29 Aralık 2016 Perşembe

Bhopal felaketi!


Kıyametin kopmasını boşuna beklemeyin, zaten her gün kopuyor. Ülkeler ülkeleri sömürmese ülkeler vatandaşlarını, vatandaşlar da vatandaşlarını sömürür. Adaletin dağıtımı sorunluysa o yerde adaleti kimse anlamamış sadece sözlükte görmüştür. Adaletin olmadığı yerde kuvvetliler kendi kurallarını dayatırlar.

3 Aralık 1984 günü, ABD kökenli Union Carbide firmasının Hindistan’da Bhopal’de kurduğu böcek ilacı üreten fabrikadan yanlışlıkla 40 ton metil isosiyanat gazını dışarı atması 18.000 kişinin ölümüne, 150.000’den fazla insanın zehirlenmesine neden oldu. Çevresel etkileri Çernobil faciasından bile korkunç olan bu kaza sonrasında, Bhopal eyaleti doğal afet bölgesi ilan edildi. Greenpeace’in bölgede kazadan 20 yıl sonra, 2004 yılında yaptığı ölçümlerde, toprakta normalin 6 milyon katı toksik madde bulundu.

İnsanların kendilerine ait hür iradeleri ve fikirleri olmayınca, yönetenleri ne derse bir o tarafa bir bu tarafa savrulur. Köle gibi kullanılırlar. İnsanlar dünyanın en tehlikeli canlılarıdır. Bir salgın gibi dünyanın bütün güzelliklerini yok ediyorlar. Dünya'nın her yerinde katliamlar var. İki milyona yakın insan açlıktan ölüyor. Neden dünya bu hale geldi. Bu insanların canı bu kadar mı değersiz.

Ey özgür uluslar şunu unutmayın, olmayan özgürlüğü sağlayabilirsiniz ama yitirdiğiniz özgürlüğü asla. Sırf yolunuz aydınlansın diye yaktığınız yüreklerin küllerinde boğulacaksınız. Ne diyordu Değirmenci dayı; Bu nasıl çark ulan! Buğday bizim, ezilen biziz, unu olan biz, aç kalan hepimiz. Kim bu doymak bilmez şerefsiz! Kaç kulağı olmalı insanın ağlayanları duyabilsin ve kaç insan hayatını kaybetmeli ki, artık bu kadarı fazla densin. Öldüre öldüre geriye sadece çirkin kalpli olanları mı bırakacaksınız. Acılara kayıtsız kalanlar en acınası olanlardır. Bu sistemi isteyen bizleriz. Kapitalizm bir yerlerde tıkanıp kalıyor ve bu tıkanıklığı giderebilmek içinde insan kanı kulanıyor. Bedava yaşamak için kan ve savaş kaçınılmaz ve yoksulluğun olduğu yerde savaş başlar.

İnsan her canlı da kendini ve kendini de her canlıda görebildiği zaman üstün bilince ulaşabilir. Ancak insanoğlunun o bilince ulaşabilmesi için daha binlerce yıllık evrim süreci var önünde. Açgözlü ülkelerin siyasetçileri yüzünden dünya yaşanmaz halde. Dünya nüfusu kadar bir nüfus daha eklense, yeryüzü yine de tüm insanlara yeter ama vicdansızlık ve açgözlülük bir arada olunca insanoğluna acı çekmek kalıyor. Çivisi çıkmış bir dünyada ne ray, ne tren kalmış, küresel güçler de artık anlık dönüşler yapıyorlar.

HÜLYA ÇAKICI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder