4 Ekim 2016 Salı

SAĞ ve SOL KAVRAMLARI


Sağ ve sol ne demektir sorulur hep. Çok kitap okuduk anlamadık derler devamında da. Hakikaten bu konu da yazılan kitaplar sözlükler aracılığıyla ancak anlaşılır olabilir, onda da içerik değil cümleler sadece. Yazanların bilmişlik ego tatminleri fikrimce, Türkçeye çevirenlerin de anlamsız tutumları. Elim de telefon veya ipad görenler kendileri gibi boş işlerle uğraştığımı düşündükleri için illa bir şey sorarlar ve susmazlar ki kafan karışmasın. Boş işlere harcadıkları zamanın yüzde birini bilgiye harcasalar rahatsız edici tutumlarının farkına da varabilirler belki. Zor çok ama çok zor.

SAĞ ve SOL KAVRAMLARI Avrupa tarihinin ortaya çıkardığı kavramlar. Fransız devrimi sonrasının kavramları. Bir ön kabule dayanıyor. Liberal burjuvazinin diğer hükümran olan burjuva kesimlerine karşı ilerici bir rol oynadığı varsayımına. Sonuç, BU SİSTEMİN BEDELİNİ DÜNYA ŞİDDET OLARAK ÖDÜYOR. Yaşanan şiddetin ardında çok ciddi kültürel nedenler var. Kültürel nedenler sistemin devamı için kullanılan şiddetin yanında küçük kaldığı gibi, yine sistem tarafından kullanılıyor. Yani sistem etnik ve dini çatışmaları kendi çıkarları için yönlendiriyor. Dünyadaki gidişatın iç açıcı olmadığı da ortada. Nedenleri üzerinde iyi, kötü beyan edilen fikirler var. Yanlıştır, doğrudur bu ayrı. Ama şu da bir gerçek kutsal kitaplarda yazmıyor çözümünün reçetesi. Ancak tarihte yaşananların doğru bir şekil de sıralanması bu olayların neden, nasıl ve kimler tarafından kullanıldığı, kurulmuş olan yüzlerce uygarlığın niçin yıkıldığının ortaya çıkarılması üzerinden bugüne ve geleceğe dair bir şeyler söylenebilir fikrimce. Ama bu da ciddi bir çabayı gerektirir ve anlayacak bir kitleyi.

Bu bir tür siyasi ve askeri zeka bilgiyle ve gelenek aktarımıyla ilgili bir şeydir. Aristokrasi Avrupa'da 20. yüzyıla kadar orduların liderlerini yetiştirdi. Sonra bu geleneği burjuvazi devraldı. Aristokrat subay kastının kırılması ise 1914-1945 yılları arasında gerçekleşti. Eski sistemin olumsuz yanı, subayların seçildiği yetenek havuzunu daraltmasıydı. Bir yandan da ordular devleşirken toplumun her kesiminden subay almak şart oldu (Bizde o zamanlar Aristokrasi yoktu). Hitler ve Komünistler bu alanda en büyük atılımı yaparak subayların Aristokrasiden gelmesinin önünü tıkadılar. Ruslar da Aristokrasiyi fiilen tasfiye ettiler. Lider yetiştirme ve eğitme geleneği mülk sahibi sınıflara mahsustur. En iyi okullar, akademiler, araştırma enstitüleri, think tank dedikleri kurumlar, kütüphaneler, yayınlar, seminerler, kurslar vs. hepsi onlar içindir. Bizler onların olanaklarının binde birine bile sahip değiliz ve dolayısıyla liderlerimiz de onlar kadar olamıyor. Mustafa Kemal ATATÜRK hariç ama o binlerce kitap okumuştu. Bu arada tek tek iyi çalışan insanlarımız olabilir ama onlar da kurumlar da bilgilerini birleştirmedikleri için çok az işe yarıyor. Ayrıca biz de bilgi açlığı ve bilgi kabul etme de yok. Gerçekten insanlarımızı zorla bilgilendirmeye çalışıyoruz lütfen öğrenin diyoruz. Siyasi ve askeri zeka bu nedenle geride kalıyor. IQ'su düşük diye değil. Benim ailemden baskı gördüğüm düşünce yani çok bilmek insanın başını derde sokar yerleştiriliyor toplumumuz da bizlere.

Avrupa türü yaşam anlayışını ve sosyal, ekonomik, siyasal çerçeve ve uygulamalarını sahip çıkmamız gereken miras, tarihsel gelişimin zirvesi vs. değerlendirmeye devam ettiğimiz müddetçe çözüme giden bir yol bulmak bana imkansızmış gibi geliyor. Alternatifsiz kriz tanımlaması Avrupa uygarlığı çerçeveli çözüm arayışları için geçerli bir tanımdır. Bu çerçevenin dışına çıkıp, kendi yolumuzu çizmenin ilk adımını atmalıyız bence. Sağ ve sol bizde toplumsal muhalefeti belirlemiyor ve çözüm çıkmıyor. Avrupa da da köylülere dayanan paylaşımcı ve özgürlükçü seçenekler silindi. Marksizm yani sanayi burjuvazisinin üretim kaynaklı hükümranlığının sonucu ortaya çıkan sanayi proletaryasına dayalı bir çözüm öneren bir akım olan bu yolun Kapitalist dünyanın temel tercihi olmaktan çıkışı ile pırıltısını yitirmeye başladığı söylenebilir. Marksizm ve Liberalizm arasındaki kavgayı kapitalizmin iç savaşı olarak değerlendiren düşünürler var. Ülkedeki toplumsal muhalefet, bu muhalefet akımına da kulaklarını tıkamamalı ama rehberliğinde de yürümemelidir.

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder