7 Ağustos 2016 Pazar

Öğrenmeye yönelik eğitim


Milli Eğitimdeki temel sorunumuz: Sistemi değiştirmeden önce öğrenme ortamlarını sisteme uygun hale getirmemek (4+4+4), öğretmeni evrak yükü altına sokup verimini düşürmek ve söz de öğrenci merkezli eğitim sistemi denen bir yapı da öğretmenin elini, ayağını bağlamak vs. En acısı da sistem diye sunulan yapının eğitim camiasının ortak görüşü alınmadan bir anda ortaya çıkması ve bu yıl da bunu uygulayalım bakalım tarzı temelsiz görüşler. Siyaset eğitimin içine bu denli girdiği sürece liyakat kavramı göz ardı edildiği sürece, ne kadar sistem getirilirse getirilsin boş.

Okullarımızın aklı hür, vicdanı hür, kafası çalışan, aydın gençler yetiştirmesi gerekiyor. Eğer 18 yaşındaki bir genç ülkeyi yönetecekleri seçebiliyorsa, kendisini doğrudan ilgilendiren sorunlar da da hak ve söz sahibidir. Yeni nesil kendi geleceğine kendisi yön vermek istiyor. Üniversite sınavları iyice zorlaştı, imam hatiplilerin önün açılıp mevki sahibi yapılıyorlar. Aydın, çağdaş gençlerin geleceğini çöpe atıyorlar. Ne çocuklarımız ne de bu ülke sahipsiz değildir.

Herkes dinini ailesinden, kitaplardan öğrenir. Okullar da ilim ve fen öğretilmeli. Meslek olarak din adamı olmak isteniyorsa IHL gidilir ve arkasından da İlahiyat Fakültesi okunur. Ama bir insan doktor, avukat, mühendis, ekonomist, mimar vs. olacaksa imam hatip lisesinde ne işi var. İmanın ve İslamın şartlarını zaten ailesinden öğreniyor ve din dersi okul müfredatında zaten mevcut.

Dinin yeri ayrı, bilimin yeri ayrı. Dinimizi de, eğitimimizi de ayrı ayrı tutmalı karıştırmamalıyız. Teog sınavında Matematik ortalaması iki, Fen bilimleri ortalaması altı olan imam hatip liselerinin amacı din adamı yetiştirmektir. Din ağırlıklı eğitim aldıkları için diğer derslerden başarılı olmaları mümkün değil ve Teog sonuçları da bunu gösteriyor. Burada düşük alınan puan öğrencinin suçu değil. Eğitim sisteminin tamamen imam hatip okullarına dönmesi toplumun ilimden, bilimden, çağdaşlıktan ödün vermesi demektir. Ne ekerseniz onu biçersiniz mantığıyla hareket etmemiz gerekiyor ve en başından bireyin özgür iradesine bırakmak gerekiyor ki, geleceğini kendisi yönlendirebilsin. Medeni, eşit, refah bir toplum akılla, bilimle, fenle, sanatla yoğrularak yapılanır.

Bu okulları bu şekil de yapalım, şu okulları şöyle yapalım diyenler, ülkeyi SEVR'in eski mecrasına sürüklüyorlar. Bilerek veya bilmeyerek. Ölümüne var edilmiş TÜRKİYE laik cumhuriyetini bırakırsak biter.
Müslümanlık özünde yaşanırsa yanlışlar görünür, bu yanlışlara da bir dur denir. Her namaz kılanı iyi Müslüman diye hala dillendiriyorsak, namaz kılıp çocukları gözüne kestirip tecavüz edenleri hala görmek istemiyorsak ve bunlar hepsine mal edilemez diyenler oluyorsa, daha o kesimden bu çocukların hakkını savunan görmedik, sapıklara destekler gördük aksine. Namaz öğretiyorlar çocuklara bumu zorunuza gitti diye hala çocukların vücutlarına uygulanan iğrençliği böyle düşüncelerle ve akıl almaz, insanlığa sığmaz laflarla dile getirenler var. Çocuklara namaz öğretenlerin ilk önce Allah'a inanması lazım. Onların ki dini alet edip çocukları kötü emellerine alet etmek. Böyle sapıklar dinimizden ve çocuklardan uzak dursun. Her namaz kılan Müslüman olmuyor. Özde iyi insansan hırsız da olmazsın, katil de olmazsın, saygılı olacağın için her insan özgürce yaşar ve kimsenin vücuduna bencilce saldırmazsın.

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder