31 Mart 2016 Perşembe

HÜLYACA YORUMLAR: Yalan silahım olmadı. Doğru söyleyince yalnız kald...

HÜLYACA YORUMLAR: Yalan silahım olmadı. Doğru söyleyince yalnız kald...: Ne yazık ki insanlığın geldiği nokta bu kadar acı işte :( İnsan her zaman yaşamak için umut dünyasına başvurur. Yalanların tatlı, gerç...

Yalan silahım olmadı. Doğru söyleyince yalnız kaldım.!


Ne yazık ki insanlığın geldiği nokta bu kadar acı işte :(
İnsan her zaman yaşamak için umut dünyasına başvurur. Yalanların tatlı, gerçeklerin ise acı olduğu varsayımı doğrudur. İnsanlar her zaman duymak istedikleri şeyi duyar ve görmek istedikleri şeyi görürler. Yüzeysel bir rahatlama.
Yalanlara inanmayı seviyoruz, çünkü plasebo etkisi denen bir şey var. Tabii ki, bilginin inançtan farkı KESİN olması. O yüzden aynı etkiyi yaratmıyor. Bu durum evrimsel açıdan neden yalana ihtiyaç duyduğumuzu az çok açıklıyor. Ama her zaman daha fazlasını isteyen insan egosu haliyle bunun da cılkını çıkartmış.
İnsanlar kendilerini rahatlatmak için bir tür meditasyon türü de olan yalana sarılmak davranışına başvurabiliyorlar. Bu kadar farklı kültürün olduğu bir tarihsel dönem ve mekanda beklenen sonuçtur. Şu koca bilgi okyanusunda. Tek yol gösterici bilimdir.
Yalan her türlü kullanabilen ve her açıdan yorumlanabilen bir sosyal gerçektir. İnsanın sosyalleşmesi ve iletişime geçmesiyle daha da artmıştır.

Hayata tutunmamızı sağlayan iyimser öngörü, aslında yalanların en büyüğüdür. Paranın satın alma gücünün oluşturduğu hiper gerçeklik alanından beslenir. Geç de olsa ancak hayat biterken her şeyin ölüm olduğunu anlarız. Çocuğun babasına, satıcının müşterisine ya da liderin halkına söylediği yalanlar görülen rüyanın parçaları olarak değerlendirildiği oran da anlaşılabilir. Ya da anlayışla karşılanabilir. Pusu ve tuzaklar bunun tipik örnekleridir.
Yalan ve aldatma insan türü ile yok olmayacaktır. Doğa da aldatmanın pek çok çeşidi bulunmaktadır.

İnsanın mutluluğa yönelmesi hayatta kalmak için düzenlenmiş evrimsel bir mekanizmadır. Günümüz de bu, kendisini yalan da olsa rahatlatıcı, güven verici dayanaklara gerçek veya değil irdelemeden sarılmasına yol açıyor.
Aslında bilimin muhteşemliğini keşfetseler, yalanların peşinde koşmaya gerek kalmaz. Çünkü bilim mucizevi şeyleri görmemizi sağlar. Bilim insanlarının bize sundukları büyü, fal, astroloji vs. gibi şeylerden daha ilginçtir.
Asıl mutluluklar o yaşadığımız acıların içerisinde. Veya mutluluk o pisliklerin içerisinde ama çıkarmaya üşeniyoruz. Kısacası mutluluk bile bedel ödeyenlerindir.

HÜLYA ÇAKICI 

HÜLYACA YORUMLAR: İnandığım için Cumhuriyet. İnandığım için ATATÜRK....

HÜLYACA YORUMLAR: İnandığım için Cumhuriyet. İnandığım için ATATÜRK....: Mustafa Kemal Atatürk'e laf söyleyebilmek için: 1- Bir savaşın kaderini değiştirmen lazım. Çanakkale Savaşı. 2- Davet edilmediğin b...

İnandığım için Cumhuriyet. İnandığım için ATATÜRK.


Mustafa Kemal Atatürk'e laf söyleyebilmek için:
1- Bir savaşın kaderini değiştirmen lazım. Çanakkale Savaşı.
2- Davet edilmediğin bir kongreye, kendini davet ettirip oradan kararlar çıkarman lazım. Erzurum Kongresi.
3- Sultanlarının dirayetsizliği yüzünden parçalanmış bir İmparatorluktan ve fakir halktan bir Kurtuluş Savaşı başlatman ve bu savaşı kazanman lazım.
4- Aynı kaynaklarla yeni bir devlet kurman lazım. Türkiye Cumhuriyeti.
5- Bu yeni Devletle, bölgedeki diğer devletlerden daha ileri demokrasi ve medeniyet hedefiyle Devrimler yapman lazım.
6- Dönemin bütün devletlerince tanınman ve takdir edilmen lazım.
7- Bu Devletin bütün müdahalelere ve kötü yönetimlere rağmen doksan üçüncü yılını tamamlaması lazım.
8- Rakı masasına adabınla oturup kalkmayı bilmen lazım.
Bunları yapanı onunla kıyaslayabilirsin ve de sevsen de, sevmesen de hakkını vermen lazım.

İnadına Cumhuriyet değil.
İnandığım için Cumhuriyet.
İnadına ATATÜRK değil.
İnandığım için Mustafa Kemal Atatürk!
Bazı insanların derdi ATATÜRK olmuş! Demek ki neymiş, kedi ulaşamayacağı ciğere mundar dermiş.
Atatürk'e hakaret edip onun kurduğu bu güzel vatanın toprağın da yaşayıp, üzerin de Atatürk'ün resmi olan paraya muhtaç olmak :)
Allah'ın Atatürk'e vermiş olduğu yeteneklere ve bilgilere sahip olmadıklarından, Atatürk'ün başarıları ve bir dünya lideri olarak ağırlığı altında her zaman ezildiklerinden, bu ezikliklerini ancak bu şekil de ona çamur atarak gidermeye çalışıyorlar.
Altın çamura düşünce değerinden birşey kaybetmez. Bu söylemler de hiç birşey ifade etmez :) Kişi kendisini nasıl görüyorsa, karşısındakini de öyle görürmüş. Bu dünyadan göçen bir insan için çirkin sözler ortaya atmak sahibinin günahıdır/ayıbıdır...

HÜLYA ÇAKICI

30 Mart 2016 Çarşamba

HÜLYACA YORUMLAR: Yüreğimizle boyayalım dünyayı...

HÜLYACA YORUMLAR: Yüreğimizle boyayalım dünyayı...: Evren bizi cezalandırıyor veya ödüllendirmiyor. Sadece yaydığımız titreşimsel tavırlara yanıt veriyor. Aynaya bakıp dış görünüşümüzü...

Yüreğimizle boyayalım dünyayı...



Evren bizi cezalandırıyor veya ödüllendirmiyor. Sadece yaydığımız titreşimsel tavırlara yanıt veriyor.
Aynaya bakıp dış görünüşümüzü düzeltiyorsak, insan aynalarımızda da iç alemimizi düzeltmeliyiz.
Ayrılıkların acıtmasının sebebi budur zaten bana göre. Yoksa "onsuz yaşayamam" yersiz bir sitem. İnsanlar ayrıldıktan sonra da gayet güzel devam ederler hayatlarına. Ama bir zamanlar seni o kadar güzel seven adam/kadın için artık yoldan geçen herhangi biri olma fikri üzer insanı. Nasıl olabilir ya dersin, yani şimdi hiç özlemiyor mu? Başta biraz acıtır, ama sonra bir bakmışsın sen de özlemiyorsun. Artık sıradan biri olmuş. İşte o zaman geçer. Gerek şartlar, gerek bizzat sevginin muhatabı sebep olur buna. Ama er ya da geç bu şekil de geçer. Zamanın eli her şeye ilaçtır. Kendiliğinden geçene kadar acı çekilecek. Acısız aşk yavan olur zaten. Ama insan sevmek kadar sevilmeye de muhtaç. Düşündüğü kadar düşünülmeye, merak ettiği kadar edilmeye. Bunları göremeyince zamanla yoruluyor tabii ve vazgeçiyor.

Seni ağlatan kişi, uzanıp dokunmuyorsa yanaklarına, silmiyorsa gözyaşını, senin saçlarına, ellerine, yüreğine dokunmasına ihtiyacın olduğun da, uzak duruyorsa senden, sil at onu hayatından. Çünkü, senin kalbine değemeyen, gözyaşına hiç değemez. Cennete uçabilecek kanatların yoksa. Uçmanın güzelliğinden bahsetmek acıdır.

Sevseydi vazgeçmezdi. Beklerdi. Mücadele ederdi. Ama onun için o kadar kolaydı ki gitmek bir şey demedim. Gitmek isteyene bahane çok zaten. Gitmek istedi ve gitti ötesi yok.
Kal da demedim.
Zaten benden vazgeçeli çok olmuş.
Ben de ondan vazgeçtim.

Hayat bu. Bir varmış, bir yokmuş.
Sürükleyip götürdü ömrümü işte.
Bazen kırılmış dallar da ince bir sızı.
Bazen ağlayan gözler de, süzülen bir gözyaşı gibi.
Yalnız kaldım. Ne hayat anladı beni, ne de ben hayatı.

İnsan bir ecelini bilmezmiş, bir kaderini. Bilinen tek şey var sevgi. Onun da kıymeti bilinmezmiş. Yanımızdaki veya yüreğimizdekiler gizli gücümüz olsun.

HÜLYA ÇAKICI

HÜLYACA YORUMLAR: Umut fakirin ekmeği işte.

HÜLYACA YORUMLAR: Umut fakirin ekmeği işte.: Turizm Bakanı: 1 milyon Ukraynalı bekleniyor.Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, Türkiye’nin bu sene Ukrayna'dan bir milyon turist b...

Umut fakirin ekmeği işte.

Turizm Bakanı: 1 milyon Ukraynalı bekleniyor.Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, Türkiye’nin bu sene Ukrayna'dan bir milyon turist beklediğini söyledi.
Bakan Ünal Ukrayna temasları çerçevesinde başkent Kiev’de 22. Ukrayna Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı’nda (UITT 2016) Türkiye standını ziyaret etti. Burada konuşan Ünal, Ukrayna ile Türkiye arasında son dönemde gelişen ilişkilerin turizmde, sosyal ve kültürel alanlarda zirveye ulaştığını belirterek “Ukrayna, bizim için sadece bir komşu ülke değil, yüksek düzeyli stratejik işbirliği yaptığımız bir ülkedir.” dedi. 2016'nın Ukrayna ile ilişkilerde farklı ve yoğun bir yıl olacağını vurgulayan Ünal, iki ülke arasında havayolu taşımacılığının oldukça gelişmiş durumda olduğuna işaret etti. Bugün itibariyle THY’nin Ukrayna’da 7. nokta olarak İvano-Frankivsk şehrine uçuş başlattığını kaydeden Ünal, “Bu 7. noktanın bizim için özel bir önemi var. Bu sene Osmanlı askerinin Galiçya’ya gelişinin 100. yılını anacağız. Ünal, 2015'te Ukraynalı turist sayısının 700 bin olduğunu hatırlatarak, "Bizim bu seneki hedefimiz Ukrayna’dan bir milyon turistin Türkiye’ye gelmesini sağlamaktır."

Türkiye'deki turizm sektörü anlatıldığından kötü durumda...
Ukrayna da para mı var? Gelse ne olur. Gelmese ne olur. Gelmeleri kar değil sadece zarar verir otellere. Ayrıca Ukrayna da 1 milyon toplam turist var. Dünya'nın hiç bir yerine gitmeyip sadece Türkiye'ye mi gelecekler. Politikacılar için etik kanunu lazım. Nefes alır gibi yalan söylüyorlar :) Ukrayna'daki tatile gidebilecek potansiyel insan 100 bini geçmez :)
Adamların nüfusu 44 milyon. Ortalama aylık gelir 250 dolar. Her 44 Ukraynalı'dan biri Türkiye'ye Turist olarak gelecek, biz de bundan para kazanacağız. İnandırıcı mı? Umut fakirin ekmeği işte. Üstüne para mı verdiniz gelsinler diye. Gelse gelse evlenmek için, çocuk bakmak için gelirler ancak.
Rusya Ukrayna'dan gaz borçlarını tahsil edemiyor. İngiltere ve Alman gazeteleri terör yüzünden Türkiye'ye gitmeyin diyor. Bakanın yapması gereken Türk halkının tatil düzenlemesi ve yeni alternatifler arayışıdır.
Kendi Vatandaşının tatilini düşünmeyip elin aç milletini doyurmak için hala uğraşan gerçek Türkiye burası. Acınası haller bunlar. Avrupa vatandaşları her 6 ayda bir tatile rahatlıkla gidebilirken bizim Ülkemizde tatil hayal.
Verin aç adamlara verdiğiniz para uygulamasından Türk vatandaşa otelleri, bakın nasıl dolduruyorsunuz. Zaten her halükarda kar elde edemeyeceksiniz bu yıl. Bari Hayır duası alın.
Yazın azalma %20'yi bulsun o zaman kimse ayakta kalamaz. Zaten maksimum %20 karla 3-4 ay full çalışabilen bir sektör turizm. Milletin sandığı gibi 100'de 100 karlı bir sektör değil.

Yine diyeceğim hep diyeceğim. Çin ve Japon turiste yönlendirin gözlerinizi. Para harcayan ve parası olan iki ülke. Nüfusları fazla ve kesinlikle 10 kişiden 9'u tatil yapıyor. Bırakın dar kafalılığı geniş düşünün, düşünmekle de olmaz hayata geçirin. Bu saatten sonra ne vursak kar. Önümüzdeki yıllara da iyice alt yapı oluşturulur bu konuyla ilgili.

Devlet araştırmadan konuşacağına turizm sektörünün her bölümüne sahip çıksın. Otelciler kan ağlıyor. Yıllardır aile gibi oldukları personellerini işten çıkarmak zorunda kalıyorlar. Kiralarını ve vergilerini ödeyemez hale geldiler. Dolayısıyla milli servete! katkı da bulunamadıkları gibi, milyonlarca lira harcayıp açtıkları oteller sinek avlar duruma geldi. Acilen tedbirler alınmalıdır. Yoksa bu işin sonunda herkes zarar görür.

HÜLYA ÇAKICI 

Köy Enstitüleri en büyük eğitim reformudur.! - (Yazar:Hülya ÇAKICI)

Köy Enstitüleri en büyük eğitim reformudur.! - (Yazar:Hülya ÇAKICI)

29 Mart 2016 Salı

HÜLYACA YORUMLAR: İstifa edene işsizlik maaşı geliyor.!

HÜLYACA YORUMLAR: İstifa edene işsizlik maaşı geliyor.!: İstifa edene işsizlik maaşı geliyor. Asgari ücretin yılbaşında 1.300 lira olması, 720 bin taşeron işçinin kadroya alınmasının ardında...

İstifa edene işsizlik maaşı geliyor.!


İstifa edene işsizlik maaşı geliyor.
Asgari ücretin yılbaşında 1.300 lira olması, 720 bin taşeron işçinin kadroya alınmasının ardından gözler işsizlik maaşına çevrildi. Türkiye İş Kurumu’nun (İŞKUR) son yapılan Genel Kurulu’nda işsizlik maaşına yönelik bazı düzenlemelere gidilmesi kararı alındı. Bu kapsamda öncelikli olarak işsizlik maaşından yararlanma koşulları kolaylaştırılacak. İŞKUR’un uzun süredir üzerinde durduğu çalışmaya göre işsizlik sigortasından faydalanabilmek için 120 gün olan prim ödeme zorunluluğunun 30 güne indirilmesi, kendi kusuru dışında işten çıkarılma şartının kaldırılması, 600 gün süre ile işsizlik sigortası primi ödenmesi şartının ise 100 güne indirilmesi gibi düzenlemeler üzerinde duruluyor. İşsizlik ödeneği miktarı sigortalının son 4 ay içindeki sigorta primine esas kazançları dikkate alınarak hesaplanıyor. İşsizlik maaşı almanın kolaylaştırılmasının yanı sıra yılbaşından itibaren 658-1.316 lira olan işsizlik maaşı ödeneği miktarının da kademeli olarak artırılması formülü üzerinde duruluyor. Sosyal güvenlik uzmanları işsizlik maaşının üst sınırının öncelikli olarak 1.500 liraya sonrasında ise 2 bin liraya kadar çıkarılabileceğini ifade ediyor. Mevcut sistemde özel sektörde ne kadar maaş alırsa alsın işsiz kalması halinde kişinin eline brüt asgari ücretin yüzde 80’inden fazla para geçmiyor. Çalışmalarda işsizlik maaşının mesleğe dönüşmemesi üzerinde de duruluyor. Maliye Bakanlığı ile Kalkınma Bakanlığı’nın da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile koordineli yürüttüğü çalışmaya göre yeni sistemde işsizlik maaşının kişi adına yatan prime göre tespit edilecek. Özel sektörde yüksek maaşla çalışan birisinin daha fazla işsizlik maaşı alabilmesinin önünün açılabileceği ifade ediliyor. İşsizlik maaşı 10 aya varan sürelerle ödeniyor. İşsizlik sigortası hizmetlerinden yararlanabilmenin mevcut uygulamaya göre bazı koşulları bulunuyor. 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa göre, işsizlik sigortası kapsamında bir iş yerinde çalışırken kişinin çalışma istek, yetenek, sağlık ve yeterliliğinde olmasına rağmen, kendi istek ve kusuru dışında işini kaybetmesi gerekiyor.

3 YIL ÜST ÜSTE ZARAR EDENE MALİYE’DEN UYARI 
Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı zarar beyan eden mükelleflerin peşine düştü. GİB tarafından üç yıl üst üste zarar beyan eden işletmelere mektup gönderilmeye başlandı. Vergisini zamanında ödemeyen mükellefler hakkında gerekli işlemlerin yapılacağı ifade edilen GİB’in uyarı yazısında, “Kurumlar vergisi beyannameleri üzerinde yapılan risk analizi çalışmaları neticesinde 2012, 2013 ve 2014 vergilendirme dönemlerinin tamamında zarar beyanında bulunduğunuz anlaşılmakta olup bu mektup, söz konusu durum hakkında bilgilendirilmeniz amacıyla tarafınıza gönderilmiştir. 2015 yılı kazançlarınıza ilişkin vereceğiniz kurumlar vergisi beyannamesi ile bu beyannamede göstereceğiniz kazanç üzerinden ödeyeceğiniz vergiden dolayı şimdiden teşekkür eder bol kazanç ve başarılar dileriz” denildi.

SOSYAL GÜVENLİK DENETMENLERİNDEN ÖZLÜK HAKKI TALEBİ 
Sosyal Güvenlik Kurumu’nda (SGK) denetimlerin yüzde 75’ine yakınını gerçekleştiren Sosyal Güvenlik Denetmenleri özlük haklarında iyileşme bekliyor. SGK tarafından yapılan açıklamalara göre kayıtdışı istihdamın Türkiye için yıllık maliyeti yaklaşık 30 milyar TL. Bu rakam, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun 2015 yılı için öngördüğü bütçe açığının oldukça üzerinde. Kayıt dışılığın azalmasında Sosyal Güvenlik Denetmenleri önemli görevler üstleniyor. Sosyal Güvenlik Kurumu 2011 yılından bu yana KPSS (A) Kariyer şartları ile mesleğe özel yarışma ile 1.300 civarı Sosyal Güvenlik Denetmen Yardımcısı aldı. Yüzde 50 si yüksek lisans ve doktora mezunu/öğrenimi devam eden, yaş ortalaması 33 olan bu meslek mensuplarından yaklaşık 700 kişisi özlük haklarının zayıflığından ötürü başka kurumlara geçti. Bu durumun düzeltilmediği takdirde maalesef kan kaybının devam edeceği belirtiliyor.

Güç fiziki yapıdan değil, boyun eğmeyen iradeden gelir.!
Avrupa'da çöpçüyle doktorun refah seviyeleri aynı. Neredeyse oksijenimizden bile vergi alacak devletin bu yaptığı az bile. İşveren asgari ücret yükseldi diye iki kişinin yaptığı işi bir kişiye yüklemeye çalışıyor. Başka geliri olmayan insanlar da mecburen kabulleniyorlar. Ülke patron memleketi oldu çıktı.
Yıllarca işsizlik primi ödüyorsun (Bordrolarınıza bakın). Sadece işten çıkarıltıldığın da ve en fazla 10 ay ödeniyor. Gerçekten haksızlık.
İstifa edenlerin ve özellikle de prim ödeme yılına göre tüm çalışma yılların da, zaman kısıtlaması olmaksızın, işten ayrılma durumun da en az BİR yıl verilmeli.
Seçim yatırımı olabilir. Tembeller ülkesi olduk iyice. Suriyeli her şahsa ayda 1300 TL. veriyorlar. Bu göz önüne alınırsa vatandaşa da verilmeli. Ama bir verip bin alma. Ve verirken de insanların burnundan getirme. Yani istifa et 3 kuruşa mahkum ol, sonra bize gel sana makarna, kömür verelim! Sende oy ver.
İstifa et, yerine Suriyeliler geçsin. vvvsss.
Hatta kimse çalışmasın maaş bağlansın, kesin daha çabuk kalkınırız.!

HÜLYA ÇAKICI

HÜLYACA YORUMLAR: Camdan Tavanı Yıkanlar!

HÜLYACA YORUMLAR: Camdan Tavanı Yıkanlar!: Uzmanlar diyor ki, Çocuk tacizcileri büyük çoğunlukla çocukken tacize uğramış kişilerdir. Bu cinsel taciz olabildiği gibi, şiddet gö...

Camdan Tavanı Yıkanlar!


Uzmanlar diyor ki, Çocuk tacizcileri büyük çoğunlukla çocukken tacize uğramış kişilerdir. Bu cinsel taciz olabildiği gibi, şiddet görme veya şiddete dolaylı yoldan maruz kalmak (seyretmek vb.) da olabilir.
Dolayısıyla bu işler öyle bireysel falan değildir. Toplum olarak da kendimize çeki düzen vermemiz gereklidir. Kadın cinayetleri, çocuk gelinler, ensest, aile içi şiddet konularında ki rakamlar, sağlıklı bir toplum olmadığımızı gösteriyor.
Çocuk tacizinin camiadaki adı BADELEMEK. Bir kere olan bir şeye ille de isim bulmak için uğraşılmaz. Demek ki bu iş kurumsal, kendi TERMİNOLOJİSİNİ bile oluşturmuşlar.

''Bir kereden bir şey olmaz'' açıklamasıyla tepkilerin odağı olan aile bakanı, yeni bir skandala daha imzasını attı.
"İstismara uğrayan çocukları cezalandıracağız."
Bence birisi konuyu anlatsın, çünkü hala ne olduğunu anlayamamış!
Hangi suçla cezalandırılacaklar? Suçları yaşıyor olmaları mı? Orada bulunmaları mı? Çocuklar konuştukları için suçlu mu oldular! Yazıklar olsun, olayı kapatmak için nasıl çırpınıyorlar.!
Son zamanlar da olamaz dediğim o kadar çok şeyin olduğunu gördüm ki! Böyle bir soruşturma/cezalandırma/suçlama beni hiç şaşırtmaz. Artık hiçbir şey şaşırtmıyor zaten, hiçbir şey :(

İslam da bu ahlaksızlık var diyorsunuz. Kuran'ı dolayısıyla ALLAH"ı inkar ettiğiniz sonucu çıkıyor. Ve bu saf millet sizi dinliyor ve size inanıyor. Müslümanlık temiz bir din olarak biliyoruz. Bu konuşmalar ve demeçlerle Dinimizi kirletiyorlar. Sizler BADELEMEK yaşayacaksınız diye o çocukların ruhunun aldığı yarayı kim saracak?
Çocuğu yok mu bunların? Bu ne vicdansızlık. Bunlar nasıl bu mevkilere geliyor? Bir çocuk ne emeklerle büyüyor, anneler her şeyini çocuğu için feda ediyor, üzerine titriyor. Bu düşünce bozukluğu insanı dehşete düşürüyor.
Çorap söküğü gibi her şey yavaş yavaş gün yüzüne çıkıyor. Bu vahşete de dur diyecek tek güç, duyarlı insanlar. Her şeyin başı Allah korkusu ve vicdan...
Hani eskiden türbanlı bacılarımız vardı. En ufak bir olumsuzluk da sokaklara çıkardılar. Çocuk istismarını kabullenmişler galiba. Sizin müslümanlık anlayışınız bu mu. Bunların ar perdeleri yırtılmış, ne söylesek boş. Sizin gibiler yüzünden Müslümanlık ahlaksız bir dinmiş gibi algılanıyor. Dünya Alem İslamı gerçekten böyle sanıyor. Bunlar adını koymadıkları başka bir din icat ettiler her halde. İslam ve Müslümanlıkla uzaktan yakından ilgisi olmayan bir din.

Atatürk'ün 1927'de yaptığı konuşmanın bir bölümüdür. Aynen olduğu gibi yazıyorum.
"Efendiler, biz tekke ve zaviyeleri din düşmanı olduğumuz için değil, bilakis bu gibi yapılar din ve devlet düşmanı oldukları, selçuklu ve osmanlı'yı bu yüzden batırdığı için yasakladık. Çok değil yüzyıla kalmadan eğer bu sözlerime dikkat etmezseniz göreceksiniz ki, bazı kişiler bazı cemaatlerle bir araya gelerek bizlerin din düşmanı olduğunu öne sürecek, sizlerin oyunu alarak başa geçecek, ama sıra devleti bölüşmeye geldiğinde birbirlerine düşeceklerdir. Ayrıca unutmayın ki, o gün geldiğinde, her bir taraf diğerini dinsizlikle ve vatan hainliği ile suçlamaktan geri kalmayacaktır."
17 Aralık 1927/ Ankara

Yasalar bu çocukları koruyamazsa diyeceğim hiç bir şey yok. O zaman toplum olarak utanmalıyız.!
Sonra oradan savaş geçti. Her şey çürüdü. Arkadaşlık, akrabalık, inanç, din, sadakat ve hatta ölüm.

HÜLYA ÇAKICI

HÜLYACA YORUMLAR: Einstein'ın İzafiyet Teorisi

HÜLYACA YORUMLAR: Einstein'ın İzafiyet Teorisi: Bu teori oldukça basit. Einstein'ın teorisi, daha sonradan yapılan onlarca deney ile doğruluğu kanıtlanmış iki varsayımda bulunuyo...

Einstein'ın İzafiyet Teorisi


Bu teori oldukça basit. Einstein'ın teorisi, daha sonradan yapılan onlarca deney ile doğruluğu kanıtlanmış iki varsayımda bulunuyor. Işık hızının hiçbir zaman değişmeyeceği ve fizik kurallarının her durumda aynı olduğu.
Einstein'ın doğruluğu kanıtlanan ilk varsayımı; Işığı gözlemleyenlerin hızına veya ışığın kendi kaynağının hareketine bakılmaksızın, ışık hızı her gözlemci için aynıdır.
İkinci varsayımı; İster hareket eden ister sabit duran bir zemin üzerinde olun, gözlemleyeceğiniz fizik kuralı hiçbir şekilde değişmez. Yapılan tüm deneyler bu iki varsayımın da doğru olduğunu kanıtlamış durumdadır.
Bu iki varsayımın doğurduğu sonuç ise Zaman akışının yavaşlaması.
İki aynı yaşta insandan birisi uzaya gidiyor ve diğeri dünya da kalıyor. 5 yıl sonra uzaydan gelen 5 yıl yaşlanırken dünya da kalan 110 yaşına geliyor. İkizler Paradoksu olarak bilinen bu durum aslında yalnızca klasik fizikçiler için bir paradokstur. Einstein'a göre bu durumun bir paradoks olmakla uzaktan yakından alakası yok. Onun bir devrim niteliği taşıyan İzafiyet Teorisi'ne göre, eğer ışık hızının herkes için aynı olduğunu ve fizik kurallarının asla değişmediğini varsayarsak, ikiz kardeşlerin durumu içerisinde yaşadığımız evrenin en temel özelliklerinden bir tanesidir.

Herhangi bir madde ışık hızına ulaştığında kütlesi büyür ve genişler. Bu Cern'deki deney de protonların ışık hızıyla fırlatılmasından çarpmanın izlerinde büyümenin gözlemlendiği belirtilmiştir.
Problem bir yol problemi değil. Dolayısıyla gittim, geldim, nötrledim diye bir şey söz konusu değil.
Işık hızına yakın gittiğiniz sürece o oranda zaman sizin için yavaşlayacak ne tarafa doğru gittiğiniz önemli değil (dairesel hareket yapmadığınız sürece). Bu durumu daha basit izah etmek için şöyle anlatayım. Işık hızının %90 oranında hareket edin. Karşı taraftan gelen bir araçta aynı hızda hareket etsin. Klasik anlayışla iki hızın toplamı  ışık hızını geçer. Ama rölativiteye göre ışık hızı sabittir. Yani yol=hız×zaman yani x=v×t. Uzay da alacağınız yol bir sabit ışık hızı da tüm gözlemciler için sabit. Dolayısıyla denklem de değiştirebileceğiniz tek şey zaman parametresidir. Bu ışık hızının invaryant kalmasının doğal bir sonucudur. Son olarak hiç bir madde ışık hızına ulaşamaz. Sadece çok yaklaşabilir. Ayrıca ışık hızına yaklaştıkça kütle artmaz, iç enerji artar. Kütleniz sabittir. Yani hızlandıkça madde oluşup üzerinize yapışır gibi bir durum söz konusu değildir.
Sadece matematik fizik değil, bundan 100 yıl öncesin Einstein 4. Boyuta farklı bir anlam katarak fiziği yorumlamış ve hala çözülemiyor. 4. Boyut olan zaman 3. Boyutu tamamen geçersiz kılıyor. Nevton teorilerini tamamen geçersiz kılıyor. Bir dergideki yazı 5. Boyutta Einstein'ın tüm teorilerini geçersiz kılıyor. Işık hızından binlerce kat daha hızlı parçacıkların varlığından söz ediyor. 5. Boyutta evreni fizikle çözmenin zorluğundan yani. Kaldı ki evren de toplam 12 boyut var.
Hız, ışık hızına yaklaştıkça zaman yavaşlıyor. Böyle bir durum da oluşacak zaman farkına karşı hücresel düzeydeki biyolojik saatimizin verdiği tepki önemlidir. Klonlama sonucun da oluşan kolonları ana hücrenin yaşlanma zamanına uyarlanan biyolojik saatleri vardır.

Şimdi farklı iki fikir sunayım, ufak bir örnekle.
Zaman her yerde aynı işler insanları istediğin hız da seyahat ettirsende aynı hız da yaşlanır. Uzaydaki insanla,  dünyadaki insan aynı süreyi yaşar. Sadece birisi daha fazla mesafe kateder.  Şöyle düşünelim ahmet dünyanın etrafını bir yıl da turluyor. Diyelim ki 1000 km. Mehmet ise uzayda ışık hızında bir yıl da  yüz milyon km. Katediyor ikisinin de ömründen bir sene geçiyor.
Zaman biz uyurken farklı işler. Tüm vücut sistemi yavaş çalışır. Uykuya daldığımız da bize 5 dk. gibi gelebilir ama saatlerce uyumuşuzdur. Yani saçmalık olmayabilir:)

HÜLYA ÇAKICI

28 Mart 2016 Pazartesi

HÜLYACA YORUMLAR: İkinci el insan olmak.!

HÜLYACA YORUMLAR: İkinci el insan olmak.!: Çoğumuz ikinci el insan haline geldik. Okuyoruz, üniversiteye gidiyoruz, bilgi sahibi oluyoruz.  Bu bilgiler başka insanların, düşündü...

İkinci el insan olmak.!


Çoğumuz ikinci el insan haline geldik. Okuyoruz, üniversiteye gidiyoruz, bilgi sahibi oluyoruz. Bu bilgiler başka insanların, düşündüklerinden ve söylediklerinden oluşuyor. Topladığımız bilgileri, başkalarının bilgileriyle karşılaştırıyoruz. Orijinal hiç bir şey yok. Yalnızca tekrar ediyoruz, yine tekrar ediyoruz, yine tekrar ediyoruz. Biri bize farklı bir şey sorduğunda cevap veremiyoruz. Herkesi aynı kefeye koyamasak da, yüzdenin çok üstü bu durum da. Yaşamaya başladıktan sonra ölüm anına kadar öğrenen canlılarız. Bu bizi öğrenci yapar. Devamlı öğrenip alaka kurup fayda üretimi için beyin devamlı çalışıyor. Beynimizin yarattığı bütün bu kargaşa değil mi zaten bizi insan yapan? Hiçbir hayvanın beyni böyle şeyler yapabiliyor mu? Tabii burada yine mutlu ve iyi bir insan olmayı başarmak beynimizi, beynimiz aracılığıyla ne kadar yönetebilmemize bağlı. Olumlu yönünü beslersek sakin, mutlu, iyi bir insan. Olumsuz yönünü beslersek mutsuz, aksi, çekilmez ve  kötü bir insan oluruz. İşte asıl sorun da bu besleme işini başarmak. Bir insan ne ile meşgul ise odur, yani düşünebildiği kapasitededir. Ancak bazı dış faktörler düşüncelerimizin yönünü değiştirebilir. Hiç olmadık düşüncelerin içinde bulabiliriz kendimizi. Bu da otokontrol mekanizmamızın iyi çalışmıyor olmasından kaynaklanıyor. Önemli olan zihnimizi kontrol edebilmek. Kendimizi tanımamız bu beyindeki bağlantıların kullanılmasıyla ilgili. Bilmediğimiz bu potansiyel enerjiyi nasıl kontrol altına almak gerektiği.

Geleceği bilemeyiz. Çünkü gelecek canlı ve sürekli hareket halinde. Düşüncelerimiz ise geçmiş kaynaklı. Geçmiş ile beslenir ve geçmişten oluşmuştur. Ölü bir şeydir. 
Ölü bir şeye bakıp canlı bir şeyi bilmemiz mümkün değil. Düşüncelerin geçmiş kaynaklı olması ile geleceği görememe arasında bağlantı yoktur.
Gelecek bilinmese dahi geçmişle benzerlikleri olabileceği için tahmin edilebilir.
'Her bir insan farklı dünyadır.' sözü boşuna söylenmemiş. Oldukça karmaşık olan bu konularda fikir yürütebilmek kolay değil. Bu konuda tek söyleyebileceğim şudur. 
Güzel şeyler düşünmek insanı güzelliklere, kötü şeyler düşünmek de kötülüklere götürür. Geçmişin tecrübeleri bir çok kez geleceğe ışık tutar. Ve geleceğin tanımını kolaylaştırır. 
Bu da bazen geleceği görmemizi sağlar. Geçmiş ölü değildir. Yaşanan her şey bize yol gösterir. Ve hiç bir şey tesadüf değildir. Geleceğimizi inşa etmek için yardımcı olur. 
Bazen ani kararlar veririz. Yanlış kararlarımızın nedeni budur. Ama beyin geçmişin yaşam ve tecrübeleri ile bize doğruyu gösterir.

Evet biz insanlar o kadar çok düşünüyoruz ki bazen anlamsız, bazen kendimizce anlamlandırdığımız bir sürü konu. Ve bu düşünceler bizim o mükemmel beynimizi yorarken sinir sistemimizi etkiliyor. Ben kendi adıma o kadar çok hızlı düşünüyorum ki, bunu beni tanıyanlar fark ediyor. 1. Konu bitmeden 2. konuyu düşünmeye başlıyorum vs. bu şekil de devam ediyor. Önemli olan kaliteli bir şekil de düşünmek. Beynimizi yoran her şeyden arındırmak, pozitif düşüncelere yer açmak. 

İnsanların düşüncesini yaşadığı toplum düzeni çok etkiliyor. Örneğin ülkemizde şöyle bir algı var. Çok düşünmeyen insanlar daha mutlu. Bir süre sonra beynimizi düşünmemeye sevk ediyor bu tür konuşlar. Maalesef teknoloji, oyunlar vs. düşünceleri donduran en tehlikeli etmen. Farkında olmadan bizim tercih etmediğimiz düşünce veya görseller zihnimizde hazır fikir olarak yer ediyor ve başkalarının düşüncelerini düşünmeye başlıyoruz. Ve özgürlüğümüz kalmıyor. Bu durumsa kendimizi sıradan hissetmemize sebep oluyor ve potansiyelimizi kullanamıyoruz.

Platon şöyle demiş. Ne olursan ol önce nefsinin öğretmeni, vicdanının da öğrencisi ol.

HÜLYA ÇAKICI

Hayatı Anlamlı Yaşamak İsteyenlere... - (Yazar:Hülya ÇAKICI)

Hayatı Anlamlı Yaşamak İsteyenlere... - (Yazar:Hülya ÇAKICI)

HÜLYACA YORUMLAR: Çocukları çocuk, gençleri genç olarak görmek istiy...

HÜLYACA YORUMLAR: Çocukları çocuk, gençleri genç olarak görmek istiy...: Herodot, 2500 yıl önce Barışta oğullar babalarını gömer, savaşta ise babalar oğullarını gömer! demiş. Asker devlet demek, hükumet ...

Çocukları çocuk, gençleri genç olarak görmek istiyoruz.!


Herodot, 2500 yıl önce Barışta oğullar babalarını gömer, savaşta ise babalar oğullarını gömer! demiş.
Asker devlet demek, hükumet demek, millet demektir. Eğer Askerin ülken de şehit ediliyorsa ve senin askerini şehit edenler şehirler de elini kolunu sallayarak dolaşıyor ise ellerini kafan da birleştirip bir düşünmenin zamanı gelmiş de geçiyor demektir!
Bir ananın oğlunu, bir kadının eşini, çocukların babalarını kim geri verecek. Benim askerim, polisim orada savaşırken, oradaki halk ne yaptı peki? O hendekler kazılırken neden o hainlere karşı çıkmadı, neden savaşmadı? Neden toprağını bırakıp kaçtı? Bunun hesabını  sormak gerekir. 
Kaçanla savaşan ayrımı ne zamana kaldı? Kuyular, tüneller kazılırken devlet görmüyor desek, peki oradaki halk ne yapıyordu?

22 yaşındaki bir gencin terörist öldürme tecrübesi ne olabilir ki? Yazık bu çocuklara. 
Kendi torunu tabutta, dedesi tabutun önünde duran askerin gözyaşlarını siliyor. Şehitlerimizi yalnız bırakanlar utansın!
Çocukları çocuk olarak, gençleri genç olarak görmek istiyoruz. Çoğulculukların yaşayabilecekleri bir dünya da yaşam hakkına sahip bir birey olarak, onları da gülerek, oynayarak, öğrenerek görmek istiyoruz! Onları koruyarak, arkalarında olarak yetişmelerine fırsat, alan ve mekan sağlayarak! Çocuklarımızı koruyalım. Toplum da olan her şey için sorumluluk taşıyoruz! Çabamız insan yetiştirmek olsun! Öldürmek değil!
Don Kişot'un yel değirmenlerine savaş açması gibi bir şey oldu artık. Teröre kaç ülke destek veriyorken arada çözüm süreci diye bir şey vardı. Türkiye için çok tehlikeli bir süreçti. Tavşana kaç tazıya tut denmemeliydi. Jetler vuruyor kaç zamandır neden bitmedi. Daha kaç bin şehit verilecek. Her gün onlarca terörist etkisiz hale getirildi deniyor. Ama bir iki terörist cenazesi gösterildi. Her gün üçer beşer şehit haberi alıyoruz. Cenazeleri defin ediliyor. Fakat teröristlerin cenazeleri gösterilmiyor.

Terör dün vardı. Bugün var. Maalesef yarınlarda da olacak. Terör tüm dünya da bitmeyecek bir bela. 
Bu teröre lanet trafik canavarı gibi bir şey. Sanki bizden değil? O suçlu biz değiliz? Hepimiz sorumluyuz ve bazılarımız kurban. Ambulans vaktinde geldi. Kan ihtiyacı yok. Çünkü her yer kan.

Teröristin yuvalanıp silah/mühimmatını rahatça yerleştirdiği ve karış karış bildiği bir bölgeye güvenlik güçlerini neden sokarlar? Uyarını yap. Süre ver. Çıkan çıkar. Çıkmayan da sonucuna katlanır. 
Hava ve tank bombardımanıyla gir. Tamamen temizlendiğinden emin olduktan sonra sok oraya askerini/polisini. Sonuçta taş üstünde taş kalmayacağa belliyken niye boş yere vatan evlatlarını şehit ettiriyorsunuz bölge de. Teröristlerin olduğu bina, sokak, mahalleden siviller boşaltılıp top ateşiyle fazla yaklaşmadan müdahale edilebilirse kayıplar azalacaktır.
TSK'nın çelik miğfer konusunda ısrar etmesi lazım, HÜKUMET para yok diye tekliflerine olumsuz cevap vermiş. 
Operasyon tamamen teröristlerin istediği şekilde ilerliyor olan askerimize/polisimize/şehitlerimizin yakınlarına oluyor.

Artık diyecek kelime/cümle/söz  kalmadı. Sonunda buna da yani her gün gelen şehit haberlerini de alıştı bu milleti. 
Askerimiz/polisimiz can verirken, sanki her şey güllük gülistanlıkmış gibi durumumuz.
Hükumet yönetim çizgisini bu şekilde devam ettirir, halk da sessiz kalırsa şehitlerimiz haklarını kesinlikle helal etmeyeceklerdir hiçbirimize.
İstediğin gibi yaşa bir gün öleceksin. Kimi seversen sev bir gün ayrılacaksın. Ne yaparsan yap bir gün hesabını vereceksin.!

HÜLYA ÇAKICI 

27 Mart 2016 Pazar

HÜLYACA YORUMLAR: 72 şart!

HÜLYACA YORUMLAR: 72 şart! Dalga geçer gibi!: Avrupa Birliği'ne vizesiz seyahatte işte bunlar değişecek.. Brüksel'de 18 Mart'ta yapılan Türkiye ve Avrupa Birliği Zirv...

HÜLYACA YORUMLAR: Ne istediniz çoluk çocuktan?

HÜLYACA YORUMLAR: Ne istediniz çoluk çocuktan?: CANLI BOMBA SALDIRISI 55 kişinin yaşamını yitirdiğini, 200'den fazla kişinin de yaralı olduğu söylendi. Kurbanların çocuk ve kadın ...

Ne istediniz çoluk çocuktan?

CANLI BOMBA SALDIRISI
55 kişinin yaşamını yitirdiğini, 200'den fazla kişinin de yaralı olduğu söylendi. Kurbanların çocuk ve kadın olduğu belirtildi. Lahor'daki saldırının canlı bomba tarafından gerçekleştirildiği ve pazar tatili nedeniyle lunaparka eğlenmeye gelen halka yönelik düzenlendiği duyuruldu.Gülşen el İkbal Parkı'nın çıkış kapısının hemen dışında ve salıncaklardan birkaç metre uzaklıkta yaşanan intihar saldırısı, henüz hiçbir grup tarafından üstlenilmedi. Hedefin Paskalya için dışarıya çıkan Hıristiyan aileler olduğu yönünde spekülasyonlar da var.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Pakistan’ın Lahor kentinde meydana gelen terör saldırısı ile ilgili olarak, “Pakistan’ın Lahor şehrinde meydana gelen terör saldırısını şiddetle kınıyorum” dedi."Ailelerin, özellikle de çocukların yoğun olarak bulunduğu bir lunaparkta meydana gelen saldırı, terörün sınırlar ve değerler tanımayan yüzünü ortaya koymuştur” diyen Erdoğan, "Bu saldırı, tüm dünya ülkeleri için terör karşısındaki samimi duruşlarını göstermelerini temin edecek bir sınavdır. Türkiye, her zaman olduğu gibi bu acı gününde de Pakistan’ın yanındadır. Tüm ülkelerin de Pakistan için aynı samimi tavrı göstereceklerini ümit ediyorum. Bir kez daha Lahor’daki saldırıdan dolayı Pakistan halkına şahsım, ülkem ve milletim adına başsağlığı dileklerimi sunuyorum” ifadelerini kullandı.
Alıntı

Lunaparka saldırı yapan bu zihniyetlerle aynı dünyadayız. Beyinleri uyuşturucuyla yıkanmış ve uyutulmuş psikopatlar. Ne istediniz çoluk çocuktan? Çocuk, yaşlı, masum demiyor bu katiller. Allah korkusu da yok. Allah kendi şerlerinde boğsun bunların hepsini. İnsanın özü kötü. Cahillik de eğitilememiş ruh o kötülüğün ortaya çıkmasını sağlıyor. 3. dünya ülkeleri cahilliklerini kötülüğe çevirmiş durumdalar ve bütün dünyaya zarar veriyorlar. Her geçen gün daha kötüye gidiyor. Bunun sonu da ya 3. dünya savaşı, ya da dinler arası savaş. Aslında başladı bile. 
Dünyanın çivisi çıkmış halde! Bu durumlar da gösteriyor ki 3.Dünya Savaşı içindeyiz ve savaşın başlayacağı bölge de Suriye. Başlamasına çanak tutan Batılılar da içine çekiliyor yavaş yavaş ve tüm dünyaya yayılıyor. Terörü doğuran Dünyanın geri kalanı, özellikle Avrupa terörü çok ciddi şekil de kendi topraklarına çağırıyorlar. Kendi kazdıkları kuyuya kendileri düşmek üzereler. Ve masumlar dışında buna sebep olup, doğuran, besleyen, yayan herkesin sonunu da görürüz umarım. Ama asla masum insanları hedef almadan, hangi dil, din, ırk olursa olsun.
Dünya basını her gün brüksel patlamasını yazıp çiziyor. Patlama bir müslüman ülke de olunca dünyanın umurunda bile değil.
Dünya geneli için batıdaki huzur ve Güvenlik daha önemli. Ankara, İstanbul, Brüksel, Bağdat şimdi de Lahor. Ölü sayısı tüm ülke ve şehirlerde de fazla olduğu halde, Bağdat ve Lahor'daki patlamalar diğerleri ile aynı etkiyi yaratmadı. Anlaşılan o ki, dünya için insanlar ülkelerine göre değerli. Patlamalar da doğuya gidildikçe tepki azalıyor. Orta da bir adaletsizlik var. Ve bu adaletsizliğin çözüm yeri neresi belli değil.
Pakistan halkının ölenlerine rahmet, yaralılarına acil şifalar diliyorum. Masum insanlara karşı işlenen terör olaylarını da kınıyorum.

HÜLYA ÇAKICI

26 Mart 2016 Cumartesi

HÜLYACA YORUMLAR: Vatandaşa 11 milyar borç.!

HÜLYACA YORUMLAR: Vatandaşa 11 milyar borç.!: Vatandaşa 11 milyar borç çıktı! Gelir testi yaptırmayan vatandaşlara toplam 10,9 milyar TL borç çıkarıldı. 2012’de yürürlüğe giren yeni so...

Vatandaşa 11 milyar borç.!

Vatandaşa 11 milyar borç çıktı!
Gelir testi yaptırmayan vatandaşlara toplam 10,9 milyar TL borç çıkarıldı.
2012’de yürürlüğe giren yeni sosyal güvenlik sistemine göre Genel Sağlık Sigortası (GSS) tüm vatandaşlar için zorunlu olunca, sosyal güvencesi olmayanlara (geliri belli olmayanlar) GSS primlerinin ödenmesi için gelir testi yaptırma zorunluluğu getirildi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Soylu, gelir testi yaptırmayan 5,3 milyon kişinin borcunun 10,9 milyar TL olduğunu bildirdi. Bakan Soylu, ülke genelinde 5 milyon 390 bin 455 kişinin gelir testi yaptırma yükümlülüğünde olduğu halde gelir testi yaptırmadığını belirterek, “Bu durumdaki kişilerin borcu 10 milyar 962 milyon TL olup, bu rakama göre kişi başı ortalama borç tutarı 2 bin 33 TL” dedi. Soylu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak’ın, “genel sağlık sigortası kapsamındaki gelir testi uygulamasına” ilişkin yazılı soru önergesini yanıtladı. Türkiye genelinde 5 milyon 390 bin 455 kişinin gelir testi yaptırma yükümlülüğünde olduğu halde gelir testi yaptırmadığını belirten Soylu, bu durumdaki kişilerin toplam borç miktarının 10 milyar 962 milyon 923 bin lira, kişi başı ortalama borç tutarının ise 2 bin 33 lira olduğunu vurguladı.
Alıntı

GSS borçlarına af bekleniyor.
Hükümet gelir testini nasıl yapıyor anlamakta zorluk çekiyorum.
18 yaşını dolduran bir insanı yetişkin olarak kabul ediyor devlet.
Gelir testine gelince ailesinin gelirini de ortaya koyuyor. 18 yaşını dolduran kendi kendini idame edebilendir. Yani ailesinden ayrı demektir. Devlet nasıl oluyor da o bireyin ailesinin gelirini toplamını ortaya koyuyor?
İş bulamayan gençler? Bunun mantığını halen anlayabilmiş değilim. İş bulup çalışmaya başlayınca da iki yıl devlete borç ödeyecekler.
25 yaş üstü ne olacak?
Emeklilik de yaşa takılanların borcu birikmeye devam mı edicek?
Genele yayılaması gerekmiyor mu çıkacak yasanın?
GSS borçları için yasa beklemeyin.
Zaten resmi gazete de 10.02.2016 tarihin de yayımlandı.11.03.2016 tarihinde de 2016/6 sayılı genelge ile işlemler başladı.
Sosyal güvencesi olmayanlara ve işsizlere GSS'nin ZORUNLU olması, her ay ZORLA GSS prim borcu çıkarılması anayasaya ve uluslararası insan hakları sözleşmesine aykırıdır. Alınmayan mal ve hizmetinde borcu olmaz! Hukuka aykırıdır. İnsanların sağlıkları ile ilgili tercihlerine zorunluluk getirilemez.
Bu meselenin çözümü hukuktan geçer. Muhalefet vekilleri GSS'nin zorunlu olmasının iptali için mahkemeye başvurmalılar. Gss Başlı başına saçmalık  kimsenin bu borçtan haberi yok. Her gün de faiz işliyor. Avrupa işsizine sahip çıkıyor. Ülkemiz de mültecilere tanınan haklar  bize, ülkenin kendi vatandaşına tanınmıyor. İşsizlik üstüne bir de ceza. Hastaneye ücret ödeyerek muayene  olsam da/olsak da yine devlete para ödemek zorundayım/zorundayız. Neyin aklı anlamıyorum. Gitmediğim hastanenin neden parasını  ödemek zorundayım?
Maaşını bir elinle alıyorsun, dakikasın da diğer elinle veriyorsun. Avuçlarına bakıyorsun, kuş misali uçup gitmiş.
İnsanlar sırf nefes aldıkları için zorla her ay 65 TL, 197 TL ve 395 TL ödesinler ya da borçlandırılmaya devam mı edilsin?
Yargıtay’a kadar giden GSS davaları mevcut. İç hukuk yolları tüketildikten sonra anayasa mahkemesine ve insan hakları mahkemesine başvurulabilir. Veya hiç bir şey yapmadan sızlanmaya devam edilir.
Bu durum tüm geleceğimizi ilgilendiriyor. İnsanlar biraz daha duyarlı olsa ortadan kalkar. ABD'de zorunlu GSS çıktı. Halk sokağa döküldü. Vazgeçtiler. Bizim halkımız da tık yok!
Şu anda bir çok insanın GSS nedir? Ondan bile haberi yok. Ne deseler olur diyorlar. GSS tümüyle iptal olmalı! Zaten işsizlikten yıkılıyor halk yeteri kadar. Adamın işi olsa neden borçlansın? İşi yok borç çıkarıyorlar. Genel sağlık sigortasıymış. İnsanlar hastahaneye gidiyor mu ki, borçlanacağı para ile özel sağlık hizmeti alırlar. Bir de yaş sınırı getiriyorlar. Yaşa göre mi sağlık hizmeti alacağız. İşsizlerden ücret almak zulüm değildir de nedir?
GSS borç silmek hükumet tarafından bu kanunu çıkardım ama tutmadı hepsini siliyorum demek. Günü gününe ödeyenler ne olacak? Sizin paralarınızı da geri ödeyeceğim diyecekler mi?
Ayrıca AF nedir? Benim bildiğim suç işleyene af çıkartılır. Burada mağdur sayısının milyonları bulduğu söyleniyor. Demek ki sistemsel bir sıkıntı söz konusu! Af'lık değil.!

HÜLYA ÇAKICI

HÜLYACA YORUMLAR: Bize göre kasap! Onlara göre Kahraman!

HÜLYACA YORUMLAR: Bize göre kasap! Onlara göre Kahraman!: Bosna kasabı Radovan Karadzic'in adı bir öğrenci yurduna verildi. Bosnalı Sırplar, Başkent Saraybosna'nın güneydoğusundaki Pale...

Bize göre kasap! Onlara göre Kahraman!


Bosna kasabı Radovan Karadzic'in adı bir öğrenci yurduna verildi.
Bosnalı Sırplar, Başkent Saraybosna'nın güneydoğusundaki Pale kasabasında bir öğrenci yurduna 'Bosna kasabı' olarak anılan Radovan Karadzic'in adını verdi.1992-1995 yılları arasındaki savaş sırasında Bosnalı Sırpların kalesi olan Pale'deki açılışta konuşan Dodik, "Bu yeri şüphesiz ki Republika Srpska'nın temelini atan -ilk cumhurbaşkanı- Radovan Karadzic'e adadık" dedi. Karadzic, 100 bin kişinin hayatına mâl olan, 4 milyon Bosnalının evsiz kalmasına yol açan savaştaki rolü nedeniyle savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım ile suçlanıyor. Karadzic'in yargılandığı Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi'ni sert bir şekilde eleştiren Dodik, açılışın mahkemenin kararını vereceği dönemde yapılmasını "güçlü bir sembolizm" olarak değerlendirdi.70 yaşındaki Karadzic, savaştan sonra 13 yıl kaçmış, sonunda 2008 yılında Belgrad'da yakalanmış ve yargı önüne çıkarılmıştı. Karadzic, Srebrenica'da 8 bin Müslüman'ın katledilmesinin de baş sorumlusu...
Alınt

Suçlu ABD, NATO, BM'dir! Radovan Karadzic sadece baş uygulayıcıdır.
Boşnaklara (tıpkı kürt sorunun da bize oynadıkları oyun gibi) barış olacak diye Hollandalı BM yetkililerine silahları teslim etmeleri söylendi! Sonra silahsız kalan Boşnak Halkını kasaplar öldürdüler! Hollandalılar, BM, NATO, ABD'liler seyretti! Katliam bitince! Yalandan duruma el koydular!
Utanç insanlara özgü bir şeydir/kavramdır. Şaşırmamak lazım.
Hiç bir zaman hiç birşey değişmez. Hiçbir ateş tamamen sönmez. Sadece harını yitirir. Sırplar her zaman müslüman ve Türk düşmanı olacaklardır. Ortak bir devlet bile bu hislerini yok etmeye yetmez. Sırplar, Yunanlılar, Ermeniler ve PKK'lılar en iflah olmaz Türk düşmanıdır.

İsim vermek konusu farklı ama. Uzağa gitmeye de gerek yok. Ülkemizin sokaklarının, caddelerinin vs. adını böyle insanların isimleri gibi isimlerle değiştirdiler :(

Türk ve Müslüman düşmanlığı resmi ideolojileri. Bunu bile bile hala dostane ilişkiler için de olma saflığı da bizim ideolojimiz.

HÜLYA ÇAKICI

HÜLYACA YORUMLAR: Eyyy insanlar nedir bu sahtekarlık!

HÜLYACA YORUMLAR: Eyyy insanlar nedir bu sahtekarlık!: Aslında kendisi HİÇBİR ŞEY olup da! Kendini HER ŞEY sananlar var ya! O da Allah vergisi işte �� Olmazsa olmazlar ya hayatta. Hiç bir...

Eyyy insanlar nedir bu sahtekarlık!


Aslında kendisi HİÇBİR ŞEY olup da!
Kendini HER ŞEY sananlar var ya!
O da Allah vergisi işte 😊
Olmazsa olmazlar ya hayatta.
Hiç birşeyden anlamayan, bilmediği halde bilmiş gibi yapan insanlar.
Hadsiz ve yersiz ve gereksiz bir Özgüven.
Geçmişlerine bakacaksın. Var mı akıllı bir İcatları diye. Kendinden haberi olmayana, yakışır mı ince bilgi diline ne ala :) Özgüven patlaması yani, koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler hesabı. Eee zor iş yapıyorlar ne de olsa. Herkes yapamaz? Bu da bir zanaattır.
Mezarlıklar, kendini vazgeçilmez sananlarla doluyken, yerin üstündeki bu şatafat merakı takdire şayan. Kula niye kul olacaksın ki? Her insan Allah katında birdir!
İnsanın kibri, egosu tavan yapınca bir ben varım, üstünüm edasıyla kendi sonunu hazırlar. Yakınları vefat edip de mezarlıklara ziyarete gidenler ne demek isteğimi çok daha iyi anlayacaklardır. Doğruyu gördüğü halde yanlışı savunanlar karşılarında bulunan kişiyi kandırdığını sanarak mutluymuş gibi yaşarlar. Belli etmediklerini sanarak özgüven sergilediklerini düşünürler. Kendi kendisinden utanmayan, yeryüzünde başka hiç kimseden utanmaz. Bazı insanlar bu kadar mı karanlığı sever?
Zıt fikirlerin insanca tartışılmasından gerçekler doğar. Allahın verdiği aklı da çalıştırmak gerekmemiş anlaşılan böyle ego zirve yapanlara.

Niceleri geldi neler istediler.
Sonun da dünyayı bırakıp gittiler.
Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi?
O gidenler de hep senin gibiydiler.
Bu dünya kimseye kalmaz bilesin.
Er, geç kuyusunu kazar herkesin.
Tut ki, Nuh kadar yaşadın zorbela.
Sonun da yok olacak sen değil misin?
Ömer Hayyam


Aslında hepimiz hiç bir şeyiz, hepimiz her şeyiz. Bazen kendimizi küçültür, bazende yüceltiriz.
Hiç bilen ile bilmeyen bir olur mu? Sen bir şey bilmediğini bilirsin, ama o her şeyi bildiği düşüncesindedir! Bir evrene baksa aklı tutulur zaten.
Boş insanlar yüksekten uçarlar ama bir gün, bir yer de öyle çakılırlar ki dünyaları tersine döner.
Menfaat dünyası derler ya! En sofumuz dahi kendisine Cennet'e götürecek hayır için bize yaklaşmaz mı. Yani neresinden bakarsanız menfaat dünyası. Hem en kötümüz hem de en iyimiz için.

HÜLYA ÇAKICI

25 Mart 2016 Cuma

72 şart!


Avrupa Birliği'ne vizesiz seyahatte işte bunlar değişecek..
Brüksel'de 18 Mart'ta yapılan Türkiye ve Avrupa Birliği Zirvesi'nde varılan mutabakatta, Haziran 2016 sonuna kadar Türkiye vatandaşlarına Avrupa'ya vizesiz seyahat imkanı için 72 şartın yerine getirilmesi isteniyor. Vize serbestisi yol haritasında, "belge güvenliği", "göç ve sınır yönetimi", "kamu düzeni ve güvenliği" ve "temel haklar" alanlarında AB tarafının Türkiye'den beklentileri sıralanıyor. Türkiye, vize serbestisi için 72 şarttan 37'sini yerine getirirken, geri kalan 35 kriterin karşılanması için hazırlıklar sürüyor. Bu kapsamda 4 Mayıs'a kadar gerekli yasal düzenlemenin Meclis'ten geçirilmesi planlanıyor. PASAPORTLARIN DEĞİŞTİRİLMESİ GEREKECEK.
HANGİ ÜLKELERE GİDİLEBİLECEK?
Vize muafiyeti suriyeliyle, biyometrik pasaport sahibi tüm vatandaşlar, Schengen bölgesindeki Almanya, Avusturya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İtalya, İspanya, İsveç, İsviçre, İzlanda, Letonya, Lihtenştayn, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Malta, Norveç, Polonya, Portekiz, Slovakya, Slovenya ve Yunanistan'a 3 aylık vizesiz giriş yapabilecek. Vize diyalog sürecinin öngörülen sürede vize muafiyetiyle sonuçlanmaması halinde ise Türkiye'nin anlaşmayı tek taraflı feshetme hakkı bulunuyor.     
Alıntı 

Yaşadığımız şehir de sokağa çıkamıyoruz. Ama olsun Avrupa'da vizesiz dolaşacağız. 72 kriter yerine getiremeyecegimiz için bunu Avrupa'lılarda biliyor zaten. 72 madde yerine getirilirse AB üyeleri toplanacak ve hiçbir Üye veto etmezse biz serbestçe dolaşacağız. Şimdiden 5 ülke bunu veto edeceğini ilan etti. Bu arada da Suriyeliler ne olursa olsun gelmeye devam edecekler. Ne kadar iyi bir anlaşma değil mi? Hava da bulut vizesiz seyahati unut. Haziran 2016 sonuna kadar, 72 tane şartın 7 tanesi bile yerine getirilemez! Uyutmayın milleti, vazgeçin artık.
Türkiye'de Suriyeli ve diğer Arap sığınmacıları görmek istemiyoruz. Avrupa sizin olsun.
Parası olana vize sıkıntı değil. Çok kişiden zaten vize istenmiyor. Serbest olunca ne olacağı sanılıyorsa artık. Avrupa da gezmek kaç para biliyor musunuz?
İngiltere yok. Yeşil pasaportu olanların değiştirmesine de gerek yok. Bir pasaport kazığı daha! Her şey Klasik Türk işi. Bu kafayla mı Avrupa? 72 kriteri anlatsanıza millete? Vizesiz Avrupa'nın hayal olduğunu anlasınlar.
Ayrıca o 72 şart halka açıklansın.
Tüm Avrupa Birliği ülkelerine tek vize rejimi uygulanması demek! Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin fiilen tanınması demektir. Kıbrıs'lı Rumlara havaalanlarını açmak, Kıbrıs Rum pasaportlarını kabul etmek demektir. Yani Kıbrısı kaybedeceğiz demektir. Vize için! Değer mi?
Türkiye'de kaç kişi gidiş dönüş uçak bileti alabilacek ki? Bu ülkelere gidebilsin.
Vize kolaylığı sağlayacaklar diye ülkemiz de her gün canlı bomba patlıyor! Türk halkına soran oldu mu? Korkudan dışarı çıkamıyoruz. Halkın güvenliği huzuru mu önemli, yoksa vize kolaylığı mı?
Ülkeden Suriyeli canlı bombaları ve İŞİD'li psikopatları temizlesinler yeter ki! Vatandaşlarımız ölmesin/ölmeyelim. Canlı bomba mı? Vize mi? Hangisini tercih edersiniz?
İngiltere dahil değil? Avrupa Birliğin de neden oldukları da tartışılır (uzun hikaye/ileri de kitaplaştıracağım). Parayı kullanmazlar? Beraber hareket etmezler? Sözde Avrupa topluluğundalar. Haziran da referandum var. Çıksalar Avrupa topluluğundan da, muhabbeti de bitse, biz de kurtulsak. Zaten bizi Avrupa topluluğuna almayacaklar. 3 aylık vize için şartlara bak.
AB'nin bize attığı mültecilere kimlik ver sonra da vizesiz seyahati bekle. Verir mi o adam sana vizesiz özgürlük?
Bunlar hep devletin duruşu, hükümetin basiretiyle alakalı gelişmeler. Tüm Avrupa'yı karşına alıp öneri paketiyle şartlarını dikte ettirmek her babayiğidin harcı değildir.

AKP Hükumeti sadece Türk Halkını oyalamak, gündem değiştirmek için bunlarla uğraşıyor. Gerçekte ne Türkiye AB’ne alınacak, ne de vize muafiyeti sağlanacak.
60 yılda gerçekleştirilemeyen 72 kriter 45 gün de mi gerçekleşecek?
Türkiye’nin AB’nde yeri yok. Yapılması gereken AB’ne giriş başvurusunu geri çekmek.
Bu konu kapatılmalı ve Gümrük Birliği anlaşması da tek taraflı fesh edilmeli. Türkiye ulusal ve tam bağımsız bir ülke olmalı.

HÜLYA ÇAKICI

HÜLYACA YORUMLAR: Burada Söz Bitti!

HÜLYACA YORUMLAR: Burada Söz Bitti!: AKP'ye geri adım attıran konuşma! AKP “çocuk istismarının önlenmesine ilişkin komisyonu“ reddetti ortalık karıştı. CHP'li ...

Burada Söz Bitti!

AKP'ye geri adım attıran konuşma!
AKP “çocuk istismarının önlenmesine ilişkin komisyonu“ reddetti ortalık karıştı. CHP'li Lale Karabıyık'ın konuşması dünya çapında bir kampanyaya dönüştü. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) tarafından dün akşam  Meclis'e sunulan "çocuk istismarının önlenmesi için araştırma komisyonu kurulması önergesi" AKP'nin oylarıyla reddedildi. Önerge ile ilgili CHP grubu adına söz alan CHP Bursa milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık'ın konuyla ilgili konuşması ise dünya çapında bir kampanyaya dönüştü. Önergenin AKP oylarıyla redddedilmesi sonrası twitter'da başlatılan "Türkiye'deki çocuk istismarı son bulsun" kampanyası sonrası AKP geri adım atmak zorunda kaldı.
AKP'ye geri adım attıran konuşma!
CHP Bursa milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık dün Meclis'te görüşülen "çocuk istismarının önlenmesi için araştırma komisyonu kurulması önergesi" ile ilgili tarihi bir konuşmaya imza attı. CHP'li Karabıyık konuşmasına; Karaman'da yaşanan ve 10 çocuğun bir öğretmen tarafından 3 yıl boyunca istismar edildiği iğrenç olayla ilgili başladı. Dosyayı incelediğinde hüngür hüngür ağladığını söyleyen Karabıyık, konuşması ensanında da zor anlar yaşadı. Karabıyık'ın önerge öncesi yaptığı  konuşma önce Meclis salonunda ardından Türkiye'de saatler sonra ise dünyada geniş yankı buldu. Söz konusu önerge AKP'nin oylarıyla reddedilince de Karaman'daki iğrenç olaya tepkiler, AKP aleyhine dönüşen dünya çapında bir kampanyaya dönüştü.
AKP'nin söz konusu önergeyi reddetmesi akıllara Meclis'te AKP oylarıyla reddedilen diğer komisyonları getirdi. AKP, daha önce de kadın cinayetlerinden, maden kazalarına, nükleer santralin etkilerinden Cumhurbaşkanı'nın harcamalarına kadar, muhalefet tarafından araştırılması istenen pekçok konuyu reddetti.

İşte AKP'li milletvekillerinin oylarıyla TBMM Genel Kurulu'nda araştırılmasına engel koyulan Türkiye'nin sorunları;
* Maden kazaları * Kadın cinayetleri
* TRT ve AA'nın tarafsızlığı * ÖSYM'deki usulsüzlükler * İmar işlerindeki rant, yolsuzluk, rüşvet iddiaları * Elektrik ve doğalgaz zamları * Tutuklu gazeteciler * Terör olaylarının araştırılması * Faiz lobisinin araştırılması * vatandaşların artan borçları * Cumhurbaşkanı'nın harcamaları * Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklama ve konuşmalarının ekonomiye etkileri * Nükleer santrallerin çevreye ve insanlara etkilere * Son olarak da, nitelikli çocuk istismarlarının araştırılması.


Muhalefet partisi, vekiller ders alsınlar Bayan vekilin konuşmasından. Tebrik ediyorum sayın vekilimizi. Güzel insan çok iyi konuştunuz. Siyasetten öte  vicdanlara dokundu konuşmanız. Sizi canı gönülden kutluyorum. Yüreğinize sağlık. Altına imza atılacak bir konuşma. Anlayana! Doğruları duymak işlerine gelmiyor. Bunu meclise kendilerinin getirmesi ve sorgusuz sualsiz geçirmeleri gerekirdi. Ama önce meclistekilerin zihniyetinin değişmesi lazım :(
Acaba daha ne olması gerekiyor insanların gerçekleri görmesi için?
Karaman halkının ENSAR Vakfını şimdiye kadar yerle bir etmesi lazımdı. Öyle bir birlik olacaklardı ki. Türkiye sallanacaktı. Ama demek ki normal görüyorlar bu durumu. İnsanlar artık öyle bir kutuplaşmış ki, eğer Ensar vakfındaki bu sapıklığı protesto edersek AKP zarar görür diye sesleri çıkarmıyorlar. Bu da apayrı bir ahlaksızlıktır. Evladınız öncelik, gerisi cart curt, fasa, fiso.
Yıllarca baş örtüsü zulmüne uğradık diye ağıt yaktılar. Hala bunun serbestliği ile övünüyorlar. Erkek çocuklar CHP'li bayan vekilin utancından açıklayamadığı şekilde tecavüze uğramışlar. Bunu kapatmaya çalışıyorlar. Dindarlıklarına zararı dokunur çünkü. Cahil halkın oyunu alamazlar sonra. Bu olay araştırılmasın diyen tüm AKP milletvekilleri bu vebalin altındadır. Korkuları da ahiret değildir. Çoğu vakıflardan, yurtlardan gelmelerdir.
Bir kereden bir şey olmaz diyen bakan ona da yaşatsalar ne düşünür dü acaba? Bir kereden neler olmaz ki? Ve bu bayan Anne öyle mi? Kaskatı kesildim izlerken. Ve böylesi bir acının üstü örtüldü/örtülmeye çalışıldı :(
Kalbiniz dayanıklı ise dinleyin. Ülkemizin çocuklarının hayatları nasıl karartılıyor. Bir de düşünün! Bu çocuklar yarın nasıl birer yetişkin olacaklar?
Hiç mi utanma yok? Çocuklarınıza ne diyeceksiniz?
Çocuk istismarı denilen şey çocuğa CİNSEL TECAVÜZDÜR.!
İstismar kelimesi nezaketen kullanılmıştır. Kendi geleceğini bilmeyen toplum çocuklarına ne verebilir ki? Peki oradaki çocukların psikolojisi ne olacak? Bu cinsel tecavüz mağduru çocukların ömür boyu taşıyacağı psikolojik sorunları, bir nevi onların ömür boyu ölümlerini hiçe sayan, ve CHP'nin bu tecavüz olaylarının araştırılması yönündeki teklifine red oyu veren bütün AKP milletvekillerini, onlar gibi düşünen ve onlara destek veren herkesi KINIYORUM.
Red gerekçeleri nedir? Bu tam bir rezalet bunu araştırmamak başka bir rezalet. Red ettiler çünkü olayın ucu onlara dokunuyor. O çocukların çoğunluğu onlara oy verenlerin çocukları. Sorsanız bütün AKP'liler herkesten çok müslümandır. Tecavüzcüleri korumaya hiç utanmıyorlar mı acaba? 14 yıldır memleketi ağlatıyorlar. Çocuk, yaşlı fark eder mi onlar için?
Bu ülke de bakanı bir kereden bir şey olmaz der. Diyanet öz kızına şehvet duyar. Mankeni terör uzmanı kesilir.   Üniversite hocası cahilliği savunur. Suçlular dışarı da suçsuzlar içeri de.!
Konuşmadan etkilendiklerini sanmıyorum. Sosyal medya baskısından ve dünya da büyük bir yankı yapmış olmasından çekinmişlerdir.
Sanmayın ki vicdana geldiler! Sanmayın ki utanıp arlandılar! Sadece toplumun ÇOCUK kavramı hassasiyeti ve tepkisinden korktular! Ve yine sanmayın ki, kendi sapıklarına dokunacaklar!
Ensar vakfın da yaşananlar ve Bakanın açıklamalarındaki utanç AKP tarihine işlenmiş en rezil suçtur. İki öpüşen çift görse, Ülkeyi kaosa çevirenler! 45 çocuğa tecavüz edilmesine bir kereden bir şey olmaz dedi. Ve çocuk suistimali önergesini reddetti. AKP müslümanlıkdan/islamdan bahsetmesin bundan sonra.
Geri adım atmadılar, hedefleri şaşmaz. Önce topluca reddettiler. Mahkeme raporları sağlam. Tecavüz 2 yıl sürüyor. Göz yudumluyor. Toplum büyük tepki gösterdi. Komisyon kurulacak, milletin tepkisi kaybolacak, komisyonun çalışması zorlanacak, sulandırılacak, zamanla olay unutturulacak.

Demek ki!
Muhalefet biraz dişli olması gerekiyor. Gerçekten CHP'li milletvekillini kutluyorum. Ülkemiz de büyük bir muhalefet boşluğu olduğunun da bir örneğini görmüş olduk böylece. Sesinizi,  gücünüzü daha çok duyurun. Uyuşukluk içindeki halkı tutup çıkarın ki, yeni nesiller bunları yaşamasınlar.

HÜLYA ÇAKICI

24 Mart 2016 Perşembe

HÜLYACA YORUMLAR: Nankörlüğü kedide değil, insanda tanıdım...

HÜLYACA YORUMLAR: Nankörlüğü kedide değil, insanda tanıdım...: Kimi insan odaya girdiğinde odayı aydınlatır, kimi insan da çıktığında. Hepimiz bu sözün doğruluğunu defalarca yaşamışızdır. Hani ba...

HÜLYACA YORUMLAR: Kefenin cebi yok!

HÜLYACA YORUMLAR: Kefenin cebi yok!: Kefenin cebi yok. Çok zengin bir iş adamı imama gitmiş. Ben öldükten sonra çoraplarımla gömülmek istiyorum demiş. Vasiyetimde de belirt...

Kefenin cebi yok!


Kefenin cebi yok. Çok zengin bir iş adamı imama gitmiş. Ben öldükten sonra çoraplarımla gömülmek istiyorum demiş. Vasiyetimde de belirtim! Beni çoraplarımla gömün. İmam da çoraplarla gömülmek şimdiye dek görülmüş mü? demiş. İş adamı bu benim vasiyetim ve öyle de olmasını istiyorum! demiş.
Çocuklarına birer vasiyet yazmış. Ardından vefatı gerçekleşmiş. Çocukları vefati sonrası vasiyeti açmış ve okumuşlar. Evlatlarım mal, mülk, para istediğinizden çok miras bıraktım size. Lütfen bu mirası doğru düzgün bir şekil de kulanın. Doğru yoldan sapmayın, hak yemeyin. Çünkü vasiyet ettim ki beni çoraplarımla gömün. Bakın kirli bir çorabı bile götüremedim öteki dünyaya. Unutmayın evlatlarım kefenin cebi yok!

Esprinin en ufak bir zeka belirtisi ve zarafetten yoksun olmasından ziyade, henüz bir kaç gün evvel sivil hayatı durma noktasına getirmiş bir vahşet üzerinden yapılması daha da vahim. Ortaokul çağındaki bir çocuk bile "Bu konuda espri yaparsam dikkatleri üzerime çekebilirim." gibi bir çıkarım da bulunabilirdi herhalde.
Ortanca hanım benimleydi! Küçük ve büyük hanım ya da hanımlar neredeydi? Gül için fazla para verildiği zaman ölen insanlara daha mı fazla üzünülmüş olunuyor?
Yanınızdakilerle birlikte, sanki gül bırakınca taziyenin şekli başka bir şey olmuş gibi neye güldünüz acaba?
Bu kara günler de böyle kara bir olay size neyi çağrıştırdı da gülebildiniz acaba?
Siz gülünce biz kendimizi daha mı huzurlu hissetmeliyiz?
Memleket yanıyor, Bari konuşmayın da acımızı içimiz de yaşayalım.
Sadece insanlar hak etmediği yerlere bir şekil de damdan düşer gibi sahip olurlarsa! İnsanların masumun da bile öldüğüne gülebilir!
Ama bir gün sana da gülebilirler hayat böyledir!
25 yıl önceki hali neydi acaba bir hatırlansın bakalım?
Benim yaşım kim olduğu ve nereden geldiğini, nasıl geldiğini, vs. bilecek ve bire bir görecek kadar var. Her şeyi biliyor bu millet. Fakir ama hırsız değil. Bu kırıcı espriye gülenler de ya çok yalakalar, ya da görgüsüz ve cahiller.

Allah'ın Adaleti bir gün tecelli edecek.
Güzelliğine güvenme bir sivilce yeter.
Zenginliğine güvenme bir kıvılcım yeter.
Namusuyla alın teriyle bırakılan karanfil
Gülden daha temiz ve değerlidir.
Fakir insan dediklerin bir gün Allah'ın adaleti yüzüne vurduğun da, yine elini uzatır. Ama insanlıktan yoksunlar bunu bilemez.
Eğer hamurun da yoksa parayla da adam olunmaz!

HÜLYA ÇAKICI

23 Mart 2016 Çarşamba

Nankörlüğü kedide değil, insanda tanıdım...


Kimi insan odaya girdiğinde odayı aydınlatır, kimi insan da çıktığında.Hepimiz bu sözün doğruluğunu defalarca yaşamışızdır.Hani bazı insanlar vardır, onlarla ilk kez karşılaşmamıza rağmen anında kendilerinden hoşlanırız.Bulundukları ortama neşe, canlılık, sıcaklık getiren insanlar.Çevresindekileri rahatlatan insanlar.Bu tip insanların yanında kendimizi rahat hissederiz, maske takmaya ve savunmada olmaya gerek duymayız...Bu insanlar yaşama dostça, sevgiyle bakar ve etrafımdaki insanlarında böyle bakmalarına sebep olurlar...Yaşamlarını bir serüven gibi çocuksu bir neşeyle ve haz alarak sürdüren insanlardır bunlar...Hareketleri rahat ve doğaldır, etrafına yaydıkları enerji güçlüdür. Ve her daim gençtirler.Bir insanın fiziksel çöküntüsünün nedeni, ruhsal çöküntüdür. 

Hayata hepimiz bahsettiğim bu insanlar gibi başlarız aslında.
Sonradan şekillenir, şekillendirilir davranışlarımız.Çoğunlukla başkaları tarafından olur bu.Çekemezler sizin huzurunuzu, neşenizi. bakış açınızı.İçten içe kinlenirler size. Ellerinden geleni yaparlar çaktırmadan kötülüğünüz için.Niçin mi? Çirkinlerdir çünkü.Yürekleri çirkindir. Bakışları çirkindir. Hayatları çirkin ve eksiktir.Sevgisizdirler. Sizin sevilmeniz onların kinini kazanmanıza sebep olur.Başarılı olmanız korkmalarına sebep olur.Bilgili olmanız,  bilgisizliklerinin fark edileceği endişesi yaşamalarına sebep olur.Önce işlerinden korkarlar. Ya benim yerime geçerse!!!Sonra güzelliğinizden, zerafetinizden, giyiminizden, pozitifliğinizden korkarlar.Çünkü yanınızda sönük, süpük bir şeydirler.Hep yüzünüze gülerek eleştirirler iğneli sözlerle sizi.Çok akıllılardır ya.Siz dinlersiniz, haklısınız dersiniz içten içe aptalın önde gideni diye düşünerek.Bir gram bile dinlemezsiniz aslında.Zehirdir bu insanlar. Zehir ancak akıtılırsa hayat bulur.Bu zamana kadar akıtamamışlarsa zehirlerini, şimdiden sonra çok zordur.Bilirsiniz bunu. Onların kendilerini ne sanmak istiyorlarsa ondan sanması için hı hı der geçersiniz.Umurunuzda bile değillerdir.Bunun farkına varacak kadar zekide değillerdir.Yetmez ama onlara komikliklerine devam etmelidirler.Dünyadaki tek akıllı onalar ya. Bizler kimiz onların yanında, lütfen yani...Olsun beklersiniz. Sizde oynarsınız. Oyunun sonunu merak edersiniz.Aslında yenilen siz olacaksınız bilirsiniz. Çünkü yalan sizin kelime dağarcığınızda yoktur. Ucunda ne olursa olsun.Ama bu insanlar, yalanla beslenir hayat bulurlar.Üretim yoktur, sıfırdır.Üreten kişiyi yok etmesi gerekir ki cahilliği anlaşılmasın.Ne kadar yardımınız, iyiliğiniz dokunmuş olursa olsun...KÖTÜ KÖTÜDÜR... İYİ İYİDİR... Mutlu ve iyi insanların konuşmalarında nasıl sevgilerini hissedebiliyorsak,mutsuz ve kötü yürekli (niyetli) insanların konuşmalarından da sevgisizliği ve zehirli sözcükleri hissederiz... HÜLYA ÇAKICI