24 Ağustos 2016 Çarşamba

Bir varmışla başlıyor hayatımız


Uyanırmış insan düşler ülkesinde bir masalda, yalnız başına kalırmış bazen yoklukla, mevsimler gelip geçermiş birbirlerinden habersiz. Sonra masaldan çıkarmış yalnız ve kimsesiz. Bir gün bizde gülebilsek dağ başında açan çiçeklerle beraber, hüzünleri orada bıraksak orada kalsa geleceğe gülerek baksak.

Güzel günlere güzelliklere ihtiyacımız var. Hayalleri diri tutalım ki gerçeğe dönüşmese bile hayaller de gidebilelim istediğimiz yerlere. Çünkü umut imkansızlık değil hayalleri gerçeğe dönüştürmek için bir haritadır bizlere. Bazı sonralar kaderden ötedir, sonrası hiç olmamalı yada öncesi kader de hiç yazılmamalı. Kendimizin heykeltıraşıyız. Yontmaya karar verirsek kendimizi ancak o zaman yardım edilebiliriz hem kendimize, hem çevremize. İnsan hayattaki her nimetten faydalanamaz, bize ne düşmüşse o kadar sadece görmekte yeter. Yaşam bu eksiklikler mutlaka olacaktır. Yontmaya devam ederken buda kalmalı aklımızın bir köşesinde.

İlk yapılan yanlışa hata, ikincisine kaza, üçüncüsüne de tercih denilir demiş Dostoyevski ve insanlar tercihleriyle yaşarlar iyi veya kötü. İşimiz, aşımız, evliliğimiz, aşkımız kendi tercihimizdir. Yani ne istersen onu yaşarsın. Kırılma noktasını geçtiğinde bağışıklığın güçlenmiştir artık kırılmazsın ve bu bir tecrübedir. Aynı hataları gelecek için yapmazsın, çünkü gelecek bugünden yarınlara kalanlardır. Yaşadıklarına takılmayacaksın yoksa yerinde sayarsın daima ileriye bakıp yürüyeceksin. Kangren olmuş yeri kesip atacaksın ki acısı kalmasın. Baktın iyileşmiyor komple kesecek ve yolumuza devam edeceğiz.

Dünyaya anlaşılmak için değil anlamak için geldik. Anlaşılamamanın üzüntüsünü duyacağımız yerde, başkalarını anlamaya çalışsak her şey daha kolay olur. Yaşamlarımız da olumlu bir şeylerin olması hepimiz için farklı anlamlar taşıyabilir, farklı iç zenginlikler ifade edebilir. Belki de çok daha önemlisi yaşam sorumluluğunun bilincinde olabilmektir. Sorumluluk ve öncelikler, doğru ve yanlışlar kişilere göre değişir. İnsanı yoran bunlarla tek başına mücadele etmektir. İnsanın kendi ilkeleri, kendi doğruları ve hatta kendi yetenekleri gökten inmiş ayetler olamadığına göre toplumla kurulan karmaşık ve çok yönlü ilişkiler sonun da sentezlenen, içselleştirilen ve bireyin bir yaşama kültürüne dönüştürdüğü değerler üzerinden toplumla yeni, edilgen olmayan, etkin bir ilişki biçimini gösterir.

Bazen karşımızdaki boş bir bardağa bile şerefe diyebiliriz. Umut olmayınca hayal olmuyor dolayısıyla masallar da eskisi gibi olmuyor. Her insan ve her yaşanan ayrı bir kitap, ayrı bir yaşam masalının parçasıdır ve iz bırakır her anı hayatımıza iyi, kötü. Masallar da öyle anlatılan bir iyi, bir kötü. Hep güzel olsun isteriz anılar, hatıralar, bazen bir kuş sesi, bazen bir melodi, bazen bir söz alır götürür bizi. Güzel olanı düşünürken gülümser, çirkin de yüzümüz buruşur. Hayat geçti gidiyor bir varmış bir yokmuş diyene kadar. Yani bir varmışla başlıyor hayatımız. Sonra da yalan olup gidiyor ömrümüz bir yokmuşla biten.

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder