1 Ocak 2017 Pazar

İnsanoğlu insan olmakta zorlanıyor!


Yerinde kullanılan zeka, yeterli eğitim, sezgi gücü ve vicdan bir araya gelirse ne nankör olunur, ne cahil kalınır. Yıllar huyları değiştiriyor mu? Yoksa kötü ve kıskançlıkla biriktirdikleri duyguları ince noktalara vurarak yaşlılıklarında o kadarcık bir huzurumu kendilerine armağan ediyorlar. Yani yıllar insanların geçmiş hırslarını yüzeye mi çıkarıyor kimbilir. Belki de bazı insanlar hep kötülerdi de biz görmek istemediğimiz için görmemiş olabiliriz veya değişen koşulları onları değişmeye zorladı. Ama insanlar tanıdığınızdan çok farklı davranış sergilediğinde yumruk yemiş boksör gibi oluyorsunuz ve bir daha gardınızı asla indiremiyorsunuz. Sadece susarak noktayı koyuyorsunuz.

Ben kendimden özür diliyorum ama sonra unutup tekrar aynı hatayı yapıyorum. Sonra yine özür diliyorum. Yüz kere dibe vurdum. Yüzbir kere yukarı çıktım. İnsanlığımdan, iyi niyetimden, güven duygumdan vazgeçmedim. Bunlar insanı insan yapan özellikler. Asil insanlar asaletleri ve edepleri yüzünden yalnız. Konuştuklarını anlayacak ve konuştuğunu anlayacağı insanlar o kadar az ve dağılmış.

Kendimizi tam anlamıyla tanımadan başkalarını da tanımış olmayız. İnsanın bazen yanılabilme hakkı da vardır. Harbi yürekli ol kimseyi arkasından satma, yüzüne karşı konuşmayı bil. Egosu yüksek insanlar bilgisi ve mantığı az olan insanlardır, yargısız infaz yaparlar bu nedenle cahil ve nankör davranırlar. Kazandıklarını sanırlar ama öfkelerine ve egolarına yenilirler. Maskeleri düşence de aslında kim olduklarını çok iyi belli ederler. Bunun nedeni, küçüklükten itibaren bağımlı olacak şekilde yetiştirilen, kendi kararlarını alma serbestiyeti verilmemiş, her davranış veya kararının doğruluğu için ebeveyn veya çevresindekilerden onay beklemeye mecbur bırakılmış, fazla korumacı ebeveynlerin etkisi sonunda kendi öz değerlerini üretememiş, oluşturamamış, karar alma süreçlerini başkalarına bırakmış, benlik algısının büyük bir kısmını başkalarının değerleri üzerine kurmuş veya kurulmaya mecbur bırakılmış olmakta yatar. Böyle kişiler davranış anlamında aldığı kararlardan o kadar emin değildirler ve başkaları tarafından onaylanmaya ihtiyaçları vardır. Bu ise kişi de özgüven eksikliği ve başkalarına bağımlı olarak yaşamayı mecbur kılar. Kaygı seviyeleri daha yüksektir.

Konuşan konuşuyor. Yapsan da yapmasan da konuşurlar kaçamazsın. Onu bunu konuşmak yerine aynaya baksalar ne görürler acaba? İnsan mı yoksa zavallı bir mahlukat mı, merak etmemek elde değil. Bazı insanları sevmek gafletinde bulunduysanız yada aynı ailedenseniz yandınız, hiçbir şekilde mutlu edemezsiniz. Kıblesini bulup namazını kılamazsınız. Ya Peygamber gibi sabırlı olmayı öğrenirsiniz yada ortadan kaybolursunuz. Belki bu dünyadaki imtihanımızdır bu insanlar, belki de onlara anlayışlı davranmamız bize çok güzel kapılar açar.

Bazı insanlar doğru aile de doğacak kadar şanslılar, diğerleri kendi kaderlerini çizmek zorunda. Hayat boyu kim olduğunu söyleyip duracak insanlar, yapmamız gereken onlara ben buyum demek o kadar. Baki kalan kubbe de bir hoş seda imiş, demiş şair. Kırmadan, kırılmadan gönül kazanarak hakk'a yürümeli insan. İyi niyetim yüzünden çok üzüldüğüm oldu ama Allah bana hep başka güzellikler nasip etti. Şimdi üzüldüğümde biliyorum ki, beni mutlu edecek bir şeyler yakında. Hep değerli olalım ve hep değerlilerle karşılaşalım.

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder