oyu çıkması şaşırtıcı. Son yılların adaletin de boyle bir sonuç çıkmadı. Bakalım bu karar ne için verildi?
Yedi haziran seçimlerinden önce de Tuncay Özkan'ı böyle bıraktılar. Seçim yatırımı olmuştu o zaman. Öyle bir şey olmaz umarım. Malum her girip çıkan yandaş oluyor. Allahın bir hikmeti olsa gerek. Her ne kadar istemesek, sevsek, saysakta zamanla göreceğiz.

HÜLYA ÇAKICI

HÜLYACA YORUMLAR: 2016 Turizm Eylem Planı Ne Kadar İşe Yarar?/Yarar ...

HÜLYACA YORUMLAR: 2016 Turizm Eylem Planı Ne Kadar İşe Yarar?/Yarar ...: Turizm için nasıl geçen yıllarda videolar, tanıtımlar hazırlandıysa bu yıl da bu şekilde hazırlıklar yapılmalı.   HANİ DÜNYA'Y...

2016 Turizm Eylem Planı Ne Kadar İşe Yarar?/Yarar mı?/Yaraması için ne yapılıyor?/Yapılacak?


Turizm için nasıl geçen yıllarda videolar, tanıtımlar hazırlandıysa bu yıl da bu şekilde hazırlıklar yapılmalı.  

HANİ DÜNYA'YA SUNULACAK GÖRSELLER? NEREDE? 
TURİZMCİ CAMİASI BİZ KENDİ ÖN YARGIMIZI KENDİMİZ HAZIRLADIK! HAKSIZ MIYIM? KİME NE DİYORUZ?

Geçen yıl bu zamanlar bana dünyanın iş teklifi gelirdi. Şimdi hiç bir yerde ne ilan dönüyor, ne personel alımı var. 
Nisan açarız inşallah vs. gibi konuşmaları duyuyorum. İnşallahlık, maşallahlık iş değil, Ekmek paramız bu. 
BİRAZ HAREKET, DAVRANIN. İSTENİRSE BİR HAFTA DA BİLE NELER YAPILIR!

DEVLET TURİZMİN ÖNEMİNİN AZ DA OLSA FARKINA VARMIŞKEN VE KESENİN AĞZINI AÇMIŞKEN NE DURUYORSUNUZ?
HER YER DE FOSİL KAYNIYOR. ADI OLAN, AMA İCRAATI OLMAYAN, DÜŞÜNEMEYEN NE YAPACAĞINI BİLEMEYEN YÖNETİMLER TOPLULUĞU.
DEVLETE SİZ SUNUN ÖNERİNİZİ, PAKETİNİZİ, TELEVİZYON PROGRAMLARINA ÇIKIP EFTEN PÜFTEN KONUŞMALAR DEĞİL... ÇÖZÜM ODAKLI SUNUMLAR YAPIN.
ORADA BURADA OLAN TOPLANTILARA GİDİP ŞEREFLENDİRİYORSUNUZ VE PLAKETLER VERİYORSUNUZ YA! 
İNSANLARLA NELER YAPABİLİRİZ DİYE FİKİR ALIŞ VERİŞİNDE BULUNUN. 

NE DEMEK SEZONUN NELER GETİRECEĞİNİ HEP BERABER GÖRECEĞİZ?
NE HAZIRLIK YAPILDI DA NEYİ GÖRECEKSİNİZ?
SİZ EMEK VERİN, GELMEYEN GELMEZ. AMA BEN ORTA DA HAKİKATEN LAFTAN BAŞKA BİR ŞEY GÖRMÜYORUM.

POTANSİYEL TURİSTE;
Terörü, ölümleri unutturun. Ülkemize geldiklerin de nasıl bir tatil yapacaklarının imkanını gösterin. Gerekirse bire bin katın ama yapın.
TERÖR OUT, TATİL İN! 
Fikrinin beyinlerinde oluşturacağı reklam kampanyaları, görseller, tanıtım filmleri vs. hazırlanmalı acilen sonra yanıp yakılırız halimize. Önce bir görelim ve yaşayalım.
Bu sektörden en az 20- 25 milyon kişi ekmek yiyor. Bunlara aile nüfuslarını ekleyin ve rakama tekrar bakın. 
Şunu unutmayın hiç kimse aynı yerin de oturup kalmaz. Bu işin sonu size de sıçrar. Sıcak koltuklar bir bakmışsınız başkasının altında.
O yüzden icraat zamanı şimdi. En azından koltuklarınız için.

Teşvik dediğimiz problemleri nereye kadar çözer. Uçak kaldırana teşvik var süper olsun tabi ki. 
Ama uçağı dolduracak turist yok. BURADA İŞ TURİZM LİDERLERİNE DÜŞÜYOR.

Turizmcinin sorunu para değil. Turist. 
İngiltere de yayınlanan Telegraph’ın seyahat ekinde, bazı kruvaziyer şirketlerinin Türkiye'yi seyahat programlarından çıkardıkları yazılmış. 
HANİ KARŞI ATAK. GÖRSEL VE SÖZLÜ SUNUM NEREDE? 

Gerçekten Dünya Türkiye'yi savaş alanı gibi görüyor. Bunun sebebi yayın yasağı. İsteyen istediği resmi ve yazıyı, videoyu koyuyor.
Karşı atak gerekli. Sizler zeki insanlarsınız! Gösterin teşvikli zekanızı. 
Telegraph’ın seyahat ekinde First Crystal 2016′da gemilerinin uğrayacağı limanlar listesinden Türkiye'yi güvenlik riski nedeniyle çıkarmış ve İtalyan MSC Magnifica’nın haftalık İzmir ve İstanbul ziyaretlerini Martın sonunda bitireceğini söylemiş. Thomas Cook, Türkiye misafirinin üçte birini Tunus ve İspanya'ya yönlendirdiğini açıklamış. TUI'nin (İngiltere Thomson ve First Choice) Türkiye ve Yunan adaları rezervasyonları göçmen krizi nedeniyle % 40 civarında düşmüş. 
Bunları ben okuyorum. Peki turizmin büyük köşe taşları görmüyor mu? 
Karşılığında nasıl bir atak geliştirdiniz? 
İşinize gelmeyen insanları karşı atakla bezdirme politikası yapıyorsunuz ya.
Bunlara nasıl bir politika uygulayarak Ülkemize Çekeceksiniz? 

Nasıl Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakanımız Ülkede olan iyi ve kötü şeylerden sorumlu tutuluyor ise. Ve bizlerin de iyi veya kötü eleştirilerimize maruz kalıyor iseler..
Turizmin BAŞINDA OTURAN kişiler siz de TURİZM adına olan her şeyden sorumlusunuz?
Silkelenin ve Sorumluluklarınızı yerine getirin.
ŞUNU DA UNUTMAYIN.! SİZLER HER ŞEYİ BİLİRSİNİZ AMA?
TURİZM DEMEK SADECE OTEL, UÇAK, GEMİ, YAT, ACENTA vs. DEĞİLDİR! 
TEKSTİLCİLER, TEDARİKÇİ VE TAŞIYICI FİRMALAR, RESTAURANTLAR, DİĞER İRİLİ UFAKLI TURLAR VE TEKNELER, HEDİYELİK, KUYUM, HALICI VVVSSS. gibi firmalar turizm değil mi?
TÜRKİYE'NİN BİR UCUNDAN DİĞER UCUNA KADAR SADECE TURİSTE ÇALIŞAN VE GELİRİ TURİST ÜZERİNDEN OLAN FİRMALAR TURİZM BAŞLIĞI ALTINA GİRMİYOR MU?
Bu firmaların hepsi turizmden ekmek yiyen firmalar. 
Sizler bunları Devletimize anlatacak kişilersiniz. Sorumluluklarınızı başkalarına yıkmayın/yüklemeyin.
HİÇ BİR ŞEY İÇİN GEÇ DEĞİL. TANITIMLARA HEMEN BAŞLANIRSA ZARARIN NERESİNDEN DÖNÜLÜRSE KARDIR.
Ha ben yapamıyorum derseniz? Sizin yerinize hiç değilse yapabilecek kişilerin geçmesine izin verin.
Bu durum milyonların ekmek parası demek. Ego tatmin yeri ve Arenası değil.

Sayın Davutoğlu'nun açıkladığı 2016 Turizm Eylem Planı ektedir. Okumayan/tekrar okumak isteyen/unutmuş olanlar için tam içerik aşağıdadır.

HÜLYA ÇAKICI


2016 Turizm Eylem Planı;
SAYIN Davutoğlu, bu maddeleri açıklarken, siyasi krizin devam ettiği Rusya'ya mesaj gönderdi. 
"Devletler arasında sorunlar yaşansa da turizmi yaptırım olarak kullanmak doğru değildir" diyen Davutoğlu'nun açıkladığı maddeler şöyle:
* Özgüven sadece kendisine güvenmek değil, başkalarının güvenini de kazanmaktır. Başkalarının fikirlerini de dikkate almaktır.
* Gücümüzün kaynağı budur. Bireysel hayatımızda olduğu gibi, toplum hayatımızda da özgüvenimiz belirleyicidir.
* İçinde bulunduğumuz durumu gözeterek sağlam duruş her şeyden önemlidir. Özgüven kapasiteni keşfetmektir.
* Beraber düşünmek, birbirini dinlemek onları istifade edecek şekilde ele almaktır.
* Ulusal ve küresel krizleri güven duygusuyla aştık.
* Krize rağmen 6.5 milyon istihdam yaptık. Büyümeye kalkınmaya devam ettik. Kongre turizminden, turizme kadar birçok gelişim gerçekleştirdik.
* Milletimize güvendik, kendimize güvendik güzel sonuçlar ortaya çıktı. 
* Biz birlikte Türkiye'yiz. Biz Türkiye'yiz ve gücümüzün farkındayız. Terörün huzurumuzu hedef aldığı bu günlerde huzur için çalışırken reformlarımızı birer birer hayata geçiriyoruz.
* Terör canımızı yakıyor ama gündem olmasına izin vermiyoruz. Vaatlerimizin yüzde 75'ini, reformlarımızın yüzde 50'sini hayata geçirdik.
* Daha geçen gün Ar-Ge eylem planımızı hayata geçirdik. Ülkeyi kaosa sürüklemeye çalışanlara inat Turizm Eylem Paketi'mizi açıklıyoruz
* 17. büyük ekonomiyiz, her anlamda dünyayla bütünleşmeye devam ediyoruz.
* Kimse içe kapanacağımızı düşünmesin, dünyayla daha çok bütünleşeceğiz.
* Kimse Türkiye'nin eksenini değiştireceğini düşünmesin. Dünyaya açık bir ülkeyiz daha da açık olacağız.
* Gücümüzün ve potansiyelimizin farkındayız. Türkiye'nin zarar görmesinden medet uman paralel örgütler emellerine ulaşamayacak.
* Turizme zarar vermek isteyenler özgürlüğe müdahale edebileceklerini sanıyorlarsa yanılıyorlar.
* Terörün oluşturmaya çalıştığı gündem sizi esir almasın. Türkiye büyük bir devlet, milletimiz büyük bir millet.
* Hakedene hakettiği cevabı veriyoruz, vermeye devam edeceğiz. Rusya'yla olan gerilim ve çevre ülkelerle yaşanılan durumlarda bazı sıkıntılar yaşıyoruz.
* Turizm günümüzün en yaygın sektörlerinden biridir. 2002'de sadece 13.2 milyonluk rakamlar dünyanın 17. sırasındaydık.
*Geçtiğimiz yıl 40 milyon turist ağırladık. Dünyanın en fazla turist çeken altıncı ülkesi olduk. Avrupa'nın ise 6. ülkesi olduk. Hedefimiz dünyada ilk 3'e girmek.
* Bir süredir sektöre yeni destekler sağlamak için hummalı bir çalışma içindeydik.
* Bu tedbirlerin hayata geçirilmesinde sivil, merkezi, yerel aktörlerin desteklemesi önemlidir.
* Birincisi; tüm ülkelerden turist getiren A Grubu seyahat acentasına uçuş başı destek vereceğiz. Bakanlar Kurulu kararını Resmi Gazete
* 1 Nisan- 31 Mayıs arasında tüm ülkelerden turist getiren A Grubu seyahat acentasına uçuş başı 6 bin dolar destek vereceğiz.
* Destek verecek havalimanları Alanya Gazipaşa, Antalya, Muğla Dalaman, Muğla Bodrum, İzmir Adnan Menderes ve Kütahya  için sadece 8 ülke için kullanmıştık. Zafer Havalimanı'nı da ekledik, tüm dünyadan gelecek olan turistlere uyguluyoruz.
* İkincisi; Türkiye'ye turist getiren A Grubu seyahat acentalarına kredi garanti fonu teminatı ile kredi kullanma imkanı getiriyoruz.
* Bu destekten yararlanan firmalar için turist getirecek ülke 13'ken 26'ya çıkardık. En az 400 bin turist getiren seyahat acentalarına 100 bin TL'ye kadar kredi kullanma hakkı çıkmıştır.
* İhtiyaç durumunda düzenleme ve denetleme kurulu tarafından kurul kararı alınması olacaktır. Kredilerin geri dönüşünde sorun olursa yeniden yapılandırılmaya gidilecektir.
* Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan onaylı deniz turizmi tesislerini Ekonomi Bakanlığı'ndan destekliyoruz. Yat limanları, rıhtım iskeleler için yasal düzenlemeyi daha işler hale getiriyoruz. Konaklama tesisleri gibi yararlanacaklar
* Konaklama ile deniz turizmi tesislerinden bir önceki yıl 750 bin dolar döviz getirenler ihracatçı sayılacaklar. 1 milyon dolar şartını 750 bin dolara indiriyoruz. Ayrıca deniz turizmi tesisleri de yararlanacak. Yurt dışı fuarlara katılım desteğinden istifade edecekler.
* Çevreye duyarlı tesislere su, atık su, katı atık bedelleri en düşük tarifeden uygulanacak, aradaki farkı hazine karşılayacak.
* Bakanlık tahsisli konaklama tesislerinden alınan kira bedelleri 2016 yılı ödemeleri ertelenmesi 3 eşit taksit şekilde ödenmesi şeklinde yardımcı olunacaktır.
* Sekincisi ise kira bedelleri 2016 yılı ödemeleri ertelenmesi ve 3 eşit taksitte ödenmesidir. Acil Eylem Planı Destek Paketi hızlıca hayata geçirilecektir.
* Bu destek paketi telafi edilecek tedbirler geçirecektir. Ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığımız yapısal tedbirler üzerine de çalışmaktadır.
* Sektörümüze 255 milyon liralık hibe desteği sağlıyoruz. 288 milyon TL'lik ödemelerini de erteliyoruz ve 3 yıla yayılmış bir şekilde düzenliyoruz.
ALINTI

TURİZM ADINA GÜZEL VE BOL KAZANÇLI BİR SEZON OLSUN. 
HÜLYA ÇAKICI