21 Şubat 2017 Salı

BÜYÜ

Büyük İskender İran seferine giderken dağlar arasında yeşilin ve suyun bol olduğu bir yerde durur.
Komutanlarından Badlis'e buraya öyle bir kale yapacaksın ki, asla kimse alamayacak der.
Ordularıyla devam eder. Badlis kaleyi inşa etmeye koyulur. İran seferi çok uzun zaman alır. Döndüğünde kalenin bittiğini ve kendisini karşılayacaklarını sanır. Fakat kaledekiler İskender'e kapıları açmazlar, hatta kafa tutarlar. Kale uzun zaman muhasara edilir fakat teslim almak mümkün olmaz. Tam toparlanıp gidecekken kapılar açılır. Badlis gelir imparatoruna ''İşte öyle bir kale inşa ettim ki, Büyük İskender olarak siz bile alamadınız' der. Bağışlanır, taltif edilir ve buraya 'Badlis' adı verilir. Zamanla isim Bitlis olarak kullanılmaya başlar.
Evliya Çelebi seyahatnamesinde de aşağı yukarı bu şekildedir.
Şimdiki hikayemiz ise daha farklı;
Kalenin güneye bakan yüzünde yan yana duvara monte edilmiş dikdörtgen şeklinde iki taş yer almaktadır. Bu taşlardan biri maviye çalan gri bir düz taştır. Diğerinin üzerine kocaman bir akrep resmi işlenmiştir.
Rivayet edilir ki; Yılanın çok olduğu Bitlis'te hiç akrep olmaz. Dağlar arasında bulunduğu halde SİS hemen hemen yok gibidir. Taşlar bu olağanüstü büyüyü işaret etmektedir...
(ALINTI)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder