31 Ocak 2017 Salı

Ve işte yaşamlar böyle şekillenir!


Adaletsiz ve çıkarcı bir ortamda yaşayıp, adaletli ve dürüst olmak zordur. Toplum ve sürü psikolojisinden kurtulmak bencil ve hayvani yönü aşmak ile akıl / vicdan bağlamında düşünmeye bağlıdır ama yine de yanlış yaşam da doğru olunabilir. Hayata verdiğiniz yön şeklinde yaşarsınız. Hayatının yanlışını da, doğrusunu da insanın kendisi belirler, belirlemeli. Doğru yaşamak yanlış hayatı yok eder yeter ki doğrudan ayrılınmasın. İnsanlar bulundukları ortama göre yaşantılarını şekillendirir. Eskiler nefes de kudrete bağlıdır derler. Dünyadaki yaşantımızın düzenli ve huzurlu olması % 99 maddiyata bağlı. Maddi durumu ve yaşadığı ortam kişinin geleceğine etki eder. Gördünüz mü hiç zengin olup kenar mahalle de yaşayan. Ve işte yaşamlar böyle şekillenir.

Kimsenin siyasi duruşuna bir tavrım olmaksızın; Özgürlük, eşitlik, dayanışma, emeğin üstünlüğü, gelişmenin bütünlüğü ve halkın kendini yönetmesidir. Maalesef artık milli bir kavganın içindeyiz, bu olmak yada olmamak kavgasıdır. Milli haysiyet ve şerefimizi tekrardan inşa etme kavgasıdır. Ayrıştırıcı değil, bütünlükçü ve birleştirici olma durumunu belirleme kavgasıdır. Bu vatan da ve ay yıldızlı bayrak altında tekrardan var oluş kavgasıdır ve şimdi arzusunu kurduğumuz Cumhuriyetçi, Laik, Milliyetçi, Devletçi, Devrimci ve Halkçı bir iradeyi bu ülkede tekrardan görmek kavgasıdır. Damarlarındaki asil kanı hiçbir zaman inkar etmemiş olan ve bu uğurda vazifeden hiçbir zaman ayrılmamış olan Yüce Türk Milleti o güzel yarınları tekrardan inşa edecek güçte ve kudrettedir.

Bir ülkenin güçlü olması kendisini yönetenleri sağlama almakla, dokunulmaz yapmakla olmaz. Bilakis yöneticiler her an halkın iradesini ensesinde hissedecekler ki yanlış yapmasınlar. Onlar için sorgulanabilirlik, hesap verilebilirlik hat safhada olmalıdır. Aksi takdirde bırakıp gittiklerinde Saddam gibi Kaddafi gibi yaşadıkları saltanattan başka hiçbir şey kalmaz arkalarında. İnsanlığın kalmadığı, sevgi, saygı ve hoşgörünün bittiği, bireysel zenginliğin arttığı sanal bir ülkede yaşıyoruz. İnsanoğlunun sonu yine kendi elinden olacak, baskın egosu yüzünden, gelen hiçbir din, vahiy bu egoyu yenemedi, en koyu dindar bile egosunun dediğini yapıyor.

Bugünün Türkiye'si gücün varsa kurallar yok, paran varsa her şeyi yaparsın, görgüsüzlük, şımarıklık, ne oldum delisi olmak durumları. İnsan duyguları ve düşünceleri arasında bazen seçim yapmak zorundadır ki, anlatılacak çok doğru varken dinleyecek kulakların olmaması bu seçimi yaptırır.

HÜLYA ÇAKICI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder