16 Şubat 2017 Perşembe

Yolu yokmuş dağın umurunda mı?


Milliyetçiliği, Devletçiliği ve Cumhuriyeti içine sindirememiş milletler sömürülmeye ve kapitalistlere kul olmaya mahkumdur. Cehalete ve sürü psikolojisine esir olmuş toplumları piyon olarak kullanırlar ve posası çıkınca sıradakine geçerler.

1950'li yıllarda Japonya'da Coca-Cola fabrikası açmak için pazar araştırması yapan Amerikalılar gece bir mahalle de her kapının önüne bir kasa Coca-Cola koyarlar. Ertesi gün JAPON halkının tepkisinin ne olduğuna bakmak için kasaları kontrol ederler. Tek şişeye el sürülmemiştir. ONURLU JAPON MİLLETİ ülkesine atom bombası atan Emperyalist Amerika'nın ürününe tepkilidir. Böyle bir deneyin ülkemizde yapıldığını düşünün bırakın kendi kapımızın önündeki Coca-Cola kasalarını komşuların kasalarını bile yürütürüz. Hatalarımızı bilip öz eleştiri yaparsak kendimizi düzeltebiliriz. İyi olmanın rasyonel temeli inançtan ziyade yaradılış meselesi.

Günümüz dünyasında yozlaşma ve suistimal her yerde var. Önce bunun ayrımına varmamız gerekiyor. Nereden nereye geldik düşeni görünce kurtarmaya can atan bir toplumken, düşeni seyreden bir toplum olduk. Eğer algının kapıları temizlenseydi her şey insana olduğu gibi sonsuz görünürdü. Eskiden kulaktan dolma sözlere itibar etmezdim çok uzun zamandır gördüklerime de itibar etmiyorum, güvenmiyorum. Kısacası artık hiçbir şey garip değil. Karıncalar fil filler karınca oldu. İnsanların vicdanlarıyla oynanıyor bir çok şey senaryo. Başkasının aklıyla fikriyle hareket etmeyip kendi beynini kullanan insanlar ancak bunları sorgulayabilirler.

Egolarımız tavan yapmış, herkes ölür makam mevki el değiştirir ama bizden başka yaşayacak yokmuş gibiyiz. Davranışlar evriliyor değişiyor. Geçmiş hayranlıklarını dile getirebilen ve bunu yaparken sanatsal üslup kullananlara hayranlık duyulan bir çağ iken, şimdi hoşnutluğu, hoşnutsuzluğu belli etmeyi bile zayıflık sayıyor. Günümüzde değerlerin aşındırılması, insanların eğitimsiz, işsiz ve fakir bırakılması sonucu kaybolan, 'Gemisini kurtaran kaptan', 'Bal tutan parmağını yalar' gibi deyişlerden uzaklaşmak ve doğruluk, dürüstlük, çalışkanlık, vicdan, vefa, sevgi ve saygı üzerine kurulmuş bir kültür anlayışını topluma benimsetmek gerekiyor. Aç ve umutsuz insan doğa kanunu olarak kendi derdine düşer ve ona kim elini uzatırsa o eli öper. Hainler de bu durumdan istifade eder.

Fikirler zıt olsa da en büyük referansını gerçeklerden alan insanlar birbirlerine sımsıkı bağlıdırlar. Ama bazıları vardır olsa da olur olmasa da. İnsanları sadece söyledikleri ile tarttığımız zaman yanılıyoruz, nerede sustuklarına da bakmalıyız bence. Hepimiz aynı değerlere sahibiz ama kendimizi ifade edişimiz farklı. Üzerimize giyindiğimiz ne kadar kimlik, imgelem varsa çıkarıp atalım. Matematik bir bütündür, bir değerdir ve her sayının içinde vardır ama ifadesi farklıdır.

Bilirsiniz büyükler her şeyi çok bilirler. Bize de hep 3 yanlış 1 doğruyu götürür dediler. Hatta 4 yanlışın 1 doğruyu götürdüğünü bile söylediler. Zamanla yanlışlar çoğaldı ama doğrular hep bir taneydiler. Büyüdükçe anlıyor insan, büyükler çok fazla şey bilmiyor. Bir yanlış yaparsan bazen, tüm doğruları götürüyor...

HÜLYA ÇAKICI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder