14 Aralık 2016 Çarşamba

AFERİN


Padişahın biri vezirleriyle köyleri dolaşırken bir ihtiyarın fidan diktiğini görür, yanına giderek sorar: Behey amca iki büklüm olmuşsun, bu diktiğin fidanın meyvesinden yiyebilecek misin? İhtiyar parmağıyla bahçedeki diğer yetişkin ağaçları göstererek, "kudretli padişahım, şu gördüğünüz ağaçların meyvesini çok yedim ama onları ben dikmedim." Bu söz üzerine Padişah ihtiyara "Aferin" demek zorunda kalır. O dönem de padişah kime aferin derse bir kese altın vermek zorundaymış. Vezir padişahın işareti üzerine çıkarır ihtiyara bir kese altın uzatır. Altın kesesini alan ihtiyar sevinçli bir edayla, "Gördünüz mü Padişahım benim fidan şimdiden meyve verdi" der ve ikinci kez padişahtan "Aferin" ve bir kese altın daha alır.

Bir şey yaratamayanların yaptıkları oradan buradan kopyadır. Yaratanları kıskanır, şiddete başvurur, yakar yıkar, imha ederler. Allahtan akıl hep üretir, hep yeni şeyler bulur ve yoluna devam eder. En azından bazılarımız da mevcut.

İnsanlar gerçek yüzlerini sizden istediklerini alamadıklarında gösterirler. Güçlü olup düşmanını çatlatmaktır önemli olan. Ağlarken gülmeyi öğrenmek. Ve insan büyür. Elinizden beslenenler sırtınızdan hançerler yazık insanlığa ve dost bildiklerimize. Başkasının lafı ile duvar yıkan daha sonra o duvarı örmek zorunda kalır ve örmek yıkmaktan kat kat zordur. Yık diyen de kenardan keyifle izler enayisini. Duyduklarımıza değil gördüklerimize inanmak en güzeli, gördüklerimizi bile birkaç kez gözden geçirmek hatta. Yani önyargılı olma, tanımadan suçlama, kimseye kanma, körü körüne de inanma. Duyduğunun tamamına, gördüğünün yarısına hemen inanmamak lazım. Şu da var ve tecrübeyle sabittir ki, adaletli olanlar dürüstlük uğruna her şeyini kaybederler.

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder