26 Kasım 2016 Cumartesi

Bir Adımla Fark Yarat!


Ne yaparsan yap kalabalıklar hep bir adım öndedir ama toplu olarak bir yöne yönelinmesi o yönün doğru olduğu anlamına gelmez, belki doğru senin gittiğin yoldur. İnsanlarla aynı yönde giderken nerede olduğunu öğrenemezsin, kendi yerini görmek için birkaç adım uzaklaş ve tekrar bak, hayatı ve bu hayatta yapabileceklerini görmek istiyorsan uzaklaşmalısın, bu hem kendin hem de uzaklaştıkların için senin cesaret bile edilemeyen aykırılığın olacaktır. Ayrıl ve sürüye de bunu hissettir ki herkes kendi ayak izinin varlığını hatırlasın. Düzen bozulmasın diyerek tek doğru da kalmamak, adımlarımızı geleceğe, umutlara korkmadan atmak gerekir, sıradan olmamak başlı başına bir güçtür. Her zaman gerçekleri savun, seni takdir edecek birilerini bulamasan bile geceleri kafanı yastığa koyduğunda rahat bir vicdanla uyursun.

Hayata iz bırakmak sıradanlıktan vazgeçip güvenli limanları terk etmek ile olur. Bazen her şey yolunda ve yerli yerindeymiş gibi görünür ama hiç bir şey göründüğü gibi değidir. Biraz düşünmeli ve kendi yolumuzu çizebilmeli böylece hayatın sınırlarının da genişleyebileceğini görmeliyiz. Zaten aklı ve yüreğini rehber edinen, sorgulama yeteneği kuvvetli, araştırmayı ve öğrenmeyi seven insan sürü pisikolojisiyle hareket edemez ve kendi yolunu çizer, mevcut kalıpları kabul etmez, farklı arayış içerisindedir, kendisini inşaa etmesini bilir.

Bu dünyaya tek tip insan olmak için gelmedik, aynı yönde açan çiçekler değiliz. İnsanız duygularımız, değişimlerimiz ve farklı karakterlerimiz var ama maleseff hayatımız aynı döngü de ilerliyor. Oysa farklıyız! Ruhlarımız farklı, algılarımız farklı, düşüncelerimiz, ortamlarımız kısaca her şeyimiz birbirinden farklı. Neden sıradan ve dümdüz olalım ki? Kendimiz olalım, ayak izlerimiz diğerlerinden farklı yönde gözüksün. Önden yürüyenleri takip etmeye ihtiyacımız yok, kendi yönümüzü özgürce seçmeye ihtiyacımız var. Evrenin bizim biz olmamıza ihtiyacı var. 

Hayat insanları tek bir çizgi altında toplar ve ilerlemeye zorlar. Önümüzden geçip giden izleri fark etmek bile bazen çok zordur. Aynı kararların seni doğru yola ulaştırmaya çalıştığını sansanda doğru bildiklerini yargıla, hayat hediye edilmiş en güzel zaman dilimlerinden oluşur. Ya hep ileri gideceksin, ya zincirlerini kırıp doğrulardan doğru çıkarmayı bileceksin. Yargılamadan doğru ortaya çıkmaz, kendin ol başka izleri takip ederken kısaltma dünya çizgini, adımlarınla doğruyu farklı bir yolda bulabilirsin. İyi düşünüp analiz yapmalı, kararımızı vermeli ve önyargılarımızdan sıyrılmalıyız. Sürüden ayrılanı kurt kapar mantığıyla değil, en iyi yol bildiğin yol mantığıyla ilerlemektir asıl olan. Bir sürünün içinde olmanız o sürüye ait olduğunuz anlamına gelmez. İçgüdümüzün bizi yönlendireceği ayak izlerini takip etmemiz bizim için doğru, arkadakiler içinde örnek bir davranış olacaktır. Kendi bildiğini yapmaktan vazgeçme diğer insanlar arasındaki yerin boş kalsa bile. Kuru kalabalığın peşinden gidip sıradan olmaktansa, kendi yolunu çizip iz bırakmak daha güzeldir. Sıradan olmak ve öyle kalmak istiyorsan sırayı takip et ama sıradışı ve farklı olmak istiyorsan yık tabuları. 

İnsanları birbirlerinden farklı kılan taşıdıkları düşüncelerin değeridir. Farklı olmak tek başına yürümeyi getirir çoğu zaman ve yalnızlığı göze alabilecek kadar güçlüysen kendi yolunu çizebilirsin. Herkes farklı yaşar. Özgün olanlar yoldan ayrılır ve alışılmışın dışına çıkar. İşte bu insanlar arkalarında iz bırakır ve ölseler de unutulmazlar. Tek düzelik durağanlığın kalıplaşmasıdır. Aykırıklık ise farkındalık yaratıp seçenekleri arttırır. Edison sırada kalsaydı elektirik icat edilmeyecekti. Sıradan ayrılmak cesaretin, özgüvenin belirtisidir. Yok olmak pahasına sıradan ayrılanlar sıradan olmaktan vazgeçip hayata iz bırakırlar. 

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder