4 Aralık 2016 Pazar

BİR SORUNUN MU VAR?


Umut, hiç bitmeyen bahar mevsimidir. İçine kar da yağar, fırtına da kopar ama çiçekler hep açar. Benim zamana bıraktığım hiçbir konu ve insandan beklentim yok. Olsaydı zaten bırakmazdım... Mutsuzluk o kadar çok enerji çekiyor ve tüketiyor ki başka bir şey yapmaya hali kalmıyor insanın. Eğer mutsuzsanız çözüm bulmaya çalışın yoksa vücutta ciddi rahatsızlıklar oluşuyor. Başkalarını mutlu etmek için kendi mutluluğumuzdan vazgeçmeyelim. Sonuçta mükemmel ve kusursuz insan yok.

BİR  SORUNUN MU VAR?
Önce mücadele et,
gerektiğinde yardım al,
bir bilene danış,
ara ara dinlen ve yeniden düşün,
yeni bilgiler öğren,
sonuçları değerlendir,
kabullenmeyi öğren.
Her sorunun bir çözümü vardır. İster beğen, ister beğenme. 

Küçük insanlar diğer insanlarla uğraşır. Çünkü suçlamak anlamaktan daha kolaydır ve anlarsa değişmesi gerekir. Bu durum da mücadeleye devam. Eğer gerçekten güçlü olmak istiyorsan tek başına savaşmayı öğrenmelisin. Bunun yolu da erdemli insan olmaktan geçer. 

İnsanlara uzandı eller ve dünya kurtuldu böylece. 

Oysa ki bunu yapmak zarar vermekten daha basitti.

Nesini yapamadı insanoğlu anlayamadım gitti.

Mantıksıza aka ak dedirtemezsiniz onun için muhatap olmayacaksınız. Bakıp görmeyenlerden, konuşup dinlemeyenlerden, dokunup hissetmeyenlerden uzak durun. Millette bir fesatlık bir kuyu kazma merakı almış başını gidiyor. Çağımızın mesleği utanmazlık yüzsüzlük olmuş çok şey karışınca insanın mayasına böyle sonuçlanıyor demek ki. Küstaha şefkatle davranıldığında yola geleceğini düşünen kendisini kandırır ancak. Ona onun anlayacağı dilden konuşmak gerekir. Yeri geldiğinde hadsize haddini bildirmek büyük bir sevaptır. Had sınır demektir ve sınırını bilmeyenlere sınırlar öğretilir. Bilmek istemeyenlere veya kendi sınırlarını çizmek isteyenlere, gerektiğinde sınır da çizilir, bu da haddini bildirmektir.

Her düşünen insan hayatında en az bir defa geçici hayata bir anlam yükleme arayışına girer ve gerçeği keşfedene kadar bilgi edinir. Bireyin sahte olanı anlaması zaman almaz. Sahteliği gördüğü anda değişim aniden oluşur. Bir şeye inanmıyorsak sorgulayamayız, değişim, dönüşüm de mümkün değildir. Partizanca bakan biri görebilir mi? Sadece kendi inandığını görür.

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder