28 Mart 2017 Salı

Düşünmeden düşün!


İnsanın doğasında kendisi gibi olmayan ve düşünmeyenlerden nefret etme dürtüsü bulunur. Bunun için erdem sahibi olabilmek önemlidir. Tüm canlıların yaşamlarını sürdürebilmek için bile olsa bir aklı var. Çoğunluk olan benciller ve çok bilmişler dengeleri bozuyor.

Bizim toplumumuz da sivrileni pek sevmezler. Çünkü aileden, atadan susturulmayı öğrendik, 'nerede yetiştiysen oranın kurallarına uy sorgulamak senin neyine' mantığı ile. Türk toplumu gelenekçi bir yapıya sahiptir, ahlaki ölçütleri ise genelde aile yapısı ile alakalıdır. Fakat her toplum birbirlerinin çıkarı için ortak hareket eder. Bu yüzden siyaset denen şey vardır ve siyasi çatışmalar toplumun farklı kesimleri için vadedilen olanaklara bağlıdır. Ötekileştirme ise toplumun kendi düşüncelerine ters düşmese dahi kişinin ahlaki ölçütleri, gelir düzeyi, etnik kimliği ile ilgilidir, insanlar her zaman kendilerinden farklı olana ön yargı ile yaklaşır.

Bizler atalarımızdan şunu öğrendik; Çini fethet ama yerleşme, ilmi öğren ama özünü unutma. En değersiz şeyinizi bile kaybettiğinizde anlarsınız kaybettiğinizin değerini. Yani benliğini kaybeden toplumlar yıkılmaya mahkumdur. Bir Türk ilme karşı çıkıyorsa o benliğini kaybetmiştir ama kimse kaybettiğinin farkında bile değil.

Geleneklerin alışkanlık haline gelmesi, alışkanlıkların da iyi olarak adlandırılması sonucu Biat kültürü oluşur. Biat sözlük anlamı olarak; itaat etme, boyun eğme ve bir saygı ifadesidir. Boyun eğme ve itaat düzene ve istikrara yönelir. Buna karşıt düşen her çaba, fikir ve otorite karşıtı eylem kötüdür. Düşünce yetileri sonlandırılmış insanlar genelde körü körüne biat ederler ve ancak kendi olanakları dahilinde düşünürseler bazı cevapları bulabilirler. İtaat kültürünün hakim olduğu topraklar da bu durum normaldir. Birileri toplum adına yazar, çizer, konuşur, düşünür, toplumda onlara itaat eder. Sorgulama yada muhakeme etme bir çeşit başkaldırı gibi algılanır.

Empati yetisinden mahrum birey ve toplumlardan hiçbir şey beklenemez ve böyle zihniyetler bir şey kazandırmaz tam aksine kaybettirir. Bu tarz insanlar doğru ve yenilikçi düşüncelere yalnızca fantazi duyarak, maceracı biçimde yaklaşırlar, pratikte ise uygulanan şeyler çok azdır. Bu insanları eğitmek ve kazanmak neredeyse imkansızdır.

HÜLYA ÇAKICI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder