30 Eylül 2016 Cuma

Türkiye'nin Kredi Notu


Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P'nin ardından Moody's de Türkiye'nin kredi notunu düşürmüş.

Nasıl yani herkesin cebinde akıllı telefonu vardı, herkesin arabası vardı, zengin değil miyiz biz şimdi? Faiz lobisinde her şey mükemmel değil mi? Yerli arabamız bile yapılıyor? Bu arada kredi kartı borcu olmayan var mı?

Notun düşmesi demek; devletin alacağı kredilerin faizinin yükselmesi demek. Yani yabancı yatırımcılar artık Türkiye'ye yatırım yapmaz demek. Türkiye üretime, sanayileşmeye gereken önemi vermezse, dış devletlere kapıyı kapatıp yabancı sermayeyi de kaçırırsa, zaten zor ayakta duran şirketlere kayyum atarsa, yakındır Osmanlı gibi çöküş yaşamak. Ekonomi daha kötüye giderse vergiler artırılacak. Yani zaten zor durumda olan vatandaşı daha zor günler bekliyor.

En derin karanlıktan sonra ışık gelir. Daha en derin karanlığa ulaşmadık. Çok şirket battı. Piyasa da para dönmüyor, kimse ödeme yapmıyor/yapamıyor. Herkes bir şekilde borçlu. Kredi kartları patladı. Tüketici kredileri ödenmiyor/ödenemiyor. Kredi vadelerini uzatarak kurtaramazlar durumu, çünkü üretim yok tüketim çok. Bugüne yama yapılarak gelindi ama  yama yapılacak yer kalmadı artık. İçerdeki ve dışardaki bu gereksiz savaşların elbette bir faturası olacaktı. Savaş politikalarını Türk ekonomisi kaldıramaz/kaldıramadı. İzlenen iç ve dış politikalar komple yanlıştı. Hala uyuyanlar var ve onlar günü kurtaramadıklarında uyanacaklar. Bunlar Devlet ekonomisi yani makro ekonomiyle, evdeki bütçesini yani mikro ekonomiyle karşılaştırıyor. İnşaat yapmayı gelişme olarak gören kişilere ne anlatabilir, neyi tartışabilirsiniz.

Vatandaş ömür boyu taksit uzatmayla uyutuluyor. Bir devleti, bir kurumu, bir aileyi yıkmak istiyorsanız borç verin ve ödeyemeyeceği kadar faiz alın sonra kaçınılmaz yıkımı izleyin. Ülkedeki gençlerin yüzde yirmisi işsiz. İşsizlik yüzde onbir, dünya bankasına olan borç 400 milyar dolar, satacak bir şey kalmadı, fabrika yok, teknoloji yok, 15 milyon kişi açlık sınırının altında. Borçlanma halen sürmekte ve yabancı sermaye artık geri çekilmekte, siyasi istikrarın zayıf olduğu ve bir savaşın içinde olduğumuzu da unutmayalım. İç piyasada inşaat sektörü ve turizm sektörü her an krize yakın olan sektörler iç ve dış savaşta harcamalar bütçeyi azaltıyor. Bu noktaya tarımdan başlayarak yavaş yavaş geldik. İmalat azaldı, sanayimizin durumu belli değil, en son turizmde vurgun yapıldı. Önceden yabancı turist geliyor ve ülkeye para akışı da dışarıdan sağlanıyordu. Yerli turistte ise içerideki para tekrar dönüyor. Yani sağ cebinden alıp, sol cebine koymak gibi bir şey ülke ekonomisi için bu durum. İyice tüketim ülkesi olduk ve bunun bir yerde patlak vermesi de normal.

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder