18 Aralık 2016 Pazar

Aşık Kul Fakır Ali Oymak


Asıl adı Ali Oymak olan Aşık Kul Fakır, Merzifon'un Kıreymir köyünde 1873 yılında doğmuştur. Ozanlık geleneğiyle küçük yaşta tanışan Aşık Kul Fakır, okur yazar olmamasına rağmen çalıp söylediği deyişleriyle çevresinde tanınmış ve adını duyurmuştur.

Gençliğinde güreş sporuyla ilgilenmekteyken bir düğüne pehlivan olarak gittiğinde, Gümüşhacıköy'lü Aşık Kul Hüseyin ile tanışır ve ondan çok etkilenir. Aşık Kul Fakır'ın hayata bakışını değiştiren o gün, adeta kendisini Allah yoluna adamaya karar verdiği dönüm noktası olur. Kendisine "Kul Fakır" mahlası da üstadı Aşık Kul Hüseyin tarafından verilir.

Yaşadığı dönemde Çorum'lu Hakk aşığı Derviş Edna ile yol arkadaşı olmuş ve ona büyük bir muhabbet beslemiştir. Mustafa Kemal Paşa ve önderliğini yaptığı milli mücadeleye destek vermiş ve bunu defalarca dile getirmiştir. Mustafa Kemal Paşa hakkında pek çok deyişi bulunmakla birlikte bazı deyişlerinde onu zamanın mehdisi olarak tanımlamıştır.

Yüce Allah nazarında makamının yüksek olduğunu gösteren bazı olaylar sayesinde, yaşamı boyunca çevresinde büyük bir saygı uyandıran Aşık Kul Fakır, 1938 yılında Hakk'a yürümüştür. Türbesi Merzifon'daki evinin bahçesindedir.

Kul Fakır’a ilişkin ayrıntılı bir araştırma, Ali İhsan Aktaş ve Sabri Yücel tarafından Aşık Kul Fakır adıyla 1991 yılında yayımlanmıştır.

DÖRT KİTABI CEM EYLEYİP YAZAN VAR
Her neki arasan vardır bu demde,
Velâkad Keremna Ben-i Âdemde,
Uzaktan arama, fark et sen sende,
Bir pınardan bin deryayı süzen var.

Alemin mabudu Âdemde hazır,
Vezirlikten geçip olursun kizir,
Nereden baktımsa göründü Hızır,
Yek nefeste dü cihanı gezen var.

Alemin aradığ vardır Âdemde,
Arayıp bulanlar demezki bende,
Görenler derlerki, ne vardır şunda,
Dört kitabı cem eyleyip yazan var.

Okuyup ilimle âlim olanlar,
Seni farketmez mi kendin görenler,
Mümin-müslim böyle mi olur erenler,
Günde yüzbin tarikinden dönen var.

Erenler sevmezler yoldan kayanı,
Bu Dem'e koymazlar ikrar süyanı,
Gerçek olan farketmez mi yalanı,
Sen demeden diyeceğin bilen var.

Gerçek olan belli olur işinden,
Dost, dosta varamaz gönül kışından,
Halim yaman oldu adu taşından,
Abu Cehil gibi kuyu kazan var.

KUL FAKIR'ım taş atan başına atar,
Herkesin attığı kendini tutar,
Sabırlı kulların Didâr'a yeter,
Kırklar meydanında engür ezen var.

İNCİNMEZ

Âb-ı engür müminlerin gönlüdür,
Doldurup tasını kanan incimez,
Gönül görüp dosta doğru varan da,
Aşk-ı muhabbete eren incimez.

Aşk-ı ilahi hidayete erene,
Aldanma kalleşe, yüze gülene,
Hak demişiz kevn-ü yolu kurana,
Kadim ikrarında duran incimez.

İkrarımız, irizamız bir oldu,
Sekiz cennet kevn-ü mekan sır oldu,
Sekiz cennet cemâlinde nur oldu,
Her dem hub didara eren incimez.

Veçhinde okunan Ümmü'l Kuran'dır,
Buna inanmazsa fikri yalandır,
Elbet erenlere gönlü âyândır,
Görüp inanıp ta kanan incimez.

Şah-ı Mevlam görmeyince tapmadı,
Mühmin olan çığırından sapmadı,
Veçhi Âdem vücudundan çıkmadı,
Aşk-ı muhabbete eren incimez.

Ali Muhammet'tir Muhammet Ali,
Âlemin sultanı sevenin yari,
Kendisi gösterdi ol yeşil eli,
Emrini tutarsan Kuran incimez.

KUL FAKIR'em kuran kurdu âlemi,
Velakad Keremna çaldı kalemi,
Sağdaki yazıyor hayır olanı,
İblis'i gönlünden süren incimez.

ALINTI / Ali İhsan Aktaş / Sabri Yücel

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder