İnsanın boyu topuğundan ölçülür!


Zeki olmanın en kötü tarafı kısıtlı bir çevreyle bir şeyleri paylaşmaya çalışmaktır. Kişi kendisinde yok, yaşadığı toplumda var olmalıdır. Büyüdükçe küçülmeli, elle tutulmalı, gözle görülmeli, sırda sır olmalıdır ve unutulmamalıdır ki, ne kadar yüksekte olunursa olunsun insanın boyu topuğundan ölçülür. Başkalarını bilen zeki, kendini bilen aydınlanmıştır.

Her şeyin mahvedilmesini sükutla izliyoruz. Nasıl bir toplum olduk, ne çabuk kabulleniyoruz her şeyi. Bunca şeye ses çıkarmayan, tepkisiz kalanların, her şey yok olduktan, değerlerimiz, güzelliklerimiz yok edildikten sonra, bitirildikten sonra tepki göstermesini nasıl bekleriz. Artık toplum kör, sağır, ruhsuz, sevgisiz ve tüm güzelliklere düşman; bilime, sanata, eğlenceye, doğaya, hayvanlara en kötüsü de insanlara düşman. Ne kadar çok ezersen ve aldatırsan alışıyorlar. Aldatmadığın, ezmediğin vakitte şaşırıp aptallaşıyor ve inanamıyorlar, bir çok insan tekmeye alışmış durumda, iyi davranan kişi kötü anlaşılıyor. Yozlaşma yetişilemeyecek kadar hızlı bir döngüde gerçekleşiyor.

Hata ile yanlışı ayırt edemeyen insanlar çoğunlukta. Herkes haklı olduğunu düşünüyor ama aslında iyilerdir haklı olanlar, çünkü onlar bilerek yanlış yapmazlar. Hatalar istemeyerek, yanlışlar ise bilerek yapılır. Hayatımızı belirleyen duygular; keşke hiç yapmasak, sonra pişman olmasak. Keşkelere bırakmamak gerekiyor hayatı. Kötü olmamak iyi olmak değildir, kazanç getirmeyen iyilik iyilik değil midir, herkesin bencil olduğu dünyada kazancın dağılımı şimdikinden çok daha adil midir, adil olan hiçbir şey kötü değildir, kötü olmayan hiçbir şey iyi değildir vs. öyle bir kısır döngü işte bu yaşam.

Kendimle konuştuğum kadar kimseyle konuşmuyorum, insanı en iyi kendisi dinliyor ve anlıyor. Bazen kendime kızıyorum, mantık akıl gibi gereksiz şeyleri niye kullanıyorum, her şeye inananlardan niye olamıyorum, bunları başarabilseydim hem sallamada hem cahillikte çağ atlardım. Ne yaparsanız yapın insan olmanın hüznü çıkıyor ortaya, o yüzden çokta takmamak lazım. Boş vermeyi ve hayır demeyi öğrenmek gerek, var olmayan kaybolmaz, kayıp olması da yok olduğu manasına gelmez, düşünüyorum öyleyse varım, yoksam düşünemez miyim. Ve hayat iyilerin hevesini kırmaya kaldığı yerden devam ediyor.

HÜLYA ÇAKICI

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Süleyman Demirel'den bir fıkra ile günümüz :)

Ayağınızdaki 6 Güçlü Nokta

Hayat Kişiye Özeldir