24 Kasım 2016 Perşembe

Hayallerimizi gerçekleştiremeden hayal olduk.


Aşk ve arkadaşlık bir gün yolda karsılaşırlar.
Aşk kendinden emin bir şekilde sorar.
Ben senden daha candan ve daha yakınım.
Sen niye varsın ki bu dünyada?
Arkadaşlık cevap verir.
Sen gittikten sonra arkanda bıraktığın gözyaşlarını silmek için...

Sevdayı derinden yaşayan adamlar da var.
Bir ömrü bir sevdasına harcayan, ağlatmaya kıyamayan, saçının telini kıskanan, öyle süsüne, boyuna, posuna değil!
Yüreğine sevdalı adamlar.
Zor günün dostu, hayat ortağı, yolunda yoldaşı,  göz yaşına içi yanan adamlar da var.
Verdiği sözü tutan. Sevdiğine namus gözüyle bakan, kadınım deyip, arkasında dağ gibi duran.
Tam tersi olan adamlar da var. Yapamadıklarına sonradan pişman olan adamlar bunlar.

Pişmanlık bütün bir ömür boyu saplantı haline gelebilir insan da.
Yanlış olanı seçtiği için değil (çünkü bundan ötürü pişmanlık duyabilir insan)
doğru olanı seçebileceğini kendisine kanıtlaması olanaksız olduğu için.

Her acı her sızı geçte olsa bir gün geçer elbet.
Kalan hayat devam eder sen sağ, ben selamet.
Ama acı ile yaşamayı öğrenir insan.
Hiç iyileşmeden kanar ve bir acı denizine dönüşür.
Acı denizin de ise insan boğuluyor ve yaşayamıyor.
Bir ölüye canlı demek doğru ise yaşıyor.
Dünya da sadece zaman geçiriyor.

En acı veren şey nedir aşkta?
Yanın da, çok yakının da olduğu halde asla ulaşamayacağını bilmek mi?
Bunu idrak edemeden platonik bir aşkın dalgalarında yüzdükten sonra, gerçeği öğrenemeden boğulmak mı?
Her ikisi de acı verici.
Her ikisi de yakar kavurur yok eder. Sende ki aşka dair her şeyi.
Aşka dair tüm umutlarını yakıp, güçlü bir rüzgarla savurana kadar.
Bununla da bitmez aşkın vicdansızlığı.
Uzun zaman sonra kabuk bağlamış yaralarını tekrar eşeler.
Yıllarca unutmaya çalıştığın şeyleri tekrar çıkarır karşına.
Tekrar canın acır, çığlıkların düğümlenir boğazına. Engel olamazsın kalbindeki en acı tatlı o duyguya.
Bir yandan nefret edersin, bir yandan delicesine seversin.
Sen bir doktor olursun, hastan da kalbin.
Hem hastandan nefret edersin, hem de onu yaşatmaya çalışırsın.

AŞK aramaktan bıktığın bir gün, tekrar çıkıverir karşına.
Gözlerini sana dikerek bakar, sanki hiçbir şey yapmamıştır, hiç bir acı çektirmemiştir sana.
Ellerinden tutar en zayıf anında. Ya ellerini verirsin, ya da çekersin.
Ellerini ver ki, hayallerin gerçekleşsin. Fırsat ver aşka.
Hayallerini gerçekleştiremeden hayal olma.

HÜLYA ÇAKICI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder