1 Ağustos 2016 Pazartesi

Geçmiş bugünle, üzüntü neşeyle barışsın


Hz. Ömer iftar da bir yere davetlidir. Ev sahibi şerbete benzer bir içeceği Halifeye ikram eder. Hz. Ömer ilk yudum alır ve kaseyi bırakır. Ev sahibi, için Sayın Halife Hazretleri ballı sudur şifalıdır. Hz. Ömer, olmaz halkım çamurlu su içiyorken bunun hesabını kıyamette nasıl veririm. Ve içmez.

Bu aralar en az rastladığımız şey merhamet, vicdan, dürüstlük. Merhamet ve vicdan gibi duyguları taşıyabiliyorsan ve insani değerlerini kaybetmediysen güzel ve iyi bir yüreğin var demektir. İnsanın hep ben değerliyim, ben güçlüyüm demesinin de bir anlamı yok. Eğer çevresindekiler ve sevdikleri bunu ona hissettirmiyor ve tam tersine değersizmiş gibi davranıyorlarsa kendi kendine telkini onu ya daha çok yalnızlaştırır, ya daha çok bencilleştirir. Sonuçta iyiyi iyi yapan, kötüler karşısında onun iyiliğini görebilenlerin varlığı ve onayıdır. Kimileri vardır iki betonu bir araya getiremez. Kimileri vardır iki kıtayı denizin altından birleştirir, üstünden birleştirir. Ne kadar değişirsen değiş, yine de yaptığın şeylerin bedelini ödersin. Çünkü değişim değişmez. Köy hayatından kasaba hayatına geçtik ve bu da; iki arada kalmış en yoz, ara devre. Para da, görgüsüzlükte her zaman mutlaka ki vardı. Ama hiç bir devir de görgüsüzlüğün normalleştirildiği, ahlaksızlığın normal sayıldığı bir anlayış hakim olmadı. Toplumun normları değişti. Şirin görünme çabası bunu doğurdu. Eski Türkiye'de ayıp olan şeyler, Yeni Türkiye'de özlenen, istenen şeyler oldu. Kuşak farkından farklı bir şey bu, insan olarak kalabilmek. Ve en zor şey de insanları yanlışlarından vazgeçirmek, bunu da anlatabilmek.

Eğer korkularını yönetiyorsan korku yararlıdır. Ama korkuların seni yönetiyorsa korku en büyük köleliktir. Şundan, bundan korka korka yalancı oldu insanlar. Alkol alır almıyormuş gibi yapar, oruç tutmaz tutuyormuş gibi yapar, namaz kılmaz kılıyormuş gibi yapar ve üstüne üstlük kendileri gibi yalancı olmayanları da kınarlar. Çünkü Ramazan da sigara içeni yumruklayan adamlar var. Yabancıların da bulunduğu insanların içki içtiği yeri sopalarla basan adamlar da var. Kabahat de gizli, ibadet de gizli demiş atalarımız. Bu devir de sadece kabahat gizli. Olduğun gibi görün kimseye yaranmaya çalışma, herkes özel hayatında özgürdür inancında olduğu gibi. Gerçi yaşam koşulları da insanların ruh sağlıklarını, iş ve yaşam koşullarını etkiliyor. Agresif, yıkıcı, uzlaşmayan ve çok suç işleyen bir toplum olduk. Sevgi, anlayış, hoşgörü yok oldu.

Pişmanlıklarla dolu bir hayatta yaşıyoruz. Hayata uzun bakmamak lazım. Emanet edilen bir can taşıyoruz. Sevin, sevilin, yaşayın mutlu olun. Geçmiş bugünle, ışık gölgeyle, umut gerçekle, üzüntü neşeyle, öfke sevgiyle barışsın. Kara bulutlar artık dağılsın, ardından kısmetli ve bir çok kapının açıldığı günler gelsin.

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder