29 Nisan 2016 Cuma

Kerbela sevgi ve üzüntünün birbirine karıştığı topraklar.!


Aşure'nin anlamının, develerin güdülmesiyle ilgili IŞR kelimesinden türetildiği söylenir. On anlamındaki AŞR ise, Kur'an'ın rahat okunup, ezberlenebilmesi için onluk bölümlere ayrılması anlamında kullanılır. Okunan biten her onluk sayfa sonuna, başlayan her onluk sayfa başına AYIN harfi konur.
Hz. Muhammed'in sevgisine dair Cenab-ı Hak, mallarınız ve çocuklarınız sizin için birer imtihan vesilesidir derken ne kadar doğru söylemiş. Torunları görünce dayanamadım konuşmasını kesip kucaklaşmasının nedenini açıklıyor.
Kerbela olayından sonra İslam edebiyatında başlı başına bir tür oluşur. Ve özellikle taziye törenlerinde okunmak üzere Şii şair, edipleri tarafından MAKTEL veya MAKTEL-İ HÜSEYİN denilen mersiye ve okuma parçaları kaleme alınır. Ayrıca Safevilerde, Hüseyin Vaiz-i Kaşifi'nin en önemli eser sayılan Ravzatü’ş-Şühedası Kerbela şehidlerini anmak için düzenlenen ve RAVZA denilen meclislerde yüzyıllarca okunmuş.

KERBELA TOPRAĞI şehidlerin vücutlarını barındırdığı için sevilen bir toprak olarak anılmış, sevgi ve üzüntünün birbirine karıştığı ağıtlara konu olmuştur.
Kerbela bir yandan belalı yer, öte yandan büyük kahramanlıkların gösterildiği kutsal mekan olarak tanıtılır. Şairler şiirlerinde Kerbela için yağmur ve bereket duasında bulunurlarmış. Kerbela şehidleri ve Hz. Hüseyin'in türbesinin bulunduğu Irak Bağdat'taki Kerbela bölgesi ve şehidleri bulan Gadiri köylülerinin şehidleri gömdüğü Hair bölgesi, İslam medeniyetinde kutsal kabul edilmiş ve bir dua ve ziyaret alanı olmuştur.
Moğollar işgallerinde buralara saldırmamıştır.
Timur kabrin üzerine gümüş bir şebeke yaptırmıştır.
Kanuni Sultan Süleyman Bağdat’ı aldıktan sonra 1531'de Kerbela’yı ziyaret etmiş ve Hüseyniye su kanalını onartarak kumla dolan sahaların tekrar bahçe haline getirilmesini sağlamıştır.
III. Murad 1583'te harap olan türbeyi yeniden yaptırmış. Bağdat, İran'ın eline geçince 1743'te Nadir Şah Kerbela’yı ziyaret etmiş.
Şah Hüseyin’in kızı Radiyye Sultan Begüm türbenin giderlerini karşılamak için bir vakıf kurmuştur.
Muhammed Han'da kubbe ile minare külahlarını altınla kaplatmıştır.
1801'de Vehhabiler Kerbela’yı yağmalayıp 3000’in üzerinde Şii’yi öldürürler. Bu arada Hz.Hüseyin’in sandukasını tahrip edip türbedeki kıymetli eşya ve hediyeleri alıp götürürler.
20. yüzyılın başlarında Kerbela Irak’ın Bağdat’tan sonra ikinci önemli şehridir. Özellikle ziyaretçilerin bıraktığı gelirler, türbenin vakıfları, Necef ve Mekke yolları üzerinde bulunması gibi etkenler sebebiyle bölgenin en zengin ve mamur şehridir.

Alevi-Bektaşi geleneğin de makteller sıradan edebi metinler olarak kabul edilmez. Onlar kutsal atfedilir. Türk edebiyatın da takip edebildiğimiz en eski maktel, 14. yy.da yazılan Kastamonulu Şazi’nin “Dasitan-ı Maktel-i Hüseyin”i. Bu konuda çok ciddi bir literatür olsa da gerek biçim gerek içerik bakımından öne çıkanlardan bazılarını yazayım: Fuzuli’nin “Hadikatü’s-süeda”sı, Yahya bin Bahşi’nin “Maktel-i İmam-ı Hüseyin"i, Lami'nin “Maktel-i Al-i Resul”ü, Hacı Nureddin Efendi’nin “Maktel-i Hüseyin”i türün önemli örnekleri arasında kabul edilir. Bunlar dışında Gelibolulu Cami, Aşık bin Nattai, Zaifi, Şevki, Safi, Bakayi, Cemali ve Zülali gibi pek çok şairin maktelleri var. Divan edebiyatında da Bağdadi, Neşati, Behişti, Keçecizade İzzet Molla, Leyla Hanım, Şeref Hanım, Osman Nevres, Yenişehirli Avni, Hersekli Arif Hikmet gibi şairlerin maktel yazdığı biliniyor.
Burada, yazılan tüm maktelleri bir yana, Fuzuli’nin "Hadikatü's süeda"sını bir yana koymak lazım. Bu kitap Alevi-Bektaşi geleneğinde maktellerin şahı olarak kabul görür ki edebi açıdan gücü tartışılamaz bile.
Maktel-i Hüseyin türündeki eserler genellikle on bölümden oluşur. Önce Peygamber ve ehl-i beytin çektiği sıkıntılar, daha sonra ise Hz. Hüseyin’in başından geçenler anlatılır.
Hz. Hüseyin’in savaşları, Muaviye ile mücadelesi, Medine’den Mekke’ye, oradan da Kerbela’ya gidişi, burada susuz bırakılıp Yezit tarafından öldürülmesi trajik bir üslupla hikaye edilir.
Son olarak, Makteller her zaman ve her yerde okunmaz. Maktel okuma fiili genellikle bir tören havasın da gerçekleştirilir. Bu okumalar Muharrem ayında yapılır. Makteli PİR kabul edilen kişi okur. Alevi kültürün de DEDE olarak da geçer.

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder