21 Kasım 2016 Pazartesi

Yalnızlık iyidir. Zirve tek kişiliktir!


Dervişe, buyurun bize gelin, dediklerinde! Durun hele önce bir kendime geleyim! demiş.
Dervişe sormuşlar, Allah'la aran nasıl? Nasıl olsun hep Onun dediği oluyor! demiş.
Dervişe, Neden bu kadar ALLAH diyorsun? diye sormuşlar. Allah Allah hiç farkında değilim! demiş.

Sebepler yalnız birer perdedirler. Perde kalkmadıkça gerçekler görünmez. Sebepleri kaldır aradan, görsün seni Yaradan. İncinenlere "inşirah" bahşediliyor da, İncitenlerin vay haline.
Hayat provası yapılmamış bir tiyatro gösterisidir. Bu tiyatronun perdesi kapanmadan gülün, şarkı söyleyin, dans edin, aşık olun kısaca yaşayın.

Başkalarına bağımlı yaşayan insanlar ilgiden yoksun kalınca kalıptan kalıba girmeye başlarlar. Kökümüz dalımızdan güçlüdür. Yalnızlık şu bakımdan güzel. Hiç yalnız birinin terk edildiğini/terk ettiğini gördünüz mü? Yalnızlık güveninin, kalbinin kırıldığını gösterir (Aklınıza hemen aşk meşk gelmesin. Genel söylüyorum). Yaraları sarmak için birebirdir. Yine de Züğürt tesellisi.
Olgunlaşmak meziyet işidir. Kendine olgunlaşamamış birisinden, olgunluk bekleme. Çünkü olgunluk, sabır sanatıdır. Hiç bir şeyi yaşamadan öğrenemezsin. Hangi konu da acı, zorluk, çaresizlik çektiysen o konu da olgunlaşırsın. Sabır suskunluk değil, duyulamayan feryattır!
Ben senin için bütün zorlukları göğüslerken. Sen beni göğüs kafesine sığdıramadın. Sen de biliyorsun ki. Herkese benziyorum ama hiç kimse değilim.!
Her zaman sevmediği için gitmez insan. Bazen yorulur bazen de kırılırsın...
Bazı gidişlerdeyse yüreğini geride bırakır öyle gidersin. Bazen sevmediğinden değil, mecbur bırakıldığın için gidersin. Yolun ayrılır ama yüreğini ayıramazsın. Ne kadar vazgeçtim desen de, dilin söyler. İnsan bazen gerçekten çıkar yol bulamaz ve gider. Bazen vazgeçmek her şeyden uzaklaşmak değil. Mücadele etmektir.

Hayattan kendiliğinden sunduğu şeylerden ötesini beklemeyip, içgüdüsel olarak güneş varken güneş, güneş yokken de her nerede olursa olsun, sıcaklık arayan kedileri örnek alana ne mutlu. Ne mutlu hayal gücü uğruna kişiliğinden vazgeçip başka hayatları seyretmekten keyif alana, duyguların kendisini değil, dış dünya da oynanan halini yaşayana. Ve nihayet ne mutlu her şeyden vazgeçene. Her şeyden vazgeçtiğine göre, hiçbir şeyi elinden alınamayacak, eksiltilmeyecek olanlara.!

Yalnızlık benim seçimim değildi! Bir darbe sonucu iktidara geldi.
Sevgi, akışına bırakılmaz. Çünkü hiç bir şeyi bıraktığın gibi bulamazsın. Bıraktığın da düşer ve parçalanır.
Ortalık hava boşluğun da asılı kalmış ölü sevgililer, arkadaşlar, yoldaşlarla dolu. Canım dediğimiz insanları duymadığımız, hatırlamadığımız da, onlara kayıtsız kaldığımız da, sevginin kanatları yırtılır. Sevgi ötekinden bir yankı bulduğun da anlamlanan, daha güzel şarkı söylemeye başlayan bir kuş gibidir. Sessizliğimizle dövdüğümüz her çağrı, kayıtsızlığımızla vurduğumuz her kalp atışı, acıyarak duruyor. Üç günlük dünya! Bulduysanız sevin! Sıkıca sarılın! Çünkü sevgi de ölüler gibi dirilmiyor.
Ölmenin kolay olacağını düşünmüştüm. Aslında kolay da. Ölmek üzereyken yoldan çevrilmek çok acı veriyor.
Emeklerinin karşılığını göremeyince. İhaneti görünce, vefasızlığı yaşayınca ve dönüp arkasına baktığında keşke hiç tanımasaydım dediğin de.
Tek taraflı mücadele ise ve mücadele edenin ne kadar zora girdiği umurunda değilse bu bencilliktir. Seven sevdiğini düşünür kendisini değil. Seven sevdiğine laf getirmez sahip çıkar. Sonra düşünürsün yaptıklarına değer mi? diye. Kimin için, ne için, seni hiçe sayan bir insan için girdiğin zorluklar, fedakarlıklar, elin de bomboş bir tabak artık. İçinden gelmez ne sevmek, ne dokunmak, ne görmek, sadece yaptıklarına üzülürsün. Seni hiçe sayan bir insan için kendini parçaladığına üzülürsün. Değmez hiç kimse ve hiç bir şey için değmez. Bu film yalnız bir kez çekilecek.
Yalnızlık iyidir. Zirve tek kişiliktir!

HÜLYA ÇAKICI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder