Hayat zor yolun öğretmeni!


Hayat; sermayem eriyor yardımcı olun! diyen buz satıcısının haykırışıdır zaman. Sermayemiz eriyip gidiyor, hayatın kenarındayız zaman akıyor. Bize kalan sadece izlemek ama çok sonra farkına varıyoruz ki, akıp giden zaman kendi hayatımızmış.

Bir alim çarşıdan geçerken çocuğun birinin bir ihtiyarın yüzüne tokat vurduğunu görür. Fakat ihtiyar, hiç ses çıkarmaz. Alim hayret edip sebebini sorar.
İhtiyar der ki:
- Ben buna, hatta daha fazlasına layığım.
- Niçin?
- Çocuktan sor!
Alim çocuğa sorar:
- Evladım ihtiyara niçin tokat attın!
- Amca bu ihtiyar bizi sevdiğini söylüyor. Fakat iki gündür, bizi görmeye gelmedi. Ya seviyorum demesin yada sevginin icabını yapsın!
Alim de der ki: Bir canlıyı sevdiğini söyleyip, sevgisinin gereğini yapmayan tokat yerse, ya Cenab-ı Hakkı sevdiğini söyleyip de sevginin hakkını vermeyenin hali nice olur? Ona inanılır mı?

İnsan insan olarak doğar ama insan olarak ölmek sadece kendisinin elindedir. Umursamadan yaşayanlar hak ettikleri gibi umursanmazlar. Her canlı değeri hak eder hak tarafından. Duyarlı olmak insanlığın bir göstergesidir. Önemli olan zamana bırakmak değil, zamanla bırakmamaktır.

İyilik; hem iyilik kavramının, hem de kötülük kavramının tamamen farkında olup da ruhuyla, hiçbir çıkar gözetmeksizin, yani gerçekten iyiliği tercih edebilmektir. Boş gereksiz yere meşgul eden, hatta sadece kendisi için yaşayan insanlar mümkünse benim etrafımda hiç olmasın. Çünkü hiç tahammülüm yok böylelerine, ne gerek var kendisi bile olamayan sahtekar, iki yüzlü insanlarla birlikte olmaya, zaman harcamaya.

Huzurunuzu çaldırmayın kimseye. Sizi huzursuz edip, huzursuzluğunuzla huzur bulanları unutun... Hayatın içinde harmanlanarak öğreniyoruz ve dünyayı temelinden sallayacak kadar kötü insanlarla karşılaşıp, bunlarla baş etmeye çalışırken kötülük yapmayı değil de, iyilik yapabilmeyi ve bu arada da kötülerden kendimizi korumayı öğrenenlerden olmalıyız. Çünkü insanlar öğrendikleri çirkinlikleri çok daha kolay hayata geçirebiliyorlar ama aslında zoru başarıp iyiliklere açılan kapının arkasındadır huzur işte bunu bir türlü anlayamıyorlar.

Üzülme alışkanlığımı değiştirdim ve dünyam aydınlandı. Kafama takmıyorum artık insanların yaptıklarını, söylediklerini.  Fiziksel bir etkiye yol açmıyorsa yapılan kötülükler, onları da görmüyorum ve hayatımı yaşamaya devam ediyorum. Bunu ciddi anlamda uyguluyorum, görselde ve sözde değil. Ben de bir toz kadar değeri yok attıklarımın, kötü kendine kötü sadece. Ben hepsini serbest bırakıyorum ve huzurla bakabiliyorum dünyaya.

HÜLYA ÇAKICI 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Süleyman Demirel'den bir fıkra ile günümüz :)

Ayağınızdaki 6 Güçlü Nokta

Hayat Kişiye Özeldir