14 Aralık 2016 Çarşamba

Öğrenmek ve Öğretmek


En iyi öğrenme yolu öğretmektir diye bir laf vardır ve çok doğrudur, birde anlamayanlara anlatabiliyorsan kesinlikle iyi öğrenmişsindir. Öğrenme yaparak, yaşayarak ve mümkün olduğunca çok duyu organı ile gerçekleşir. Bir şeyin hikayesi varsa ve o hikaye bir yere dokunuyorsa onu unutmazsınız. Kapitalist alemler buna uyanmış özellikle pazarlamacılarda hikaye anlatımı eğitimleri almış başını gidiyor. Yaşayarak ve tekrarlayarak öğrenmekte etkilidir. Karşınızdakine anlatarak aktaramadığınız bilgiyi öğrenmemişsiniz demektir. Eğitimin güzel bir yanı da, işini bilene bol vakit sağlamasıdır. İşini bilmeyeni ise tembelliğe alıştırır.

Bilimsel bilgi dediğimiz şey akıl, deney ve gözleme dayalı objektif, sistematik ve tutarlı bilgidir. Bilimsel bilginin amacını "okunur olmak" veya "toplumsal sorunlara çözüm üretmek" olarak yorumlamamak gerekir. Bir nesneye bilmek için bilmek anlayışıyla yönelinmesinden daha doğal ne olabilir. Bilimsel makale sayısı ve okunurluğu değil önemli olan bu makalelerin nitelikleridir. Bilim insanının işi  bilgiye ulaşmaktır. İsteyen bu bilgilerden faydalanarak topluma, insanlığa yararlı olacak şekilde bunları pratiğe dökebilir. Uzmanlaşmanın arttığı, bilim dallarının çeşitlendiği dönemimiz de herkesin her makaleyi okuması ve her şeyi bilmesi mümkün değil. İhtiyacı olan zamanı geldiğinde çalışmasında kimsenin okumadığı bu makaleyi kullanır. Bilim bilim içindir. Araştırmacılar, bilgi edinmek isteyenler, öğrenciler, meraklıları bu tarz makaleleri okuyorlar. Türkiye'deki akademisyenlerin makaleleri uluslararası akademi forumlarında yayınlanacak kapasiteye ulaşamıyor. Türkiye'deki profesörler öğrencilerine hazırlattığı tezlerin birleşimi ile kitap yayınlıyor. Akademisyen olmanın şartı yayın yapmak olursa normal bir durum konusu dışında okuyucusunun olmaması.

Düşünme karar verebilme kararını, uygulama yetenekleri gelişmeyen bireylerin evlilikleri ve meydana getirdikleri çocukları toplumun yükü. Etrafınıza bakarsanız sorumluluk duygusu gelişmemiş ailelerin çocuklarını diğerlerinden daha kolay ayırt edebilirsiniz. Medeniyet önemli ama maalesef biz geri kalmış bir ülke olmak konusunda hızla ilerliyoruz.

Aile içinde demokrasinin olmadığı bir ülke, gelişmemiş, hatta gerileyen bir toplum. Yalancılar prim yapıyor doğru konuşan linç ediliyor. Söz dinleyen karaktersiz çocuklarını daha çok seven anne babalar ile dolu ülke, yeter ki kendi fikri ve idealleri peşinde koşmasın çocuk ve söz dinlesin. Çocukların zihinsel durumu kimin umrunda. Kendilerine layık evlat yetiştirme derdine düşmüş insanlar. Çocuklar sizin oyun alanınız değil ve zihinsel sorunlar yaşayan insanlar sizin tarifini bilemeyeceğiniz savaşımların içinde. Çocuk sahibi olmak isteyebilirsiniz ama o çocuklar da anne baba sahibi olmak istiyorlar.

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder