31 Mart 2016 Perşembe

Yalan silahım olmadı. Doğru söyleyince yalnız kaldım.!


Ne yazık ki insanlığın geldiği nokta bu kadar acı işte :(
İnsan her zaman yaşamak için umut dünyasına başvurur. Yalanların tatlı, gerçeklerin ise acı olduğu varsayımı doğrudur. İnsanlar her zaman duymak istedikleri şeyi duyar ve görmek istedikleri şeyi görürler. Yüzeysel bir rahatlama.
Yalanlara inanmayı seviyoruz, çünkü plasebo etkisi denen bir şey var. Tabii ki, bilginin inançtan farkı KESİN olması. O yüzden aynı etkiyi yaratmıyor. Bu durum evrimsel açıdan neden yalana ihtiyaç duyduğumuzu az çok açıklıyor. Ama her zaman daha fazlasını isteyen insan egosu haliyle bunun da cılkını çıkartmış.
İnsanlar kendilerini rahatlatmak için bir tür meditasyon türü de olan yalana sarılmak davranışına başvurabiliyorlar. Bu kadar farklı kültürün olduğu bir tarihsel dönem ve mekanda beklenen sonuçtur. Şu koca bilgi okyanusunda. Tek yol gösterici bilimdir.
Yalan her türlü kullanabilen ve her açıdan yorumlanabilen bir sosyal gerçektir. İnsanın sosyalleşmesi ve iletişime geçmesiyle daha da artmıştır.

Hayata tutunmamızı sağlayan iyimser öngörü, aslında yalanların en büyüğüdür. Paranın satın alma gücünün oluşturduğu hiper gerçeklik alanından beslenir. Geç de olsa ancak hayat biterken her şeyin ölüm olduğunu anlarız. Çocuğun babasına, satıcının müşterisine ya da liderin halkına söylediği yalanlar görülen rüyanın parçaları olarak değerlendirildiği oran da anlaşılabilir. Ya da anlayışla karşılanabilir. Pusu ve tuzaklar bunun tipik örnekleridir.
Yalan ve aldatma insan türü ile yok olmayacaktır. Doğa da aldatmanın pek çok çeşidi bulunmaktadır.

İnsanın mutluluğa yönelmesi hayatta kalmak için düzenlenmiş evrimsel bir mekanizmadır. Günümüz de bu, kendisini yalan da olsa rahatlatıcı, güven verici dayanaklara gerçek veya değil irdelemeden sarılmasına yol açıyor.
Aslında bilimin muhteşemliğini keşfetseler, yalanların peşinde koşmaya gerek kalmaz. Çünkü bilim mucizevi şeyleri görmemizi sağlar. Bilim insanlarının bize sundukları büyü, fal, astroloji vs. gibi şeylerden daha ilginçtir.
Asıl mutluluklar o yaşadığımız acıların içerisinde. Veya mutluluk o pisliklerin içerisinde ama çıkarmaya üşeniyoruz. Kısacası mutluluk bile bedel ödeyenlerindir.

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder