14 Aralık 2016 Çarşamba

Niyetinden vurulsun herkes...


Kendinden zeki birine tavsiye vermek iyi niyet gerektirdiği kadar aptallıkta gerektirir. At gözlüklerini çıkarmadan, empati yapmadan, kendi fikri olmayıp ağızdan dolma tüfek gibi hiç düşünmeden her duyduğunu aynen tekrarlayanlar unutmayın, sorgulamak beyin gerektirir. Ders çıkartmak yürek, hayata geçirmek azim, gerçekleştirmek deha gerektirir herkesin duyarlılığı kendi dehasıdır. Şarkılar söylüyordu insanlar acı, sevgi, mutluluk içeren. Söylerken bile kendi olmama çabasındaydı her dudak. Uydurmaydı her şey. Kendine bakmamak için her şeyi görüyordu insan. Kanal değiştirmek kadar kolaydı vicdanları susturmak.

İnsana saygımı korumak için insanlardan uzak duruyorum, demiş Dostoyevski ne kadar doğru söylemiş. İnsanları anlamak için vazgeçmen gereken ilk şey benliğindir. Yaşamak isteyenlerle ölmek isteyenler anlaşamaz. Yaşamak isteyenler birbirlerini öldürür, ölmek isteyenler başkalarını yaşatır. İnsanlar inanmak istediklerine inanır. Bu türün en büyük zaafi bu sanırım. Ben sadece gerçeği kabullenmiş, etrafımızı çevreleyen her şeyin sahte olduğunu görmüş, duyguların da insanlardan daha sahte olduğuna emin olmuş biriyim.

Dünyanın en uzun hüznü yağıyor yorgun ve yenilmiş insanlığımızın üstüne. Hiçbir ideoloji insan kanı dökmeyi haklı çıkartamaz. Şayet insanlıktan çıkmışsa cehalet baki, kin öfke daimi olur. Ne konuşarak, ne de susarak, bazı gerçekleri sadece noktayı koyarak anlatabilirsin ki, bazı insanlar ne demek istediğini başka türlü anlamazlar. Aklı başında insanlar derine kök salmak zorundadır, güçlü fırtınalara dayanmak zorundadır, ihanetlere ve iki yüzlülere alışmak zorundadır. Cehalet bu ülkede her zaman vardı ama hiçbir zaman son yıllardaki kadar cesur değildi. Eskiden cahil durumunu bilir susar, bilgilenmeye çalışırdı. Oysa şimdi cahil durumunun farkında olmadığı gibi, etrafını da kendi düzeyine çekmeye çalışıyor.

Düzen herkesin karşılıksız iyilik yapma şansını ortadan kaldırdı. Hayatımızın içinde hayatımızı dağıtan uzlaşmaz çelişkiler sürdükçe birilerinin diğerlerine yapacağı iyilikler zaten sorunları çözmez. Emperyalizmin tek gayesi sömürü ve yokluğa mahkum ederek insanların güzel duygu ve hislerini körelterek sömürmek. Vicdan ve iyilik insandaki gizli ve güçlü duygudur ama aynı zamanda körleşen ve gitgide yok olan da bir duygudur. Buna müsade etmeseydik Emperyalizm ve en kuvvetli kolu olan kapitalizm olmazdı.

Hayat tıkanınca derin bir nefes alıp nerede kalmıştık? Sorsan herkesin vicdanı vardır ama önemli olan onu kullanabilmek. Artık alıştırıldık bitmeyen terör olaylarına. Bütün siyasilerin derdi ise birbirini yemek, gündem değiştirmek. Bir işin ters gitme olasılığı varsa ters gider, ters gitme olasılığı olmasa bile yine ters gider oldu.

HÜLYA ÇAKICI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder