15 Şubat 2016 Pazartesi

Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete

Başbakan Davutoğlu'ndan önemli açıklamalar..
Başbakan Ahmet Davutoğlu, çalışma ziyareti kapsamında yaptığı Ukrayna ziyareti öncesi basın mensuplarının sorularını uçakta cevapladı. Davutoğlu, "Türkiye, kendi güvenliğini korumak için her türlü tedbiri alır. Hiçbir ülke Suriye'deki gelişmelerden Türkiye’deki kadar etkilenemez. Dolayısıyla güvenlik tedbirleri almaktan tereddüt etmeyiz" dedi. Başbakan ayrıca, "YPG, Fırat’ın batısına geçmeyecek, Azez’e de yani Afrin’in de doğusuna geçmeyecek" ifadelerini kullandı. Davutoğlu Ukrayna'da yaptığı açıklamada ise, "Türk askeri Suriye'ye girdi" iddialarını yalanladı.
Başbakan Ahmet Davutoğlu Ukraynalı mevkidaşı Arseniy Yatsenyuk ile yaptığı basın toplantısında Suriye’de Türk askeri unsurlarının bulunmadığını açıkladı.
UÇAKTA SORULARI CEVAPLADI
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ukrayna'nın başkenti Kiev'e gidişinde uçakta gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. İlk olarak Ukrayna ziyaretinden bahseden Davutoğlu, kritik bir dönemde ziyaretin birçok boyutunun bulunduğunu söyledi. 
'BATILI ÜLKELERİN TUTUMU RUSLARI CESARETLENDİRDİ'
Davutoğlu, Ukrayna-Türkiye ilişkilerinin hızla geliştiğini belirterek, Ukrayna'daki gelişmelerin, bu ülkeye özel ilgi göstermelerini gerekli kılındığını dile getirdi. 
Suriye bağlamında ve çevre bölgelerde yaşanan gelişmelerle Ukrayna’daki gelişmeler arasında doğrusal bir ilişki bulunduğuna işaret eden
Davutoğlu, “Eğer Suriye’de, Rusya’nın rejime verdiği destek ve kimyasal silah konusunda 2013’te doğru bir tavır alınsaydı, muhtemelen Ukrayna’da Rusya bu kadar agresif bir tutum takınamazdı" değerlendirmesinde bulundu.
Davutoğlu, Batılı ülkelerin bazı tutumlarının, Rusları Ukrayna’da cesaretlendirdiğini dile getirdi. Rusya’nın son dönem stratejisine bakıldığında Ukrayna üzerinden AB’ye, Suriye üzerinden de Türkiye’yi sınırlamaya veya Türkiye’ye dönük olarak bir politika takip edildiğini kaydeden Davutoğlu, Ukrayna’nın şu anda istikrara kavuşmasının Türkiye için çok önemli olduğunu ifade etti.
YPG, RUSYA'NIN SURİYE'DEKİ ENSTRÜMANI'
Bir gazetecinin özellikle PYD ve YPG'nin Azez çevresindeki hareketliliğini hatırlatarak, "Türkiye’nin bombardımanı durdurması gerektiği yönünde çağrılar var. Bu çağrıları nasıl değerlendirirsiniz” sorusuna Davutoğlu, "YPG'ye yönelik çağrıların bir anlamı var. Çünkü YPG açık bir şekilde şu anda Rusya’nın Suriye’deki enstrümanıdır. Bunu hem iç hem de uluslararası kamuoyunun doğru okuması lazım. Eğer Rusya'nın, Suriye rejimini destekleme konusunda en güçlü enstrümanı nedir diye sorarsanız, YPG’dir" yanıtını verdi.
'TÜRKİYE GÜVENLİĞİNİ KORUMAK İÇİN HER TÜRLÜ TEDBİRİ ALIR'
Başbakan Davutoğlu, Suriye rejiminin en önemli enstrümanlarından birisinin de YPG olduğuna dikkati çekerek, YPG’yi Suriyeli bir aktör olarak görmenin mümkün olmadığını söyledi.Bu piyonun kendisini "DEAŞ'a karşı mücadele ediyorum" diyerek meşrulaştırmaya çalıştığını vurgulayan Davutoğlu, “Peki Azez ve civarında DEAŞ var mı? Yok. Halep’in kuzeyinde DEAŞ var mı? Yok. Orada ne arıyorlar" dedi. Azez bölgesinde bir tek DEAŞ mensubu yokken Rusya, havadan Azez'e Halep’e saldırmasının başka bir anlamı olduğuna işaret eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
Herkesin bunu görmesi lazım. Bugün Türkiye’de PKK, Suriye’de de YPG Rusya’nın açık bir enstrümanıdır. Onun yayılmacı politikalarının piyonlarıdırlar. Bu doğru görülmezse ileride daha başka sıkıntılar doğacak. Rusya, Türkiye’yi sıkıştırabilmek için de bu araçları kullanıyor. Dolayısıyla bizim tutumumuzun son derece meşru bir temeli var. Birincisi Türkiye, kendi güvenliğini korumak için her türlü tedbiri alır. Hiçbir ülke Suriye’deki gelişmelerden Türkiye’deki kadar etkilenemez. Dolayısıyla güvenlik tedbirleri almaktan tereddüt etmeyiz. İkincisi Suriye içindeki gelişmeler bağlamında da ılımlı muhalefeti yok etmeye ve Halep-Türkiye koridorunu Azez üzerinden de YPG ile kapatma, sonraki aşamada da Azez'in de doğusuna geçerek, YPG’nin Kobani'den gelen muhtemel YPG’lilerle birleşme gibi teşebbüsleri karşısında, Türkiye’nin tavrı eskidendir belli. YPG, Fırat’ın batısına geçmeyecek, Azez’e de yani Afrin’in de doğusuna geçmeyecek. Buralarda ılımlı muhalefet var. Açıklamaları takip ediyoruz ancak bu açıklamaları alandaki bu tabloyu görerek değerlendirmekte fayda olduğu kanaatindeyiz."
BARIŞ SÜRECİNE DE KATKIDA BULUNACAK BİR TAVIR'
Davutoğlu, Erzincan'da yaptığı konuşmasını hatırlatarak, Türkiye’nin bu konuda kararlı olduğunu, YPG’nin Azez’e yönelik her saldırısının Türkiye’nin güvenlik kaygılarını önemli ölçüde artırdığını ifade etti. Saldırıların aynı zamanda büyük bir mülteci akınına da yol açtığının altını çizen Davutoğlu, “Bir, Türkiye’ye mülteci akınlarının önlenmesi, iki Türkiye’nin sınır güvenliğinin sağlanması, üç ılımlı muhalefetin Rusya-İran-Suriye rejim güçlerinin yanında YPG ile katılmasının önüne geçmek için bu yaklaşımımız sürecek. Gerekli gördüğümüz yerde gerekli gördüğümüz müdahaleler kullanılır" diye konuştu. 
Davutoğlu, bu durumun aynı zamanda Suriye'deki barış sürecine de katkıda bulunacak bir tavır olduğunu vurguladı.
'SPEKÜLASYONLARI GÜNDEMDE TUTMAMAK LAZIM'
Bir soru üzerine Davutoğlu, 'Bir dünya savaşı çıkabilir' algısının Rusya tarafından yaratıldığını dile getirdi. Davutoğlu, böyle bir algı operasyonuna gelinmemesi uyarısında bulunarak, 5 yıldır Türkiye'nin çevresinde savaş yaşandığını, Türkiye'yi de bu savaşın dışında tuttuklarını anlattı. Gerekli olmadıkça herhangi bir risk oluşturacak adım atmadıklarını ama gerekli olduğunda da adım atmaktan kaçınmadıklarını bildiren Davutoğlu, "Kimsenin böyle bir savaşçı lobisi oluşturması doğru değil. Türkiye gerekli gördüğü tedbirleri alır ancak tedbirleri alırken Türkiye'nin istikrarının ve pozitif siyasi atmosferin etkilenmemesine de büyük özen gösterir. 'Savaşa giriyoruz, girdik' gibi gazete manşetlerine de yansıyan spekülasyonları kesinlikle gündemde tutmamak lazım" ifadesini kullandı.
Davutoğlu, "Beş senenin sonunda Suriye'de bir kara harekatı zorunlu mu" sorusu üzerine şunları kaydetti: 
"Hava operasyonları olmamış olsaydı bugün Suriye'de çok farklı bir tablo olurdu. Suriye'deki temel problem, başından itibaren Suriye rejiminin ve şimdi de Rusya'nın havadan yaptığı saldırılar. Yani karada kendi vatanını savunan Suriyeli kardeşlerimize bir üstünlük kurulamayınca hava gücüyle Suriyeli kardeşlerimizin üzerine bomba yağdırılıyor. Esas problem hava saldırılarının durmasıydı. Maalesef bu sağlanamadı. Maalesef Türkiye'nin söylediği, yıllardır uyardığı hususlarda gerekli adımlar atılamadı. Şimdi Amerikan basınını takip edin, Türkiye'nin teklif ettiğinin, uygulanmaması dolayısıyla ne kadar büyük hata yapıldığı bugün bütün Batı basınında yer alıyor. Şu anda da önce hava saldırıları durmalı, arkasından alanda savaş suçu işleyen rejim unsurları ve DEAŞ terör örgütlerinin dışında kalan ve Suriye halkının temsilcisi olan gruplar desteklenmeli, belli bir dengeyle barış süreci inşa edilmeli."
Alıntı
Rusya’dan Türkiye’ye küstah tehdit.
Rusya parlamentosunun üst kanadı Federasyon Konseyi’nin Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı Konstantin Kosaçov, Türkiye’nin Suriye’ye karadan girmesi durumunda arkasında Batı desteği olmayacağı gibi, “karşısında İran ve daha kötüsü Rusya’yı bulacağını” iddia etti.
Rusya’nın resmi haber ajansı RİA’ya konuşan Kosaçov, “Türkiye yönetimi son davranışlarıyla Suriye bahsini artırma çabaları sergiliyor. Ancak Ankara’nın izlemeye başladığı bu çizginin Batılı müttefikleri tarafından desteklenmediğini hatırlatmak isterim. Batı Suriye krizinin görüşmeler yoluyla çözümünden yana. Türkiye’nin davranışlarında ikinci ve belki de daha ciddi tehlike, Suriye’ye girmesi halinde İran ile büyük bir savaş başlatacak olması” dedi.
Kosaçov, “En kötü senaryo ise Suriye’deki savaş alanında karşısına Rusya’yı alması olacak. Bilindiği üzere Rusya son aylarda silahlarının gücünü Suriye’de kanıtladı ve gerektiğinde onları kullanmaktan çekinmeyeceğini herkese gösterdi” iddiasında bulundu.
RUS DIŞİŞLERİ'DEN AÇIKLAMA
Rusya Dışişleri Bakanlığı ise Türkiye'nin, Suriye'nin kuzeyindeki YPG ve rejim mevzilerini vurmasını "provokatif" bir eylem olarak niteledi.
AFP'nin haberine göre, Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Türk topçuları, 13 Şubat'tan beri rejim güçleri Kürt milislerce teröristlerin elinden alınan Suriye kasabalarını vuruyor" denildi.
Açıklamada, Rusya'nın bu konuyu BM Güvenlik Konseyi'ne götüreceği bilgisine yer verildi.
Alıntı

Bunun nesi küstah? Gerçekleri dile getirmiş adam. Ülkesinin hak ve çıkarlarını korumak adına konuşuyor.  Daha kriz başlar başlamaz, Avrupa ülkeleri Türkiye'yi NATO dan çıkaralım dedi. ABD engelledi. Ve olacakları söylüyor. Nükleer güce karşı koyamayız. Karadan, havadan ve denizden atılabilen, kıtalar arası nükleer balistik füzeleri var. Kahramanlık yapmaya gerek yok.
Rusların saldırmamasının nedeni hazırlık yapmaları ve Türkiye'de bulunan NATO kontrolündeki silahlardır. O yüzden Rus uçağını vurduğumuz gün NATO'ya koştuk. NATO bizden desteğini çekerse, Ruslar için bu silahlar ürkütücü olmaz.
Yapılacak tek doğru hareket angajman kurallarını daha katı şekilde uygulamak, hava sahasını ihlal ederse... Rusya Suriye'den savaş açmaya cesaret edemez. Ederse de Suudi arabistandan değil NATO'nun desteğini sonuna kadar alırız. Amerika ve AB öyle bir duruma sokmak istiyorlar ki Türkiye'yi desteklenmeyecek biçimde Türkiye'nin savaşa girmesini istiyorlar. Türkiye'nin ilk ateşi Ruslara attırması lazım ki NATO mecbur kalsın yoksa bizi asla desteklemezler.
ABD ülke politikasının tamamını çıkarları üstüne kurmuş. Çıkarlarıyla  oynadığınız an, kim olursa olsun geçer karşısına. Ülkesindeki petrol Suudi'lerin sayesinde doluyor. Rusya bunun farkında  ondan çekiniyor Suudilerden. Dokunduğu an ABD ile karşı karşıya kalacak. Bu da işine gelmiyor.
Suudiler 20 Arap ülkesiyle birleşti. ABD, İngiltere, Avrupa Suudilere dokunan olursa affetmez. Çünkü Suudilerin petrolünü işleten ABD, İngiltere ve Avrupa. ABD şimdi ne derse desin Suudilerin yanında olur. Petrol, Petrol. Suudiler de bütün askeri teknolojisini ABD'den alıyor ve su gibi ucuz petrol akıtıyor karşılığın da ABD'ye.
Kendi silah sanayimiz olmalı ki başka Milletlere muhtaç olmayalım. Olmazsa ne olduğu ortada işte. Türkiye Milli Silah Sanayiisine önem veren mühendisler yağcı, yardakcı, yalayıcı olmaz. Bu nedenle sevilmezler (Gerçi bu her iş için geçerli). Çeşitli hilelerle ve yalanlarla işten istifaları sağlanır. Yerine de bir emekli ya da kukla atanır.
Rusya ekonomisi doğal kaynaklara bağlı. Petrol ve doğalgaz fiyatlarının da hali ortada. Ruslar şu an gizli bir kriz yaşıyorlar. Zaten genel olarak da zengin ve fakir ayrımı çok uç nokta da olan bir ülke. Krizleri de çok daha belirgin olacak.
Kaynak bulmaları gerekiyor ve sıcak denizlere inme hevesi yıllardır bilinen bir şey. Buldu işte şimdi yolunu da kolay kolay bırakmayacaktır.
HÜLYA ÇAKICI


Ülke olarak ne istediğimiz belli değil :( YPG'ye sınıra yaklaşmasın diyoruz seçimden önce adamları sınırdan geçirdik, seçimden önce açılım mevzusu vardı, şimdi sınıra yaklaşmasın diyoruz.
Başbakan YPG Rusya'nın piyonudur diyor. Doğru diyor ama aynı zamanda Amerika'nın da piyonu olduğu çok açık ortada. Bilmek istenilen şu, Amerika ile Rusya müttefik mi oldular? Biz bu ilişkilerinin neresindeyiz?
Azzaz'ın düşmesine izin verilmeyecek, peki Azzaz kimin elinde ki düşecek? BM tarafından tanınmış sınırları olan Suriye isimli resmi bir ülke varken, bu ülkenin de resmi bir devleti, hükümeti ve ordusu varken ve söz konusu Azzaz'dakiler de bu hükümetle silahlı mücadele ederken düşmesine izin vermeyeceğiz ne anlama geliyor? Hangi meşru temelden bahsediyorsunuz? Enteresan bir dış politikanız var :(
PYD politikasının nedeni; PYD'nin ESAD'ın çıkarları doğrultusunda davranması.
Miniğ ve Azez'in kaybedilmeden önce EL Nusra kontrolünde imiş. Demek ki Fırat’ın batısına geçecek ve Azeze de. Yani Afrin’in de doğusuna geçecek.
Fırat'ın batısına da geçecekler. Geçtikleri zaman savaşa mı gireceğiz? Nasıl, hangi ekonomiyle, kimlere karşı? Kazanmanız mümkün mü? Kendi kendimizi öyle bir tuzağa soktuk ki, bir çıkış kapısı bile bırakmadık. Ypg hiç bir zaman İŞİD ve Elnusra kadar tehlike oluşturmadı. Ayrıca YPG bölgeyi kontrol ederse göçmenler gelmez, gelenler de geri gider. Türkiye bu terörist cihatçılardan kurtulmuş olur böylece.
Suriye üzerinde Türk savaş uçağı gördükleri anda Rus'ların düşüreceği bilindiği için, Suudi uçakları İncirlik'e getirildi. Sınırlarımızı sadece toplarla koruyabilir hale geldik. Dibimizdeki terör unsurlarına topla saldırabiliriz ancak. Rusya ve ABD ise binlerce kilometreden füze ve uçakla vuruyor.
'Batılı ülkelerin tutumu Rusları cesaretlendirdi' Uluslararası ilişkilerde doktora yapmış bir başbakan bu cümleyi kurmamış olmasa idi, biz bu cümleden şu sonucu çıkartabilirdik; Ruslar ile Amerikalılar anlaştı, Türkiye de arada harcandı.
Gidilen ve bu konuşmanın yapıldığı yer Ukrayna. İyice kışkırtıyoruz Rusya'yı. Rusya Ukrayna ile sorun yaşarken Ukrayna niçin ziyaret ediliyor?
Kendimizi dış politikada iyice yalnızlığa itiyoruz maleseff. Kimsemiz kalmadı.
Geçen sene Suriye'lileri Ülkemize davet ederken ne diyorduk, ortalık günlük gülistanlıktı. Yanlış dış politika, Rusya ile iletişimsizlik.
Bizdeki Suriyeliler yan gelip yatacak, bizim askerlerimiz onlar için savaşacak. Onlar vatanları için savaşmadan kaçacaklar, bizim askerimiz de canını tehlikeye atacak.
Gaza gelen millet asıyor, kesiyor. Hatırlamakta fayda var. Hitlerin bir lafı var; Savaşı halk istedi cezasını da halk çeksin. İki gün sonra attığı attık, tuttuğu tuttuk konuşan safım güzel insanım aynı cevabı almayasın.
HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder