29 Aralık 2016 Perşembe

Garip olaylar ülkesiyiz!


Uygarlığın gerçek ölçüsü ne nüfus, ne kentlerin büyüklüğü, ne de üretimdir. Gerçek ölçü, ülkenin yetiştirdiği insanların nitelikleridir.

Karanlığa karşı, karanlıkla mücadele edilmez. Sistem bozuk insanlar sadece kurban. Türkiye'de işini doğru dürüst yapacak ehli insan kalmadı. Paran varsa insansın yoksa bir hiçsin. Kader deyip geçiştirirler olayı, insan hayatı bu kadar ucuz. Hasta mazlum, doktor masum. Sonuç, hakimler hekimleri severler. Hipokrat yemini eden doktorlar göreve başladıktan kısa zaman sonra doktorluğun insani bir görev olduğunu unutuyorlar. Bilgilerini yenilemiyor ve değişik vakalarında olabiliceğini göz ardı ediyorlar. Türkiye'de doktorların %95'i kasap. Kesme, biçme başına göre prim alıyorlar. Doktorlar artık doktor değil pazarlamacı olmuş. Suriyeli doktorları da Kanada, Amerika, Almanya kaptı bize işe yaramazları kaldı.

Her yere tıp fakültesi açarak, performans sistemiyle sağlık sorunu bu kadar çözülür. Sağlıkta devrim dedikleri bu olsa gerek. Ticarethane gibi kime denk gelirsen ya iyisine yada acemisine. Para zoruyla özel okullarda okutulup, sınav zamanı soruları çalarlarsa ne beklenebilir ki, en önemlimiz canımız onların elinde. İşin içinden çıkamayınca kader denir ALLAH suçlanır. Bunalıma girmiş bir toplum, kin ve nefret dolu. Öldürmek ve ölmek böyle kolay oldu.

Şimdiki doktorlara bakın, teknoloji ellerinin değil ayaklarının altında. Ancak bilgi sıfır, şüphe sıfır, ilgi sıfır. Eskilere bakın, teknoloji var mıydı bu kadar. Ancak onlar doktordu gerçek doktor. Bir Türkan Saylan. Lepra Hastanesini nereden nerelere taşıdı, kimlere yardımı olmadı ki. Şimdikiler ise sadece memur. Yeminlerinin ne kadar arkasındalar. İstisnalar mutlaka vardır, beş parmağın beşi de bir değil. Ancak çoğunluk böyle olunca kurunun yanında yaşta yanıyor. İşlerini meslek olarak değil, angarya olarak görüyorlar çünkü. Yarım hoca dinden, yarım doktor candan ediyor.

Türkiye'de hiçbir şey hiçbir zaman normal olmamıştı. Ama son yıllarda ucuz bir ağır drama filminde yaşıyor gibiyiz. Vicdan ve ahlak eğitilmeden, geliştirilmeden yükselen bir zihnin ne topluma, ne de kişinin kendisine fayda sağlayabilir. Zihnen eğitip, ahlaken nadasa bırakacağına hiçbir şey yapma, daha zeki bir canavarın önüne geçmiş olursun en azından. Her vicdanda bir tane elek olsaydı ortaya ince kum tanecikleri çıkmış olurdu.

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder