1 Haziran 2016 Çarşamba

Güçlü kadın mı? Mutlu kadın mı?


Ben artık güçlü kadın değil, mutlu kadın olmak istiyorum. Güçlü olmaya çalıştıkça daha çok yük biniyor omuzlarıma. Hayat koşulları zaten güçlü olmaya zorluyor bu yüzden bırakın hayatı akışına mutlu olmaya bakalım.

Kadın her şeye dayanmak çocukları için ve kendisi için güçlü olmak zorunda. Bazen yeter demeli seni ezmeye çalışana. Güçlerinin farkına vardıkları zaman her şeyi yenerler. Karşı cins, iş, hayat vs. her şeyi.
Tek başına dimdik ayakta durmak çok zordur. Bunu en iyi bilenlerden biriyim. Kimseye eyvallah etmeyen ama aslında kırılgan naif bir yapısı vardır.
Kadın güçlü olmayı tercih etmez de zorlanır hep birileri tarafından. Evlenir mutlu olmak yuva kurmak için. En zor anın da eşi de dahil olmak üzere bir çok kişiden zarar görür ama yıkılmaz. Çünkü kadın doğası gereği hırslıdır. Hayata tutunmak, tekrar mutlu olabilmek adına başlar sil baştan mücadeleye. Buradaki gücü yaşamak içindir. İş hayatı, çocukları, tekrar sevme ve sevilebilme vs. adına mücadele etmektir aslında.

İçindeki ilahi sevgiyi asla kaybetmez. Özgürlük ve güç adına bireyselleşmeyen fedakarlığın, şefkatin, annelik duygusunun o karşılıksız, menfaatsiz sevginin kaynağı olan kadın, güç uğruna kendisinden de vazgeçmediği zaman güçlüdür. Bunu da şahsen kendisini başkaları için törpülememek olarak adlandırabilirim.

Sevdikçe güzel, sevildikçe güçlü olur. Duygularını yaşamayan, yaşayamayan kadın, sevilmeyen kadın (illaki karşı cins olarak değil genel anlam da) güçsüzdür.
Duygusal bir yapıdadır kadın ve bu da anatomiktir yani doğuştan gelen ve kadınların en güzel özelliğidir. Duyguların da hayal kırıklığı olursa işte o zaman devreye katılık girer. Vazgeçer ve kendisini yanlızlığa mahkum edebilir. Bazen tercih değildir de mecburiyettir güçlü ve katı olmak.

Cinsiyetçilikle değil, insan olmak üzerinden düşünürsek aslında her şey çözülür. Kadın olmanın verdiği toplumsal baskıyı aşmak için sevdiğimiz insanları yıpratabiliyoruz. Kimse kimseye bir şey ispatlamak zorunda değil. Birbirimizi olduğu gibi kabullenirsek ve her halini önemsersek, sevdiklerimizle zor değil mutlu olmak. Birimiz olmadan diğerimiz olmaz unutmayalım.
Herkese verilen bir misyon vardır ev ödevi gibi. Zayıf erkek kişiliği baskın toplumlar da özellikle bizim ki gibi, neredeyse kadının adını silmeye çalışan cehaletler de, güçlü kadın olmak ONUR ve ŞEREFTİR.

Kimi doğduğu andan itibaren anne yada babasız hayata karşı bir sıfır yenik başlar. Ne yapacak güçlü olacak, kimimiz eşinden ayrılmış, çocukları var. Ne olacak güçlü olacak, namusunu koruyacak. Halen namusun iki bacak arasında olduğunu düşünenler için kendisini savunacak, kafası örümcek bağlamış cahil insanlar için kadınsın, annesin. Mecbursun, sen istemiyorsun ama bazen toplum, bazen aile, bazen sorumsuz bir eş seni güçlü yapıyor. Kadına ne verirsen onu alırsın derler. Çok da doğru derler.

Güçlü kadın olmak = yalnız olmak. Yalnızlık kadını güçlü olmaya mecbur kıldığı için güçlüdür bazen. Ya hiç beklenmedik bir anda yorulursa, düşerse omuzları, umutları tükenir de vazgeçerse.
Dimdik durabilmek için hırpalanan, hiç birşey yokmuş gibi yanındakine bile destek olan, kendi yarası bile geçmemiş ama hiç üzülmemiş gibi yapan. Biz kadınlar doğuştan güçlüyüz ama farkında değiliz. Taa ki en güvendiklerimizin iki yüzlülüğünü görene kadar, bıçak kemiğe dayanınca ne kadar güçlü olduğumuzu da fark ediyoruz.

Hayat çok basit. Beyaz ve siyah, var ve yok. Dünyanın griliklerine kafayı takıp çok fazla detayla uğraşmaya gerek yok. Bunu da 40 yaşından gün almaya başlayınca panikle fark ettim şahsen. Hayat geçiyor. Biz farkına varsak da varmasak da. Mutsuz ve başarısız insanların kendileri, çevreleri ve hayatla çatışmaları gariptir. Belki de başkaların da olan kendilerin de olmadığı için. Bu insanlar tarafından anne, baba, akraba, iş, eş, aşk, arkadaş vs. olabilir mutsuz edilmeyi reddediyorum ve başta kendimi sonra herkesi seviyorum. Benim gençlik sırrım bu işte. Güzel bak, güzel gör, güçlü ve mutlu yaşa.

HÜLYA ÇAKICI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder