19 Kasım 2016 Cumartesi

İçi boşaltılmamış bir şey kalmasın!


1926'da yürürlüğe giren Medeni Kanun ile birlikte reşit yaşta resmi evlilik zorunluğu, tek eşle evlilik esası ve kadın-erkek eşitliği gibi kavramlar hayatımıza girmişti... O yıllarda Türk kadın haklarını savunan bir sivil toplum örgütü yoktu ve kadınlar bilinçsizdi. Atatürk bu hakları kadınlara verdi. Kendisi Türk kadınını onurlandıran liderdir. İşte bu yüzden biz Atam, tek adam, Atatürk diyoruz...

Giderek karanlığa gömülüp, kötü bir yaşama itiliyoruz ve her şeyin kendiliğinden düzeleceğini sanıyoruz. Düzenimiz bozulmasın diye gözümüzü, kulağımızı kapatmış durumdayız. "Bu ülke böyle değildi" diyenlere, "beğenmiyorsan çek git" diyorlar. İşte tam da bunu diyenler, bu toprakları bu hale getirenlerdir. Cehennemi öbür tarafta aramasınlar, Cehennem yeryüzünde, tam da ülkemin olduğu yerdeymiş meğer... İnsanı kendi topraklarından soğutmak, dünyaya karşı, hayata karşı bakarken, endişe ve korkular ekmek istenilen. Hayata hep güzel pencerelerle bakmaya çalışıyoruz ama dışarı bakınca her yerde bir fırtına, bir kaos var.

Bu topraklar dediğimiz yerde insanlar artık o kadar ayrıştı ki, hiçbir konuda ortak bir bakış, bir duruş kalmadı. Evet belki etkisi altında bırakıldığımız fikirler belirli bir kesimden kaynaklanıyor üst makamlarda bulundukları için. Ama halk dediğimiz asıl tabaka yani bizler, fikirleri onaylamasak bile ortak bir payda da buluşamaz olduk. Asıl bizden bunu aldılar. Sen şusun, sen busun o kadar normalleşti ki artık hiçbir şeye şaşırmıyoruz. Bu ülkede kadın hakları dediğimiz olgu, hala yaşam hakkından başlıyor ki ne kadar utanç verici. Kadının yaşamasına yada ölmesine karar verebilecek bir eril mekanizma işliyor dışarda, asıl korkulacak olan da bunun oranıdır, yaşanan gerçek dramlardır. Birileri, oyunlar oynayıp, insanlara bahşedilmiş akıl ile dalga geçerken ve bunu nereden geldiği bilinmez bir egoyla yaparken, bir yerlerde birileri yaşam hakkı için mücadele ediyor. Yıllar yıllar öncesinin işlemeyen ve aslında hiç işlememiş sığ taktikleri ile yaşamlar alt üst edilirken, diğer yanda sadece kendi benliğini korumaya çalışan insanların ülkesi oldu Türkiye. Ayrıştık, kutuplaştık, koptuk. Umut etmek için birlikte olmak gerek. Değerler bütünün yok edildiği, ne yöne gideceğini bilemeyen bir topluluk kendisi içinde en tehlikeli noktadadır demektir.

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder