19 Nisan 2016 Salı

Her şeyi bilen adam!



Geçen sene bu zamanlar da çözüm süreci konuşulurken, Pkk fiilen silah bırakmışken, hükümet sözcüleri bile Abdullah Öcalan'a sayın diye hitap ederken, bugün ne oldu da doğu illeri Suriye'ye döndü. Ve devlet ile pkk tekrar savaş dönemine girdi? Hem de şehirler de?
Hikaye başlasın o zaman :) İlk iktidara geldikleri zaman Cumhuriyet tarihi boyunca kemalistler yüzünden mağdur edilmiş belli bir toplumun temsilcisi gibi görünüyordular. Devlet dairelerinde dindarlara uygulanan baskı, üniversitelere sokulmayan tesettürlü kadınlar ve hep tehlike olarak lanse edilen irtica algısı yüzünden dindar zümre hep baskı altında gibi görünüyordu.

Maalesef ülkemizin demokrasisi toplumun her kesimini mağdur etmek için adeta biçilmiş kaftan gibidir. Bu öyle bir demokrasi ki, o an yöneten zümre için cennet bahçesi, o zümreye karşı olan kesim için de cehennem kapısı gibidir. İşte bir dönem ülkeyi yönetenler cenneti yaşarken sonrasın da cehenneme geçiş yaptılar. Cehennemdekiler de cennete geçtiler.
İlk iktidara geldikleri zaman ezilmiş ve mağdur edilmiş biri olarak öteki mağdurları anlamaya çalıştılar. Belki konjonktür gerektirdiği için, belki de gerçekten çözmeye çalıştığı için, darbe dönemleri sonrası yaratılan bir algıyı kırıp Kürt sorunu vardır ve çözeceğiz dediler. Bu dönem de toplumun hafızasın da kötü yer edinmiş ya da hep açık kalan yaralara adeta merhem sürer gibi bir takım açıklamalar yaptılar. Örneğin dersim katliamı dediler, idam edilen gençleri andılar, faili meçhulleri araştırdılar, ohali kaldırdılar, haksızlığa uğramış dindar kesim için bir takım adımlar attılar. Ahmet Kaya, Nazım Hikmet'i andılar. İdam edilen ülkücü gençlerin mektuplarını okudular, sürgün de olan bir takım insanları yurda davet ettiler vs. İçeri de bunu yaparken dışarı da ise Filistin dediler, Kıbrıs, Ermeni sorunu için bir takım adımlar attılar.
Gel zaman, git zaman değişmeye başladılar. Ya da gerçek halleri ortaya çıktı. Öncelikle birine bir şey verirseler o kişiden ölümüne bağlılık beklerler. Örneğin kürt sorunu var dedikleri için bütün kürtlerin onlara bağlanmasını isterler. Çünkü onlara göre o kürtlerin kudretli lideridir. Eğer kürt siyasi hareketinin temsilcileri kendilerine bağlı olsaydı, biz bugün daha farklı şeyler tartışıyor olurduk.
Akan bu kan öyle vatan/millet için akmıyor. Bazıları öyle olduğunu düşünebilir ama toplumun duyarlı kesimi, okuyanı, araştıranı, gözlem yapabileni bütün her şeyi çıplaklığıyla görüyor.

2-3 defa kırılma anları oldu. Gezi, Mit, dershane tartışması sonrası oluşan cemaat gerilimi ve seni başkan yaptırmayacağız hadisesi. Siyasete ilk girdikleri yıllar da ordu ile hesaplaştılar. Bu hesaplaşmaya gelecek tepkileri, yıllar içinde ordu tarafından mağdur edilmiş toplumun belli kesimini yanına alarak savuşturdular. Bu hesaplaşmayla aşırı cumhuriyetçi, keskin kemalist tabakayı erittiler, güçsüzleştirdiler ve maalesef buna karşı durabilecek kitle de hala 1920-1930'lu söylemlerle hareket ettiği için 2010'un dünyasın da iş göremez hale geldi.
Sonuç da ilk kavgasından zaferle çıktılar. Bu işi de cemaatle birlikte çözdüler. Sonra cemaatle arasına kara kedi girdi. Bilinen konular sebebiyle. Cemaat ile birbirlerine uzak kavramlar değildiler.  Cemaatle kavgaya girişince bir takım eski soruşturmaları görüntü olsun diye cemaate yıktılar. Cemaatle kavganın hem zor, hem de basit yönleri vardı. Cemaatte bir elitler kulübüydü. Halka inememiş bir hareketti. Gücünü devlet kademelerine sıçrayarak elde etmişti. Ticari kanallarla halkı etrafında toplamıştı. Fakat halktaki karşılığı çıkar ilişkileri üzerine dayalıydı. Basit kısmı buydu. Halk desteği yoktu. Zor kısmı devlet içinde üst mevkilere tırmanan kişileri ekarte etmekti. Ama iş oraya gelene kadar hükumet zaten güçlenmişti. Zayıf dönemlerin de cemaatten aldığı destekle ordu ve devlet kurumların da olan kemalistleri eledikleri için cemaate operasyon çekmek daha kolay oldu. Ve cemaate tepkili bir çok insan da vardı. Bunların da desteğini kazanıp bu kavgadan da zaferle çıktı. Yine de cemaatle giriştiği kavgadan yaralar aldılar.
17-24 aralık soruşturmaları zayıflatma eğilimi gösterdi. Toplum da şüpheler oluştu. Milliyetçi kesim çözüm sürecinden dolayı tepki gösterdi. Kemalist kesim ise zaten rahatsızdı. Bütün bunların üstüne bir de Demirtaş seni başkan yaptırmayacağız deyince film koptu ve haziran seçimlerin de iktidardan düştüler.
İktidarı kaybettiler. Destek veren herkesle artık sorunlular. Milliyetçiler rahatsız. Kemalistler rahatsız. Cumhuriyetçiler rahatsız. Cemaat rahatsız ve Kürtler desteğini çekti. Ve bu nokta da çok zekice bir hamle yapıp çözüm sürecini bitirdiler. Bu hamleyle Mhp'yi 3-4 puan birden aşağı indirdiler. Haziran ve Kasım ayı arasında Kürtlere uyguladığı şok şiddetle muhafazakar ve daha az bilinçli olan kürtler üzerinde ters etki yarattı ve onların da oyunu aldılar. Ölümüne düşman olan bir takım kemalist, ulusalcı kesimden dahi destek görmeye başladılar. Mhp etkisiz eleman oldu. Çünkü kürt meseli ve pkk bu ülkenin en zayıf noktasıdır ve toplumun tümünü yanına çekecek gücü elde edersin. Şehit, bayrak, vatan, namus, şeref edebiyatı siyaseten kazanç getiren bir söylemdir ve şu an onu yapıyorlar.
Son kavgaları ötekiler gibi sonuçlanmayacak. Toplumu başkanlık için referanduma götürecekler ve o döneme kadar bu kavga devam edecek. Bir sürü insan ölecek. %60 gibi bir oranla başkanlık ve bir kaç ay sonra tekrar masaya dönülüp özerklik vs. gibi planlar yapılacak. O zaman belki sesinizi/sesimizi çıkartacaksınız/çıkartacağız ama muhtemelen geç olacak.

HÜLYA ÇAKICI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder