14 Aralık 2016 Çarşamba

Çok Dertli Milletiz...


Deneyim zenginliğine kapalı bir toplum denek olur. Güç ve yüce olan her şey aslında insanın özünde vardı. Oysa insanlar kendilerindeki bu yönü körelttikçe güç ve yücelik de uzaklaştı. Ve onlar uzaklaştıkça insanlar bu öz parçalarına yozlaştı. Hatta kendileri bile yok oldu. Çünkü beyinleri bile ellerinden alınmış kobaylaşmış oldular. İnsanın zamanla fikirleri kemikleşir kolay kolay kimse de değiştiremez. Bir sisteme aitseniz bildikleriniz sadece inanmanız gerekenlerdir. O yüzden de o sisteme ait olan o bilinenleri bilmekle yetinenlere normal, daha ötesini araştıranlara da deli diyorlar. İnanmak isteyen birine hiçbir şey imkansız gelmez, inanmak istemeyen birine ise gerçekler mantıklı gelmez.

Gerçek kimsenin umurunda değil. Bilinç ne kadar artarsa, umutsuzluk o derecede şiddetlidir. Çok şey anlatmaya gerek yok. İnsanlar, insanların gözünde kabul görmek için her haltı yer. Cehalet hiçbir coğrafyaya ait olmadığı gibi yeryüzünün en güçlü yerlisidir. Gezegendeki en ilginç varlık nezaket çerçevesini aşmadan kin kusan insandır. Ve bunun farkında olan da yine bir insandır. İnsanların gerçekleri alt kişiliklerinde gizlidir.

Dalkavukluğun sağladığı çıkar, dürüstlüğün kazandırdığı faydadan fazla olursa o ülke batar. Çünkü barış ve huzur can sıkıcı insan denen cani için. İnsan acımasızdır bunu unuttuğunuz anda acınacak duruma düşersiniz. Vicdan yok, bilmişlik çok, kibarlık yok, saygı yok, umut yok, gelecek yok ve eskiye özlem çok.

Bencil insanlar da adalet ve merhamet aramayın. Şeytanın ete bürünmüş halini gördükten sonra hiçbir şey problem değil. Düşünüyoruz ve ağlıyoruz sessizce, biz böyle olduk artık sesimiz çıkmıyor. Varlığımızı önemli kılacak şey yok olacağımızı da bilmektir. Bir ot gibi yaşayıp ölüyor çoğumuz, vazife gibi bir ömür yaşıyoruz. Çalışıp, çabalarak yada kötü bir hayat yaşayıp ölüyoruz. Bu dünya hem cennet olabiliyor, hem cehennem, başka bir dünyaya ihtiyaç yok. Kötü haberlere kapatayım kulakları diyorum ama hiç iyi haber gelmiyor ki memleketten. Her gün giderek kötüleşen ve ardı arkası gelmeyen haberlere uyanmaktan, dehşetine kapılmaktan, acısını yaşamaktan ve tüm bu kargaşanın içinde kendi psikolojimizi sağlam tutmaya çalışmaktan yorulduk. Neşe, hayat enerjisi, huzur gibi bir vatandaşın, bir insanın en doğal hakkı olan duyguları bizden çaldılar. En yakınlarını yitiren ailelerden bahsetmiyorum bile. Karşılığı yok hiçbir acının her şey gölgesi kadar ağır her gün yeniden kirleniyor dünya.

Yoksulluk, yoksunluk ve çaresizlik içerisindeki insanların rızası olmaz kabullenişi olur. Rıza ancak aksini tercih ettiğinizde ezilmeyeceğiniz, aç kalmayacağınız, dışlanmayacağınız, dövülmeyeceğiniz şartlar sağlandığında rızadır. Işığa ulaşmış olanların görevi yalnızca öğrenmek ve iyiyi görmek değil, mümkün olan her yerde topluma yardımcı olmalıdır. Önce fark et, yardım et sonra edeceksen dua et. Sahip olduğunuz tüm yetenekleri kullanın. Eğer sadece sesi güzel olan kuşlar şarkı söyleseydi ormanlar sessiz olurdu.

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder