14 Nisan 2017 Cuma

Şüphe tek gerçektir!


Sorular beraberinde ön yargılar getirir o yüzden biz insanlar tatmin olmayız. Bu fikre sahibim, şu görüşü doğru buluyorum demeden önce düşünün ve etrafınızı inceleyin. Hiçbirimiz doğruluğun temsilcisi değiliz ve fikirlerimiz mutlak doğru olmak zorunda değil. Hiçbir fikri sahiplenme, her fikir yanıltıcıdır. Fikirlerinde bu denli çok yanılan bir varlık için her fikirden şüphe duymak doğal bir davranış olmalıdır.

Günümüze gelinceye kadar çeşitli kavramlara ve olgulara dair yüzlerce fikir, görüş ortaya konuldu. Kişiler bu görüşleri ortaya koyarken doğruluklarına inanıyor ve güveniyorlardı. Bir takım bilimsel veriler, felsefi kuramlar, teoriler, bulgular ve argümanlar ile desteklenince ve temellendirilince görüşler daha da bir doğru gözüküyordu. Ama hiçbiri tam doğruluk kazanmadı ve kazanmayacak.

Fikirler bilgiyle inşa edilir. Bilginin de türleri vardır; dinsel bilgi, sezgisel bilgi, bilimsel bilgi gibi. Bilimsel bilgi yanlışlanabilir bilgidir. Yanlışlanamayan bilgiler üzerine kurulan fikirler bir süre sonra donar ve dogma haline gelir. Oysa hayat akıp gidiyor ve her şey değişiyor. Bu akışa ayak uyduramayan fikirler de ayak bağı haline geliyor. Dinlemesini bilirsen kulaklara nasıl hitap edeceğini öğrenmiş olursun, o zaman varsa doğrun anlatabilirsin.

Başkalarının doğrusuna sorgusuzca inanan insan demek; bu hayatta hiçbir doğrusu olmayan, hayatın gerçeklerini görmekten korkan, başkalarının doğrusuna göre hayatını yönlendiren ve sonunda üzülecek bir insandır. Bu yüzden de ne olursa olsun sorgulama yeteneğini kaybetmemeli insanlar. İnsanlar seni beğense ne olur, beğenmezse ne olur, kimsenin cenneti yok ki seni cennetine koysun.

Başkalarına güvenenler hep yarı yolda kalır, her işte olduğu gibi. Kanatlar da hassastır, onlar da kırılabilir aynı dallar gibi, aynı kalpler gibi. Kuş dala konar haftır, yere konar yer bataksa batar, düzse yürür. Kişinin en iyi rehberi yine kendisidir ümidini ve heyecanını yeter ki kaybetmesin. Umut insanın içindeki aydınlık gibidir, biterse aydınlık gider, yollar kaybolur.

Kimi ağaç eker gölgesinden faydalanmak ister. Kimisi ağaç eker hem meyvesinden yer, hem gölgesinden istifade eder. Ağacı görebilen ağaç kadar değerlidir, çünkü gölgesinden ve meyvesinden istifade eden olmadıktan sonra ağacında yeri gelir bir değeri kalmaz.

HÜLYA ÇAKICI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder