11 Şubat 2017 Cumartesi

Sessiz kalmaya zorlayan acı!


Ülkemizde Suriyeli, Suriye'de askerimizi görmek istemiyoruz. Bir millet batıyor yavaş yavaş ve bunun farkında bile olmayanlar alkışlıyorlar. Anlatmak çok zor maalesef baştan kendini kapatmış insana istediğin kadar anlat en iyimseri bile yüzüne bön bön bakıyor, diğerleri de hakaretle saldırıya geçiyorlar. Fakirler şükretmeyi öğrensinler ki zenginin düzeni bozulmasın. Eğer şehitlik onların nezdinde çok yüksek bir mertebe olsaydı onlar bunu kimseye bırakmazlardı. Merhametli, dürüst ve temiz kalpli insanlar için gün geçtikçe daha da çekilmez olan bir ülke olduk. Gerçekleri toprağın kilometrelerce derinine de gömseniz, üstüne beton da dökseniz günü gelince gün yüzüne mutlaka çıkar.

25 yaş altı Suriyeli erkekler ülkemizde cirit atıyor ve Türkiye onlara bakıyor. Bakamadığımız gençlerimiz onlar için orada şehit oluyor. Ailelerin umutları yıkılıyor. Vatandaşlık veriliyor, sınavsız üniversite, aylık, burslar veriliyor. Konaklama, yeme, içme her şey dahil tatil yapıyor Suriyeliler Türkiye'de. Ama kendi vatandaşımızın can güvenliğini sağlayamıyoruz. Sınır kapısından Türkiye'ye giren Teröristlerin haddi hesabı yok. Her tarafımız bataklığa saplanmış durumda.

İnsanımızın yaşama hakkının elinden alınıp Suriyelilere verildiği sistemi istemiyoruz. Suriyeliler Türkiye'de ve diğer ülkelerde kendilerini gezdirsinler, yapmadık pislik bırakmasınlar, bizim gencecik evlatlarımız o değmezler uğruna toprağa düşsünler. Vatanımız için ölmüyor çocuklarımız biz kiminle, niçin, ne uğruna savaşıyoruz? Başka ülkenin insanları rahat etsin diye bizim çocuklarımız, askerimiz ölüyor. Ölenler düzenin umurunda bile değil. Önce işsiz bırakılan gençlerimiz sonra hiç bilmedikleri coğrafya da ölüme gönderiliyorlar. Ülkemden öğrendiğim garibansan susacaksın, öleceksin, kader diyerek kaderine boyun eğeceksin. Adaletiniz, vicdanınız, savaşınız, paranız, vazgeçemediğiniz ne varsa batsın. Allah şehit yakınlarına sabırlar versin.

İnsanı sessiz kalmaya zorlayan acı, onu bağırmaya zorlayan acıdan çok daha ağırdır. Bizim için beş dakikalık hüzün ve acı ama şehit ailelerinin son nefeslerine kadar kaç kez öleceklerini bilemeyiz. Uykusunda, sabah uyandığında, oturduğunda, sigara yaktığında, her nefes aldığında milyon kez ölüp ölüp dirilecekler. Neden, niçin, kim için ölüyor bu gencecik vatan evlatları? Ne desek boş çaresizlikleri gözlerine yansıdı şehit babasının, dilinin diyemediği neden sorusunu yüz ifadesi soruyor, çok şey var bakışlarında acı, pişmanlık, çaresizlik. Yıllarca biriktirdiği elindeki tek yatırımı olan evladına dair ne kadar hayal, ne kadar ümit varsa kör bir hevese döndüğü an. O bakış, o çaresizlik, o kendini paralama ama paralasanda bir şey elde edemeyeceğini bilme bakışı, kiminin hıçkıra hıçkıra ağladığı kiminin sessiz, hissiz, boğuk, puslu bir acıya gömülüp taş gibi, buz gibi yani anlatılamayacak ne kadar acı varsa durduğu o an. Ve düşünün her zaman yanınızda olan sesini duyduğunuz biri yarın uyandığınızda yok. İşte bu insanlar bunu ömür boyu yaşayacaklar. Tek dayanakları olan umutları, evlatları onlarda ellerinden alındılar. Bu kadar acıyı şehit ailesine reva görenler, buna sebebiyet verenler bir gün bunun hesabını vereceklerdir mutlaka. Bu acı, bu hüzün tüm insanlığındır ırkı, dili, inancı ne olursa olsun ölen insandır, insanlıktır.

Ölümlere alıştırıldık ve duyarsızlaştık. Gariban aç kalsın, geçim derdine düşsün, garibanın çocuğu ölsün, her türlü zorluğu, acıyı gariban çeksin. Neden bu insanlar bu kadar ağır bedeller ödüyor? Baba parasıyla askerden kaçanlarla vatan aşkıyla oğlunu feda edenler arasındaki fark zenginlikle fakirlik kadar uzak. İliklerimize kadar işleyen ancak varlığı ilan edilmemiş kitapsız din Kapitalizm ve en kötüsü de dünyanın her yerinde aynı durum söz konusu. Tüm dünyada fakirler savaşa sürüklenirken birileri oturup yeni hayaller kuruyor. İki yüzlü bir dünyada yaşıyoruz.

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder