23 Nisan 2016 Cumartesi

Süleyman Demirel'den bir fıkra ile günümüz :)


Rahmetlinin çok güzel fıkraları vardır. Bu fıkrayı okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.
Demirel'e ülkenin durumu hakkında ne düşündüğü sorulmuş.
Demirel de soruyu yönelten kişiye
- Bak sana bunu bir fıkrayla anlatayım da pazar neşesi olsun.
Osmanlı döneminde yolsuzlukları ile ünlü Karakuşi adında bir kadı varmış. Bir gün Karakuşi Kadı, bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir koku gelmiş. Vitrin de güveç içinde nar gibi kızarmış sahibini bekleyen nefis bir ördek duruyormuş. Karakuşi Kadı fırıncıya:
- Ben bunu aldım demiş.
Kadıya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş. Az sonra ördeğin asil sahibi gelmiş:
- Hani bizim ördek?
Fırıncı boynunu büküp:
- Uçtu, deyince iş kavgaya dönüşmüş. Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarmış ve korkup kaçmaya başlamış. Gayrimüslim de peşinde kovalıyor. Bir duvardan atlarken, bilmeden duvarın öteki tarafındaki hamile bir kadının üstüne düşmüş ve kadın çocuğunu düşürmüş. Kadının kocası da fırıncının peşine düşmüş. Can havliyle kaçan fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da kızıp peşlerine takılmış. Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler hepsini yakalayarak Karakuşi Kadı'nın karşısına çıkarmışlar. Kadı sırayla sormuş.
Ördeğin sahibi,
- Bu adam ördeğimi hiç etti, diye şikáyet etmiş.
Karakuşi Kadı, fırıncıya sormuş:
- Ne yaptın bu adamın ördeğini?
Fırıncı
- Uçtu, demiş.
Kadı, kara kaplı defterini açmış:
- Ördeğin karşısında tayyar yazılı. Tayyar 'Uçar' anlamına gelir. O halde ördeğin uçması suç değil diyerek fırıncının ördek işinden beraatına karar vermiş.
Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşa sormuş. Onun şikayetine de kara kaplı defterden bir madde bulmuş:
- Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o müslimin tek gözü çıkarıla.
Davacı:
- Benim tek gözüm çıktı. Şimdi ne olacak? diye sorunca, Karakuşi Kadı
- Şimdi fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız.
Tabii gayrimüslim şikayetinden hemen vazgeçmiş. Fırıncı bu davadan da beraat etmiş.
Çocuğunu düşüren kadının kocasına da Karakuşi Kadı:
- Tamam. Karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk koyacak.
Böyle olunca adam da şikayetini anında geri almış. Fırıncı bu davadan da kurtulmuş. Kadı dönmüş Yahudi'ye:
- Senin şikayetin nedir bre? Yahudi bir süre düşündükten sonra ellerini açmış,
- Ne diyeyim kadı efendi, Adaletinle bin yaşa sen, e mi!
Demirel bu fıkrayı anlattıktan sonra kendisini dinleyen topluluğa dönerek, kıssadan hisse:
- Ananı öpen kadı ise, kimi kime şikayet edeceksin? Bugün ülkedeki durum bu! Ağğnadın mı?

Süleyman Demirel'in Koruması pek de bilinmedik bir tarafını şöyle anlatıyor:
“Baba, yurt içi ve yurt dışı seyahatlerin de, 'Şükrü beni sabah 6'da kaldır' derdi. Sabaha varırım, kapıyı çalarım, bakarım ses yok. Anahtar da bendedir. Kapıyı açar, bakarım sabah namazı kılıyor. Bir gün bile ben uyandırmamışımdır. 35 sene, kaldığı yerin kapısını ben açtım ve valizini yerleştirip, seccadesini ben çıkardım. Çantasının içinde mealli Kur-an'ı Kerim'in eksik olduğunu bir kere görmedim. Hayattaki tek pişmanlığının Kuran'ı hıfzetmemek (ezberleyememek) olduğunu söylerdi.”

Gerçek müslüman din tüccarlığı yapmadan dini görevini yerine getirir. İbadette gizli, kabahatte gizli derler. İşte bunun bariz örneği. Rahmetli eski Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL. Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.

HÜLYA ÇAKICI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder