17 Ocak 2017 Salı

Kindar neslin son sürümü!



Ön sıralar ayaktaysa arkadakiler sanırım yer çekimine meydan okuyorlar. Onbeş yıl önce bizim elimizde de bir adet Cumhuriyet vardı bakalım gözümüz açıldığında ne kalmış olacak. Avrupa bin yıl önce haçlı seferleriyle öğrendi dinle bir yere varılamayacağını. Sonra bunlar dünya lideri oldu, dindar ülkeler de bunların maşaları. Artık umutları da tüketiyoruz sevgiyi, kardeşliği tükettiğimiz gibi. Acaba diyorum bazen, ilk kelime 'Oku' değil de 'Okuma' olsaydı senaryo yine böyle mi olurdu?

Biçtiğini beğenmeyen ektiğini gözden geçirmeli. Bir konu hakkında 'gerizekalı' yerine konulmak istemiyorsan o konu hakkında ne medya da gördüğüne inanacaksın, ne de siyasetçilerden duyduğuna. Ülkede hiç sorun yokmuş gibi davranmak hiçbir sorunu çözmez. Dini imanı para olanlar vatan, millet çıkarı nedir bilmezler. Bu güzel topraklar da böylesi kalbi, beyni kirli insanlar nasıl oluştu. Hiçbir görüşleri yok, herhangi bir konuda bilgileri yok, sevdikleri hiçbir şey yada canlı yok, en basitinden bir hobileri yok, hiçbir şeye ve canlıya saygıları yok ama hep saygı beklerler, onu da diğer her şey gibi ezberden isterler. Nesilden nesile kirlenmiş içgüdüleriyle hayatta kalan ve sık üreyen bir cins.

Bu millet bu hale erkek çocuklarına alınan oyuncak tabancalarla, televizyonlar da yayınlanan vurduğum vurduk, kestiğim kestik filmlerle, okullar da öğretilmeyen insan ve doğa sevgisiyle, kitap okumayıp aylak gezen arkadaş gruplarıyla, boş kafalı yobaz aile ve devlet büyükleriyle vs. geldi. Kötülük ve nefret bulaşıcı bir hastalıktır hemen etrafı sarar fark etmezsiniz bile. Bağıran çağıran, sesini kalınlaştırarak gürleyen insanlar korkaktır, zavallıdır, gel bakalım derdin ne desen korkudan gelemezler yanınıza. İnsanlar nefret içinde boş yere alevleniyorlar. Saygı denen bir şey kalmadı. Ülke ruh hastası, beyin yoksunu, kişiliksiz, cahil insanlar topluluğu ile dolup taşıyor. Küçükken hayvanlarla konuşmak isterdim şimdi fark ediyorum ki zaten konuşuyormuşum.

Gösterişe meraklı fakat Neşet Ertaş dinleyen, vayt çaklıt moka şagır fıri içerken tavla oynayan, annesinin makarnasına burun kıvırırken, penneye bir haftalık market alışverişi kadar para veren, gezerken çok yorulduğu için çalışan insanlara dert yanan tipler, kısacası ne olduğunu kendisi de bilmeyen bir nesil türedi şimdilerde. Bu kadar cehalet ancak eğitimle verilebilir. Hayattaki en zor şey anlamayana bir şeyleri anlatmaktır ki, basmıyor beyinleri işte.

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder