22 Aralık 2016 Perşembe

Tanrı ve Adam


Bir adam ölür. Öldüğünü fark ettiğinde, Tanrı’nın elinde bir çanta ile kendisine yaklaştığını görür. Tanrı ile adam arasında şöyle bir konuşma geçer:
Tanrı: Haydi oğlum gitme zamanı.
Adam: Bu kadar mı erken? Bir sürü planım vardı…
Tanrı: Üzgünüm ama gitme zamanı.
Adam: O çantada ne var?
Tanrı: Sahip oldukların!
Adam: Sahip olduklarım mı? Yani eşyalarım mı? Elbiselerim, param...
Tanrı: Onlar asla sana ait değildi, onlar dünyaya aitti.
Adam: Anılarım mı?
Tanrı: Hayır. Onlar zamana ait…
Adam: Yeteneklerim mi?
Tanrı: Hayır. Onlar koşullara ait…
Adam: Arkadaşlarım ve ailem mi?
Tanrı: Hayır oğlum. Onlar yürüdüğün yola ait…
Adam: Karım ve çocuklarım mı?
Tanrı: Hayır. Onlar kalbine ait…
Adam: O zaman bedenim olmalı?
Tanrı: Hayır hayır. O toprağa ait…
Adam: O zaman kesinlikle ruhum olmalı!
Tanrı: Üzücü bir hata yapıyorsun oğlum. Ruhun bana ait…
Adam gözlerinde yaşlar ve kalbinde korkuyla çantayı Tanrı’nın elinden alıp açtı… BOŞTU! Kalbi kırık, göz yaşları yanaklarından akarak Tanrı’ya sordu;
Adam: Hiçbir şeye sahip değil miyim?
Tanrı: Doğru. Asla bir şeye sahip değildin...
Adam: O halde, benim olan ne vardı?
Tanrı: ANLAR… Yaşadığın anlar senindi...

Hayat sadece bir andır…
Her anı yaşayın...
Her anı sevin...
Her anın tadını çıkarın...

Dünyada barış ve huzurun olduğu bir gün düşünün. Hiçbir şekilde Irk ayrımcılığının olmadığı. İnsanların dini inançlarına saygı gösterildiği. Cinsiyet ayrımı olmadığı. İnsanların eşit olduğu bir gün. Bunca kötülük bir hiç için yapılıyor. Hiçbir insan sonsuza dek yaşayamaz elbet bir gün öleceğiz. Öldüğümüzde yanımıza hiçbir şey alamayacağız. Ardımızda bıraktığımız kötülüklerle gelecek kuşaktaki insanlarda kötü bir yaşama devam edecekler. Dünya bu döngü ile yok olmasın. Barış ve huzurun olduğu bir gezegen olsun.

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder