4 Eylül 2016 Pazar

Ve Tanrı seyirci...



Şu dünya da insan o kadar değersiz ve aciz ki. Bitkileri ve hayvanları çıkar insan ırkı yaşayamaz. Ama insanı çıkar sistemden sistem kendini yeniler ve yaşam devam eder. Doğaya ayak uyduramayan biz insanlar anı yaşamadığımızdan hep bir gelecek endişesi taşırız ve geçmişi unutmadığımız ve geleceği de merak ettiğimiz için sürekli bir ikilem içinde gelip gideriz. Genel de de anın dışında olduğumuz için yaşamın farkında olmayız. İnsanlar dışındaki diğer canlılar ise doğal ve an da yaşarlar. Bundan dolayı da coşku ve mutluluk doludurlar.

Cehennem; insan yüreğinde sevginin bittiği yerdir, bir çocuğun gözlerindeki korkudur. İnsan insana cenneti de cehennemi de yaşatıyor ama arada olan çocuklara oluyor. Cehennem bir mazlumun kalbini acıtıp, boynunu büküp, gözünden yaş akıtılan yerdir, acının, çaresizliğin yaşandığı gündür. O kadar kötüyüz ki bir çocuğun yüzündeki tebessümü bile çok görüyoruz. Zehir ettik bu dünyayı küçücük yüreklere. Dünyanın da, insanların da dengesi değişti hep çıkarlar uğruna ve bu yüzden bütün acımasızlıklar.

Evet çocuk bu dünyayı bazı büyükler kirletti. Bazı büyükler de temizliyor. Temizleyen kirletenden her zaman büyüktür. Sarsak sizleri çocuk, bindirsek pamuk şekerinden kayıklara ve göndersek tertemiz yaşanası dünyalara keşke. Dur bir çocuk, sabreyle ve tanı bu kirli dünyayı ilahi mucizelere tanık olacaksın. Herkes aynı şansa sahip olamıyor bebeğim. Umarım hayat sizleri üzmez, acıtmaz, kırmaz, zalim yapmaz. Mutlu, sağlıklı, vicdanlı yapar tüm bu pisliklere rağmen. En büyük veballerden biri masumun günahını almaktır, hiç bir insanı iflah etmez masuma yapılan işkence. Candır bütün dünyanın çocukları. Onları incitenler incinsin, öldürenler ölsünler. Bir çocuğun ahının ezen devletleri tuzla buz etmesini, orduları bozmasını, ölüm kusan savaş uçaklarını düşürmesini isteriz. Ama elimizden bir şey gelmiyor. Şiddet her yerde, mutsuz ve kendisiyle barışık olmayanlar maalesef şiddete eğilimliler.

İnsan çok ama artık insanın içinde insan yok. İnsanlığımızı içimizde tüketmişiz. Kim olursan ol ama insan ol. Bunu yok etmeye çalışıyorlar. Nerede huzur varsa nasıl bozabiliriz diye düşünüyorlar. Savaşı insanlık var etti, savaşla da barış kavramı doğdu. Biz insanlar yok ediciyiz, gerçek olan bu. Doğayı yok ederiz, insanlığı yok ederiz, böyle varlıklarız biz. Çocukların masumiyetini koruyamadığımız sürece de böyle gider bu düzen. Vicdan yok bu dünya da. Keşke hiç doğmasaydı çocuklar dünya acımasız, insanlar daha da acımasız.

Savaş doğanın yasasıdır. Her şey savaşın içindedir, hayvanlar ve hatta bitkiler bile. Ama insanlığın geride bırakması gereken bir yasa savaş denilen bu illet. Doğa ayakta kalmak için savaşta, insanlık ise üstünlük sağlamak için. İnsanların yaşadıkları yerlere çit çekmeleri, sınır koyması vs. önceleri korkudan kaynaklanmıştır. Çünkü kendini savunmaya almak ve toplu yaşamaya kodlanmıştır insan doğası gereği. Klanını toplumunu korumak için bunu yapmıştır. Her canlı kendini savunma güdüsü ile var oluyor. Bütün canlılar birbirini öldürüyor sonuçta. Asıl sorun uygarlaşan dünya da kavgaların hala devam ediyor olması ve uygarlık adı altında emperyalizmin büyümesi. Tarihteki olaylar şimdiki gibi basit nedenlerle çıkmamıştır. Milyonlarca yıllık evrimin etkisidir her şey.

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder