17 Ocak 2017 Salı

Yitirmenin ne olduğunu biliyorum!


Yitirmenin ne olduğunu biliyorum.
Kendi hayatını hayatından çıkartmayı biliyorum.
Kendi mabedinden uzaklaşmayı biliyorum.
Eğer isteseydin sunabilirdim kalbimi ellerine.
Yapabilseydim indirebilirdim yıldızları yeryüzüne.
Gücüm olsaydı çevirebilirdim zamanı geriye.
Çiçeklere su ver, çiçekler güzel olsun, kokla.
Çocuklara şiir yaz, içinde umut olsun.
Unutma hep kendine söyle.
Yarın çok geç bugün ölmeliyim.
Sağır bir kurşun gibi ağır ağır düşmeliyim.
Kayan bir yıldız gibi gökyüzünde sönmeliyim.
Hissediyorum üstümde gezinen rüzgarı.
Küçük bir kum parçası karışıyor denize uzakta bir yerde.
Ayrılık zehirden bir hançermiş.
Ayrılık vakti yaklaştıkça yüreğe zehir damlar.
Boğaza bir şeyler düğümlenir.
Sonra elin ayağın tutmaz olur, düşünemez olursun.
Sağır olursun, duymadan bakarsın.
Sevdadan geriye kalırsa sadece hüzün kalır.
Yalnızız buluşmamız yasak.
Görüşmemiz uzak.
Devrilmiş kadehler gibi dönüyor başımız.
Bir film sahnesi gibi akar gider ayrılık.
Biz zaten hiçbir roman da kendi hayatımıza rastlamadık.
Şarkılar yanlış anlatmıştı.
Üşüyüp durdu ruhumuz.
Oysa tuttuğumuz balıkları bile yeniden denize atmıştık.
Hayata dair bilerek yanlış yapmamıştık.
Bazen acı vurdu, bazen de yağmur.
Hiç gülmedi yüzümüz.
Çıkmaz bir yoldu yürüdüğümüz.
Bir inme gibi dolanır bedeninde pişmanlıklar.
Biz zaten hiçbir şeye tam vaktinde yetişemedik.
Boşuna telaşlarla yorduk ömrümüzü.
Buruşturup attılan kağıtlar da.
Hiç bitmeyen şiir olacak.
Ama gülümseyin her şey unutulur.

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder