Ezber Yaşamlar


Toplumları oluşturan halklar acemi birliği olduğu sürece kulanışlıdırlar. Demokrasilerin iyi işlemesi için iyi eğitilmiş bir halk, her şeyin tartışıldığı özgür bir ortam gerekir. Bizler ise yalnızlığı tercih ederek, fikir ve akıl insanlarını bulundukları yerlerde yalnız bırakarak dişliler arasında paramparça olmalarını izliyoruz.

Seçimle, demokrasiyle sistemler gidip gelmez, hükumetler gidip gelir. İktidarlar ellerindeki gücü rejimi değiştirmek için değil ülkeyi yönetmek için kullanırlar. Toplumsal ve ekonomik durumu ne olursa olsun herkese eşit olanaklar sağladığı sürece seçimler demokrasiye hizmet etmiş olur. Oylar da, insanlar da ancak o zaman eşit olur.

Biri dinden, milliyetçilikten yada her hangi bir ideolojiden fanatik bir şekilde bahsediyor, insanları gaza getirmeye çalışıyorsa ona güvenmemeniz gerekir. Cahil çeşidi çoktur. Hiçbir şey bilmeyen, bilmesi gerekeni bilmeyen, gereksiz bir sürü şey bilen gibi.

Bizler toplum olarak örgütlenme yeteneğine sahip değiliz. Toplumun kültürel açıdan aydınlanmış olması gerekir, yoksa boş vaat verenler, din sömürüsü, duygu sömürüsü yapanlar oldukça kısır döngü halinde gidecektir ama bu durum sadece bizim ülkemiz içinde geçerli değildir.

İnsanlar köylerde yaşayarak en eski güdülerden olan üretmek yerine, büyük şehirlerde asgari ücret karşılığında kölelik yapmayı tercih ettiler. Yada sistem onları bu tercihi yapmaya zorladı. Büyük şehirlerdeki nüfus artışı gayrimenkule talebi artırdı, bu talep artışı da fiyatları.

Köylerde yaşayan insanlar aslında en gelişmiş ülkelerden daha medeni ve kaliteli hayata sahipler. Topraktan yapılma ev, saman koyulacak samanlık, hayvanları için ahır ve tarlalara sahipler. Sabah uyandıklarında tavuklarının altından yumurtasını alıyor, ineğinin sütünü sağıyor, kahvaltısını yapıp, tarlasındaki işlerini hallediyor, akşam yakacağı odunu baltayla kesip hazırladıktan sonra köşesine çekiliyor. Böyle sade ve ferah bir yaşamı insanlığa sunamayan tüm devletlerin hizmetten anladıkları tek şey kavga ve savaş üretmek.

Dünyaya geniş resimden bakabilirsek sistemin belli başlı patronlar tarafından yönetilen bir çark olduğunu görürüz. Kuralları önceden belirlenmiş bir simülasyonun içinde yaşıyoruz ve rolümüz bir satranç tahtasındaki piyonlardan farksız. İnsanca yaşamı belki maddi bakımdan sağlayamayacağız ama en azından sağlam erdemleri olan insanlar olursak, bir nevi sağlayabiliriz.

HÜLYA ÇAKICI

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Süleyman Demirel'den bir fıkra ile günümüz :)

Ayağınızdaki 6 Güçlü Nokta

Hayat Kişiye Özeldir