15 Mart 2016 Salı

Hayatı Anlamlı Yaşamak İsteyenlere...



Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar 4 oğlu olan bir adam varmış. 
Bu adam zamanın da kendisi hakkın da insanların kulaktan dolma sözlerle veya çok kısa bir tanışıklıktan sonra ön yargılı davranmalarından çok sıkıntı çekmiş.
Çocuklarının da aynı sıkıntıyı çekmemeleri ve çektirmemeleri için onları bir deneye tabii tutmuş ki, yaşayarak ve deneyimleyerek öğrensinler.
Çok erken karar vermemeleri ve ön yargılı olmamaları için onları eğitmek gerekiyormuş. 

Böylece her birinden, farklı zamanlar da, uzakta duran ağacın yanına gitmelerini ve ona bakmalarını istemiş.
İlk oğlan kışın gitmiş, ikincisi ilkbahar, üçüncüsü yazın ve sonuncusu da sonbahar da. 
Geri döndüklerinde hepsini bir araya çağırmış ve ne gördüklerini sormuş.
İlk oğlan ağacın çok çirkin, yaşlı ve kupkuru olduğunu söylemiş.
İkinci oğlan hayır! yeşillikle doluydu ve canlıydı demiş.
Üçüncü oğlan çiçekleri vardı ve kokusuyla, görüntüsüyle o kadar muhteşemdi ki! daha önce hiç böyle bir şey görmedim demiş.
Sonuncu oğlan hepsinin haksız olduğunu ve ağacın meyveleri olduğunu, canlı ve hayat dolu olduğunu söylemiş.
Yaşlı adam oğullarına, dördünün de haklı olduğunu, çünkü onları farklı mevsimler de ağacı görmeye gönderdiğini söylemiş
Onlara bir ağacı veya bir insanı kısa süre de, bir mevsim tanıdıktan sonra yargılayamayacaklarını anlatmaya çalıştığını,
onların neye sahip olup olmadıklarını, hangi bilgi ve becerileri barındırdığını bilemeyeceklerini anlatmaya çalıştığını sözlerine eklemiş.

Gerçekleri ancak Dört mevsimi gördükten sonra fark edersin.
Eğer kışın vazgeçersen, ilkbaharın nimetinden olursun, yazın güzelliğinden ve sonbaharın bütünlüğünden.
Bir mevsimin açısının, diğer güzel mevsimleri parçalamasına izin vermemek gerekir.
Hayatınızı bir dönem yüzünden yargılamayın...
Tanımadan hiç kimse hakkında ön yargılı kararlar vermeyin ve kendinizin deneyimlemediği hiç bir şeye körü körüne inanmayın!

HÜLYA ÇAKICI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder