4 Haziran 2016 Cumartesi

NAZIM HİKMET RAN


Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni ve de uyarına gelirse, tepem de bir de çınar olursa taş maş da istemez hani...
27 Nisan 1953 /Barviha Sanatoryumu

Ülkesini gerçekten sevdiğini Kurtuluş Destanı ile ispatlayan birisi olarak saygı duyarım. Allah Rahmet eylesin, mekanı cennet, ruhu şad olsun.

Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket bizim...
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benziyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim...
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu davet bizim...
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim...

Vatan sever olmak için üzerinde bulunduğun topraklar da doğmak gerekmez. Yaşadığın toprakları savunmak, hasretini çekmek, insanının daha iyi şartlar da yaşamasını, daha güzel günler görmesini ısrarla istemektir. Bu topraklar da doğup, ekmeğini yiyen ne onursuzlar var.

Dini inancı kimine göre vardı, kimine göre yoktu ama insandı. Dinler bir ihtiyaçtan doğmuştur. İnsanlar insanlıktan çıkmıştır, onları yola getirmek için de dinler doğmuştur. İnsana saygı fikirlere saygıyı ve sevgiyi gerektirir.

Büyük insanlığın toprağında gölge yok, sokağında fener, penceresinde cam
ama umudu var büyük insanlığın
umutsuz yaşanmıyor.

Vatan hasretiyle yandı ve o hasretle de öldü. Toprağın bol olsun, ışıklar içinde uyu büyük üstad.

HÜLYA ÇAKICI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder