11 Kasım 2016 Cuma

Bilinçli işçi (proleter)


Etme cahille muhabbet, arpayı yazar buğday, demiş atalarımız.
Cahille tartışma, keza görenler aranızdaki farkı anlamayabilir, demiş yine atalarımız.
Atasözleri niye var peki? Yaşanmış tecrübeler birikimi, zaman, mekan, ırk, ülke vs. ders veriyor bizlere işte ondan var.

İnce hesaplarla ne kadar büyük paraların kaybedildiğine bizzat şahit oldum. 3 kuruş tasarruf yapayım derken 3000 kuruşun yok oluşunu da gördüm, 30000 kuruşun yok oluşunu da gördüm. Çalışanlar içlerinde hakkı mı alamıyorum psikolojisi ile çalışıyorlar böylece gelişmenin önüne geçilmiş olunuyor ve dolayısıyla kar değil zarar ediliyor. Çalışanını memnun et ki oda seni memnun etsin. Sermaye, işveren daima işçinin, emekçinin sırtından daha fazlasını kazanmaya bakar ama sıra zam yapmaya gelince önünüze dağları çıkarır. Kim uyar, kim uymaz kendilerine kalmış ama performans için çalışana vereceksin ve çalışmayanı ayırt edeceksin ki ona göre gayret etsinler. Çünkü zoraki ay sonunu getiren, geçinen personelden verim almak zordur, çalışana hakkını vereceksin ki verimi de alacaksın.

Ancak işverenin bu davranışını kitaptaki mantıkla anlayabilecek bilinçli işçi (proleter) sayısı ülkemizde çok az. Türkiye'deki düşünce az çalış, çok kazan, yatarak, oturarak kazan üzerinedir. Üç katını da versen kaytarmak için çareler arar.

İşçi çalıştıranlara göre kimse çalışmıyor, aldığı parayı hak etmiyor. Yani illa eksik verecekler ve oradan artırdığını da kar sayacaklar sonra da haktan hukuktan bahsedecekler. Önce hakkı neyse onu ver ayak oyunları ile fazladan bedava çalıştırma mobing ve psikolojik baskıya son ver ondan sonra bak bakalım işine nasıl sahip çıkıyorlar. Buna rağmen tembellik eden olursa onu da çıkar işten. Lüks arabalara biner, lüks villalar da yaşarlar ama doymazlar, işçisinin ise karın tokluğuna elhamdülillah demesini ister, işçisi de der. Peki farkları nedir? İlahi adalet olur elbet bir gün!

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder