28 Mart 2016 Pazartesi

İkinci el insan olmak.!


Çoğumuz ikinci el insan haline geldik. Okuyoruz, üniversiteye gidiyoruz, bilgi sahibi oluyoruz. Bu bilgiler başka insanların, düşündüklerinden ve söylediklerinden oluşuyor. Topladığımız bilgileri, başkalarının bilgileriyle karşılaştırıyoruz. Orijinal hiç bir şey yok. Yalnızca tekrar ediyoruz, yine tekrar ediyoruz, yine tekrar ediyoruz. Biri bize farklı bir şey sorduğunda cevap veremiyoruz. Herkesi aynı kefeye koyamasak da, yüzdenin çok üstü bu durum da. Yaşamaya başladıktan sonra ölüm anına kadar öğrenen canlılarız. Bu bizi öğrenci yapar. Devamlı öğrenip alaka kurup fayda üretimi için beyin devamlı çalışıyor. Beynimizin yarattığı bütün bu kargaşa değil mi zaten bizi insan yapan? Hiçbir hayvanın beyni böyle şeyler yapabiliyor mu? Tabii burada yine mutlu ve iyi bir insan olmayı başarmak beynimizi, beynimiz aracılığıyla ne kadar yönetebilmemize bağlı. Olumlu yönünü beslersek sakin, mutlu, iyi bir insan. Olumsuz yönünü beslersek mutsuz, aksi, çekilmez ve  kötü bir insan oluruz. İşte asıl sorun da bu besleme işini başarmak. Bir insan ne ile meşgul ise odur, yani düşünebildiği kapasitededir. Ancak bazı dış faktörler düşüncelerimizin yönünü değiştirebilir. Hiç olmadık düşüncelerin içinde bulabiliriz kendimizi. Bu da otokontrol mekanizmamızın iyi çalışmıyor olmasından kaynaklanıyor. Önemli olan zihnimizi kontrol edebilmek. Kendimizi tanımamız bu beyindeki bağlantıların kullanılmasıyla ilgili. Bilmediğimiz bu potansiyel enerjiyi nasıl kontrol altına almak gerektiği.

Geleceği bilemeyiz. Çünkü gelecek canlı ve sürekli hareket halinde. Düşüncelerimiz ise geçmiş kaynaklı. Geçmiş ile beslenir ve geçmişten oluşmuştur. Ölü bir şeydir. 
Ölü bir şeye bakıp canlı bir şeyi bilmemiz mümkün değil. Düşüncelerin geçmiş kaynaklı olması ile geleceği görememe arasında bağlantı yoktur.
Gelecek bilinmese dahi geçmişle benzerlikleri olabileceği için tahmin edilebilir.
'Her bir insan farklı dünyadır.' sözü boşuna söylenmemiş. Oldukça karmaşık olan bu konularda fikir yürütebilmek kolay değil. Bu konuda tek söyleyebileceğim şudur. 
Güzel şeyler düşünmek insanı güzelliklere, kötü şeyler düşünmek de kötülüklere götürür. Geçmişin tecrübeleri bir çok kez geleceğe ışık tutar. Ve geleceğin tanımını kolaylaştırır. 
Bu da bazen geleceği görmemizi sağlar. Geçmiş ölü değildir. Yaşanan her şey bize yol gösterir. Ve hiç bir şey tesadüf değildir. Geleceğimizi inşa etmek için yardımcı olur. 
Bazen ani kararlar veririz. Yanlış kararlarımızın nedeni budur. Ama beyin geçmişin yaşam ve tecrübeleri ile bize doğruyu gösterir.

Evet biz insanlar o kadar çok düşünüyoruz ki bazen anlamsız, bazen kendimizce anlamlandırdığımız bir sürü konu. Ve bu düşünceler bizim o mükemmel beynimizi yorarken sinir sistemimizi etkiliyor. Ben kendi adıma o kadar çok hızlı düşünüyorum ki, bunu beni tanıyanlar fark ediyor. 1. Konu bitmeden 2. konuyu düşünmeye başlıyorum vs. bu şekil de devam ediyor. Önemli olan kaliteli bir şekil de düşünmek. Beynimizi yoran her şeyden arındırmak, pozitif düşüncelere yer açmak. 

İnsanların düşüncesini yaşadığı toplum düzeni çok etkiliyor. Örneğin ülkemizde şöyle bir algı var. Çok düşünmeyen insanlar daha mutlu. Bir süre sonra beynimizi düşünmemeye sevk ediyor bu tür konuşlar. Maalesef teknoloji, oyunlar vs. düşünceleri donduran en tehlikeli etmen. Farkında olmadan bizim tercih etmediğimiz düşünce veya görseller zihnimizde hazır fikir olarak yer ediyor ve başkalarının düşüncelerini düşünmeye başlıyoruz. Ve özgürlüğümüz kalmıyor. Bu durumsa kendimizi sıradan hissetmemize sebep oluyor ve potansiyelimizi kullanamıyoruz.

Platon şöyle demiş. Ne olursan ol önce nefsinin öğretmeni, vicdanının da öğrencisi ol.

HÜLYA ÇAKICI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder