12 Nisan 2016 Salı

Mutluluğun peşinden gitmek...


500 kişi bir seminerdeydi. Birden konuşmacı durdu ve bir grup çalışması yapmaya karar verdi. Herkese bir balon vererek başladı. 
Herkes gazlı kalemle balonuna adını yazmalıydı. Sonra bütün balonlar toplandı ve bir odaya kapatıldı.
Katılımcılar odaya alındı ve 5 dakika içinde üzerine isimlerini yazdıkları balonu bulmaları söylendi. 
Herkes deli gibi kendi adını aramaya başladı, insanlar çarpıştılar, bir birlerini ittirdiler, tamamen bir kaos ortamı oluştu.
5 dakikanın sonunda kimse kendi balonunu bulamamıştı.
Konuşmacı bu sefer herkesin bir balon almasını ve üzerinde adı yazan kişiye o balonu vermesini söyledi. 
Bir kaç dakika içinde herkes kendi balonuna kavuşmuştu.
Konuşmacı dedi ki: "Yaşamımızda bunu görüyoruz. Herkes deli gibi mutluluğu arıyor ve nerede olduğunu bilmiyor. 
Bizim mutluluğumuz başkalarının mutluluğunda gizlidir. Onlara mutluluk verin; sizinki size gelir. 
Ve insanların yaşam amacı da budur. Mutluluğun peşinden gitmek."
Tiffany Moore

Başkalarının mutluluğundan kendine pay çıkaran insan, en mutlu insandır. Bencillik ve kıskançlık duygusunu aşabilen kişiler başarır bunu. Bu bir erdemdir. Mutlu insanlar sadece ne iseler, o oldukları için mutlular. Yapman gerekeni hemen yaptığın an kendini güçlü hissedersin. İçimizdeki pozitif  enerjiyi ayaklandırmasını bilmek mutluluğun ta kendisidir. Pozitif düşünce pozitif etkileri yayar etrafımıza. Her yeni gün yeni umutlar diyelim ve asla vazgeçmeyelim. Çünkü değerli olan insanın kendisidir ve öncelik kendimizi sevmek ve bilmektir. Kendisini eleştirmeyi bilmeyen, fakat devamlı başkalarını eleştiren, yapıcı eleştiri yaptığınızda kızan darılan, sırtını sıvazlamaya alışmış, kendisiyle yüzleşmekten kaçan bencilliğin tavan yaptığı bir dünyadayız. Kişi nereden geldiğini unutmamalı ki olduğu yerin kıymetini bilsin. Hayatta sevgi dostluk adına beklentisi ne ise önce sunmayı bilsin ki sonra elde edebilsin. Özünü kaybeden değerlerini de kaybeder. Öz sahip olduğumuz en değerli şeydir. 
Galiba hayatta bir şeye sahip olduktan sonra onunla devamlılığı sağlamanın fedakarlık gerektirdiğini, baştan seçimlerimizi yaparken bilmemizin, yerinde karar vermemizi sağlayacağı söylenebilir. Zamanla insan farklılaşıyor ama bunu geç fark ediyor. Aslında olması gereken bu galiba. Belki de herkes farklı ama birbirine yakın şeyler yaşıyor. Öyle olunca sancısını da fazla hissetmiyor. Yani büyüyor aslında, yaş kaç olursa olsun. Bunun adı insanın kendisini yenilemesi, geliştirmesi, güçlendirmesi. Aynı kişiyiz. Fakat yaşadığımız trajik veya traji komik hayat hikayeleri, hepimizin başka bir kişiliğe bürünmemize sebep oluyor. Fazlaca yaşanmışlık. Bolca hissiyatsızlık/bencillik veya tam tersi.

Bireysel mutluluklardan toplumsal fayda çıkmaz. Şahsi ise evet ama topluma ve bir gruba yönelik ise bireysel değil, genel alınmalı.

HÜLYA ÇAKICI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder