4 Ekim 2016 Salı

Lozan Barış Antlaşması


Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Lozan Barış Antlaşmasına ilişkin açıklamasında, "Bugüne kadar Lozan’ı bize zafer diye yutturmaya çalıştılar. Bunun neresi zafer" dedi. Erdoğan 68 gün önce Lozan Barış Antlaşması'na ilişkin yaptığı resmi açıklamada, "Bu anlaşma, yeni kurulan devletimizin tapusu niteliğindedir" demişti.

Sürekli kandırılmaktan ibaret olanlar ne Lozan'ı ne de onun tarihsel önemini tam olarak anlayabilir. Ülkenin nufusu 12 milyonken düşmanlar yurdumuzdan Lozan antlaşmasıyla kovulmuş ve şimdiki nesile özgür bir ülke miras bırakılmıştır. Cumhuriyeti Ortadoğu bataklığına sokanlar o günün şartlarındaki antlaşmayı beğenmezler. Önce hazır kurulmuş devleti yönetin, Lozan’ı sonra konuşun. Koca İmparatorluk parçalanmış Anadolu elden gitmek üzereydi. Atatürk, Milli Mücadele ile Misakı Milli hudutlarına sahip çıkabildi. Lozan devletin sınırlarının çizildiği, yeni Türkiye Cumhuriyetinin temellerinin atıldığı bir antlaşmadır. Bunu herkesin algılaması mümkün değildir.

LOZAN ANTLAŞMASI (18 Ekim 1912);
İtalya Krallığı ile Osmanlı İmparatorluğu arasında Trablusgarp Savaşı sonunda imzalanan antlaşmadır. Bu anlaşma İtalyan tarihinde Trattato di Losanna - Lozan Anlaşması olarak geçmektedir. "Ouchy" Lozan'ın bir semtidir. Türkiye tarihinde 23 Temmuz 1923 Lozan Anlaşması ile anlam karışmasını önlemek için Uşi (Ouchy) Anlaşması olarak anılmaktadır. Ouchy Uşi Antlaşmasının başlıca maddeleri şunlardır; Trablusgarp ve Bingazi'ye tam bir özerklik tanındı. Trablusgarp ve Bingazi, yeni bir kanun ve özel düzenle yönetilecektir. Trablusgarp ve Bingazi'de Osmanlı Devletinin çıkarlarını padişah adına naibü's-sultan olarak tayin edilen bir görevli koruyacak, dini ve adli işler, padişah tarafından seçilecek kadılar eliyle yürütülecekti. Kadı ve Naibü's-Sultan'ın maaşları Osmanlı maliyesince ödenecekti. İtalya On iki Ada'yı geçici olarak elinde tutacak, Osmanlı İmparatorluğu Balkan Savaşlarında bu adaları savunamayacaktı. Özellikle Yunanistan'ın adaları işgal edebileceğinden korkulmuştur. Fakat İtalya II. Dünya Savaşını kaybedip adaları 1947'de Yunanistan'a devredene kadar elinde tutmuştur.

12 Adalar Lozan ile değil 1912'de Uşi Antlaşması ile kaybedildi. Yani Lozan'dan önce adalar İtalyanlara verilmişti. Diğer adalar da zaten Osmanlı zamanında Balkan savaşlarında kaybedildi. Ayrıca Musul ve Kerkük 1. Dünya Savaşında İngilizler tarafından işgal edildi. Bu olayların hepsi Lozan'dan öncedir. Balkan savaşları Osmanlı Devleti 1. Dünya savaşına girmeden 2 sene önce olmuştur. Yani bunun Lozan ile hiçbir alakası yoktur. Suçlanacak biri varsa bence Osmanlı İmparatorluğunu 1. Dünya savaşına sokanlar suçlanmalıdır.

Lozan emperyalist ülkelere karşı o günkü koşullarda bir zaferdir. Lozan sayesinde Hatayı Türk topraklarına kattık Kıbrısta 1974 barış harekatını Lozandan aldığımız grantörlük hakkımızla yaptık. Kürdistanı açıklayamamaların sebebi Lozan’ın bize verdiği grantörlüktür. Irak'ın iç işleri bozulur bize ordan tehlikeli bir devletçik çıkarsa o devletçiği yok etme hakkımız Lozan ile verilmiş. Erbil, Süleymaniye, Musul, Kerkükü kapsıyor. 12 adalar konusu İtalya ile bizim sorumuzdu İtalya II. Dünya savaşından yenik çıkınca Yunanlılar vermek zorunda kaldılar. Çünkü Almanlar Yunanistan'ı işgal etmişti.

Yine gündem yaratıp, gündemi saptıracak bir şeyler buldular. Bunun altından kesin büyük bir şey çıkacaktır. Ohal zaten uzayacak bunu biliyoruz. Bilmediğimiz ne tarz bir şey çıkacağı bu söylemin altından. Hiçbir şey apaçık görünen kadar aldatıcı değildir. Ortaya atılana değil bizler bunu konuşurken neler kaçırdığımıza bakmak gerekir. Ülke insanı hep kuyudaki taşla ilgilenir olmuş, gerek yok dünya tarihi gercekleri yazıyor, yazmıştır. Güneş bütün parlaklığıyla olduğu yerde duruyor. Gerisi cambaza bak demekten ileri gitmeyen insanların sorunu bizleri ilgilendirmez.

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder