Kayıtlar

İNSAN etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Yeni Birisiyle Tanışmaya Üşenmek!

Resim
Kendini anlat, onu tanımaya çalış, bir sürü emek ver sonra bitsin, acısını çek. Sen bulursun eller alır boş verin şey etmeyin o kadar. Hiç kımıldamadan oturacağım herkes istediği kadar koşsun, beni anlayacak insan oturduğum yerde de gelir beni bulur. Üstüne düştükçe geri kaçacaktır hayat doğru kişiyi zamanı geldiğinde karşımıza çıkartacaktır. Gerek yoktur yeni biriyle tanışmak için uğraşmaya, herkesin gösteriş peşinde olduğunu amaçlarının sadece ego tatmini olduğunu bilir uğraşmak istemeyen kişi. Öylesine tanıştığın zaman sorun olmuyor aslında iki lak lak ediyorsun bitiyor. Planlı, programlı olduğu zaman kafada bir sürü soru. Öyle mi, böyle mi? Hele internet üzerindense vaziyet daha bir fena. Düşünceler, yaşam farklılıkları, kültürel farklılıklar, çevresel farklılıklar, ya büyük görmeler, ya küçük görmeler, ön yargılar hemen devreye giriyor. Kaybetmeden kazanmayı, bırakmadan tutmayı, üzmeden sevmeyi öğrenemedik belki de kimbilir. Üşenmek değil belki de hevesi kalmıyor insan

Kötüye Neden Bir Şey Olmaz?

Resim
Kötüye bir şey olmadığını nereden biliyoruz? Bir şey olduğu bizim tanıklığımızda olmayınca yada biz görmeyince evrenin ceza sistemi işlememiş mi oluyor? Başlarına karmanın döngüsünün geldiğine ikna olmak için yedi yirmi dört onlarla beraber mi olmamız gerekiyor? Kötünün başına kötülüğün alası gelir ama kötülerden uzak kalmayı tercih ettiğimiz için bunu duymayız. Yanlış insanların üzdüğü doğru insanların ahı yerde kalmaz. Er yada geç ilahi adalet yerini bulur. Ne kötü insanlar vardı bir eli yağda, bir eli balda ama yaşlılıkları iyi geçmeyen, tam huzurlu olacak yaşta sıkıntılı bir şekilde hayata veda eden, ilahi adalete inanıyorum. Herkesin başına iyi de, kötü de her şey geliyor. Bu birazda algıda seçicilik ve iyi, kötü karakterlerin olaylara karşı savunma mekanizmalarıyla da ilgili. Bir şeyin birkaç şekilde ters gitme olasılığı varsa hep en kötü sonuç doğuracak şekilde ters gidecektir. Bu süreci iyilerin başına geliyor da neden kötülerin başına gelmiyor diye değerlendireceği

Bilemeyebiliriz Ama Öğrenebiliriz

Resim
İnsan öğrendikçe aslında ne kadar çok şeyi bilmediğinin farkına varıyor. Kendisini tamamlayan insanlar genellikle komplekssizdir. Bilgili insanlar ısrarla savunmaz konuşarak çözerler, bir çok konuda da şiddete maruz kalır. Çünkü öz güven ve sevgi eksikliği olan insanlar kendilerini ispat çabası içindedir. İnsanlar belirsizliği sevmiyor varlığına tehdit olarak algılıyor. Belirsizlikler huzursuzluk yaratıyor. Bu huzursuzlukla baş edebilmek içinde yanlış bile olsa bilgi sahibi olmayı tercih edip genellikle de yanlış bilmeyi hiç bilmemeye tercih ediyor. Böyle bir bilgi rahatlığına erişince de huzurunun bozulmaması için kendisini yeni bilgilere kapatıyor.  Gerçeğin aydınlığı şüpheyle başlar, şüphe ise insanı sarsan can yakıcı bir şey. Bu can yakan şeye ne kadar tahammül gösterebilirsek gerçeklerle ilişkimizde o kadar sağlıklı olur. Yani can yakan şüphenin getireceği doğrunun peşinden gidebilir yada bildiğini zannetmenin karanlık rahatlığı içinde uyuyabiliriz. Her yeni cevap b

Gelişim Değişimi Sağlar!

Resim
Gelişimsiz değişim olur ama değişimsiz gelişim olmaz. Gelişmek için önce değişmek gerekir, öğrenme isteği eğitimi getirir, eğitim bilgiyi, bilgilendikçe değişimlere açıksındır bu da gelişmeyi sağlar. Her değişim bir gelişim değildir olumsuzları da vardır ama her gelişim bir değişimdir. Bu nedenle gelişim değişimi sağlar. Günümüzde gelişim sayesinde elimizde bir çok teknoloji imkanı var ama bu süreçte insan beyni de tembelleşmiş durumda. Gelişimimiz yanlış ölçüde ilerliyor savaşlar, kavgalar vs. gibi. Değişimin olumlu yönde mi, olumsuz yönde mi olacağı öncelikle saptanmalıdır. Her yönde olabilir ama olumlu yönde değişim olursa gelişimi de beraberinde getirecektir, olumsuz yöndeki değişim ise gelişimi değil gerilemeyi beraberinde getirir. Değişim gelişimi sağlar ki, değişmenin sınırı yoktur. Olağan her şey zıtlıklar üzerine kuruludur, kaosu yaşamazsak doğruyu, yanlışı anlayamaz dolayısıyla gelişiminde ne demek olduğunu idrak edemeyiz. Değişmenin sonu yok, gelecek ne gösterir bi

Çok Dertli Milletiz...

Resim
Deneyim zenginliğine kapalı bir toplum denek olur. Güç ve yüce olan her şey aslında insanın özünde vardı. Oysa insanlar kendilerindeki bu yönü körelttikçe güç ve yücelik de uzaklaştı. Ve onlar uzaklaştıkça insanlar bu öz parçalarına yozlaştı. Hatta kendileri bile yok oldu. Çünkü beyinleri bile ellerinden alınmış kobaylaşmış oldular. İnsanın zamanla fikirleri kemikleşir kolay kolay kimse de değiştiremez. Bir sisteme aitseniz bildikleriniz sadece inanmanız gerekenlerdir. O yüzden de o sisteme ait olan o bilinenleri bilmekle yetinenlere normal, daha ötesini araştıranlara da deli diyorlar. İnanmak isteyen birine hiçbir şey imkansız gelmez, inanmak istemeyen birine ise gerçekler mantıklı gelmez. Gerçek kimsenin umurunda değil. Bilinç ne kadar artarsa, umutsuzluk o derecede şiddetlidir. Çok şey anlatmaya gerek yok. İnsanlar, insanların gözünde kabul görmek için her haltı yer. Cehalet hiçbir coğrafyaya ait olmadığı gibi yeryüzünün en güçlü yerlisidir. Gezegendeki en ilginç varlık nezake

Hayatta milyonlarca gri var!

Resim
Kalmak zorunda olduğu yer gurbetidir insanın, gitmek isteyip de gidemediği yer sılası. Bazen de hem sılasından hem gurbetinden sıkılır işte en kötüsü odur. Kendi değerlerinden herhangi bir insan uğruna vazgeçtiysen, o insana dönüp iyice bak, artık ya her şeyindir yada hiçbir şeyin. Garantisi olmayan bir mutluluk için, hayatınızda kalıcı olan şeyleri yok etmeyin tek üzülen siz olursunuz. İnsanların işlerine geldiğin zaman senden iyisi olmaz, tersi bir durumda da değiştin kötüsün denir. Çünkü kullanıldığın sürece iyisindir ama sen bir talepte bulunmaya kalktığın an anlarsın gerçek yüzlerini ve menfaatler bitince her şey son bulur. Oysa ki herkes birbirine hak ettiği değeri verip saygı duysa, biraz da vefa olsa her şey herkes için çok daha güzel olurdu. 1 yılın değerini anlamak için, sınıfını geçemeyen bir öğrenciye sorun. 1 saatin değerini anlamak için, buluşmak için birbirini bekleyen aşıklara sorun. 1 dakikanın değerini anlamak için, uçak, tren, otobüsü kaçıran birine sorun.

Her devir kendini yaşar ve son bulur.

Resim
Her devir kendini yaşar ve son bulur. Bu Osmanlı içinde böyleydi yaşandı ve bitti. Şimdiki devirde kendini yaşıyor ve bir gün son bulacak, başka bir devire geçilecek, dünya döndükçe bu böyle devam edecek, öyle olmasaydı hala taş devrini yaşıyor olurduk, dünyadaki değişimleri yaşayarak, görerek devam edeceğiz hayata. Temel insani haklar mücadelesinde başarısız oluşumuz. Hatta özgür düşüncenin temellerden olduğunu bile kanıtlamak gerekiyor. O nedenle hala gelişmişliği bilmiyoruz. Ortalama zekamızın tüm gelişmiş uluslardan düşük oluşuna eğitim konusundaki yetersizliğimiz de eklenince anlamak zor değil ülkenin halini. Farklılıklar güzeldir ve ancak sevgi ve eğitimle öğretilebilir. Sayıca az olsa da iyi insanın etki alanı kötüden fazladır'a inanmak istiyorum. Her toplum özlem duyduğu, değer verdiği ve eksikliğini hissettiği bazı sembolleri isimlere de yansıtır. Örneğin; bizim toplumumuz da şu isimler göze çarpar; Adalet, barış, özgür, hayal, umut, derya, deniz, sevgi. Yakında ise; D

Dua Et...

Resim
Acılarla dolu bir dünyada yaşıyoruz... Bunlara katlanmak olgunluk mu, yoksa sabır mı bilemeyiz. Bazen anladığın şeyi değiştirmek isterken sen değişiyorsun. İnsanın söyleyecek sözü çok olup karşısındakilerin söylendiğini anlayacak kapasitesi yoksa sözü kaşınızdaki kişinin ederi kadar söyleyin yoksa yürek tüketmiş olursunuz. Duasız üşürmüş yürekler bil!  Sana bir dua eden olsun, Senin de bir dua ettiğin! Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan, sana ummadık kapılar açan. Bilmezsin kimin için ettiğin duadır seni böyle ayakta tutan! (Mevlana) DUA ET, olmayacak bir işin umutsuzluğuyla ellerini açan bir insan gibi değil, ellerini açmazsa hiçbir şey olmayacak bir insanın umuduyla dua et. Cennetin sekiz kapısı vardır. Bunların her biri açılır ve kapanır. Ancak “Tevbe kapısı” hiç kapanmaz. Çünkü bu kapının kapanmasını önlemek üzere orada vazifeli bir melek vardır. O halde dua et ve ümitsizliğe düşme. Dünya bir defterdir üzerinde işlemlerini yaparsın, gerçek

Ve Tanrı seyirci...

Resim
Şu dünya da insan o kadar değersiz ve aciz ki. Bitkileri ve hayvanları çıkar insan ırkı yaşayamaz. Ama insanı çıkar sistemden sistem kendini yeniler ve yaşam devam eder. Doğaya ayak uyduramayan biz insanlar anı yaşamadığımızdan hep bir gelecek endişesi taşırız ve geçmişi unutmadığımız ve geleceği de merak ettiğimiz için sürekli bir ikilem içinde gelip gideriz. Genel de de anın dışında olduğumuz için yaşamın farkında olmayız. İnsanlar dışındaki diğer canlılar ise doğal ve an da yaşarlar. Bundan dolayı da coşku ve mutluluk doludurlar. Cehennem; insan yüreğinde sevginin bittiği yerdir, bir çocuğun gözlerindeki korkudur. İnsan insana cenneti de cehennemi de yaşatıyor ama arada olan çocuklara oluyor. Cehennem bir mazlumun kalbini acıtıp, boynunu büküp, gözünden yaş akıtılan yerdir, acının, çaresizliğin yaşandığı gündür. O kadar kötüyüz ki bir çocuğun yüzündeki tebessümü bile çok görüyoruz. Zehir ettik bu dünyayı küçücük yüreklere. Dünyanın da, insanların da dengesi değişti hep çıkarl

TARLADAN SAHNEYE

Resim
Tarladan kazandığı para ve içindeki sanat aşkı ile Mersin'de bir tiyatro kuran hem de yazıp yöneten Ümmiye Koçak "Yün Bebek" Filmini çekerek New York'ta "En iyi Avrasyalı Kadın Sanatçı" ödülünü aldı. (ALINTI) Toplumun biçimlendirdiği ben ve genetik aktarımları alt etmek ve yeniden doğmak bu hayatın en büyük savaşıdır ve çok zordur. İnsan bazen geri de gidebilir, sağa sola da sapabilir. Yükselebilir de ancak kesin kerametin yüksekler de olduğunu kimse söyleyemez, bilemez. Kişi evrimsel sürecini devrimle alt edebilirse sürekli yükselir, yoksa geri veya sabit bir pozisiyonda kalır. Hayat kendisini alt edenindir! Hayat hep kendini alt edendir! Bu iki cümle birbirinden çok farklı ve ben birinciyi tercih ediyorum. Kişi savrulabilir bu kişinin yarım olduğundan mı, yoksa kişilik dinamiklerinin gücünden mi bu bayan çok güzel örneklemiş bunu. Bizim güzel kadınlarımıza yeter ki fırsat tanınsın, engellenmesinler yapamayacakları hiç bir şey yoktur. Anadolu kadını

HER ŞEY EMANET

Resim
İnsan bir kere tek başına kalmaya görsün nerede olsa tek başınadır. Meydan savaşımda bile. (Kemal Tahir) Aslında bizim olan hiçbirşey yoktur. Her şey emanet. Bir hayalin varsa ve aklındaysa peşini bırakmamalısın. İnsanlar kendi yapamadıkları şeyleri bizim de yapamayacağımızı söylerler. Oysa o vazgeçiren aklındakinin gölgesidir. İnsan kendisi için mutlu ise başkasının ne düşündüğü önemli değil. Tutkusu rüzgar da kalmış kişinin, beyni dalgalanır, hüznü coşar, sevinçleri dağınık kalır. Her yaşta bir şey öğrenir insan. Yeter ki istesin. Ve bu öğrenimin kestirmesi de yoktur. Yaşayacaksın ve göreceksin önünde ne kadar engel olduğunu. İnsanların bazıları karakterleri gereği yaşayarak, bazıları etrafı gözlemleyerek hayatın iyi veya kötü yanlarını öğreniyorlar. Önemli olan geç kalmamak. Çünkü her şey zamana bağlı. Gerek olgunluk, gerek sevgi, gerek aşk, gerek iman, gerek sabır vs. her şey. İnsan olmak hele de iyi insan olmak zordur. Toprak ezdikçe sertleşir, insan dertlerine şükrettikçe

Melekler Mutluluğu Nereye Sakladı?

Resim
Bir gün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler. Saklayalım zor bulsunlar. Zor buldukları için belki kıymetini bilirler! diyerek başlamışlar tartışmaya. Sorun büyükmüş. Mutluluğu saklamak kolay değilmiş çünkü. Kimisi Everest'in tepesine saklayalım demiş. Kimisi Atlas Okyanusu'nun dibine demiş. Taç Mahal'in kubbesi, Mekke sokakları, İtalyan sofrası, bir hastanenin yeni doğan odası, dondurma külahı, şarap şişesi, sigara paketi, lale bahçesi vs. Pek çok yer düşünmüşler ama hiç biri yeterince zor gelmemiş. Derken meleklerden birisi İÇLERİNE SAKLAYALIM kimsenin aklına gelmez içine bakmak.  İşte o gün bugündür mutluluk insanın kendi içinde saklıymış.  Bir yerlere ulaşmak için önce kendimize uğramalıyız. Çünkü gideceğimiz bütün yollar önce kendimizden geçiyor. Hayat bir perde herkes kendi senaryosunu yazar ve rolünü oynar.  Dengeyi ve uyumu koruduğumuz sürece güzel yaşamamamız için bir neden yok.  Hayatımızdan yüksek beklentilerimiz var. Bu beklentilerimiz k

Paranı cebinde taşı. Kalbin de değil.!

Resim
Çok zengin ama cimri bir adam, bir bilgenin yanına gidip nasihat almak istedi.  Bilge onu pencerenin yanına götürüp sordu, Pencereye baktığında ne görüyorsun? Yoldan gelip geçen insanlar görüyorum. Bir de yolun kenarında oturmuş dilenen fakir bir adam var. Bilge, başka bir odaya gidip elinde büyük bir aynayla döndü. Peki bu aynaya baktığında ne görüyorsun? Kendimi. Yani artık başkalarını görmüyorsun! Farkında mısın, pencere camı da aynı da maddeden, yani camdan yapılmıştır. Ama aynanın camının üstüne incecik bir gümüş tabakası kaplandığı için, ona baktığında kendinden başkasını göremiyorsun. İşte, insan kalbi de cam gibi aslında şeffaftır, başkalarını görmemize engel değil vesile olur. Onlara merhamet besleriz o zaman. Ama ne zaman ki altın gümüş gibi dünya süsleriyle kalbimizi kaplarsak o zaman sadece kendimizi görürüz. Kalbimizden de merhamet çekilip atılır. Yapman gereken şey kalbini temizlemek. Altınları ve gümüşleri cebinde taşı, kalbinde değil. O zaman bencillikten kurtu

Doğru, her zaman azınlıktadır.

Resim
Almanya’da bir lise müdürü, her eğitim öğretim yılı başında öğretmenlerine şu mektubu gönderirmiş. “Bir toplama kampından sağ kurtulanlardan biriyim. Gözlerim hiçbir insanın görmemesi gereken şeyleri gördü. İyi eğitilmiş ve yetiştirilmiş mühendislerin inşa ettiği gaz odaları, iyi yetiştirilmiş doktorların zehirlediği çocuklar, işini iyi bilen hemşirelerin vurduğu iğnelerle ölen bebekler, lise ve üniversite mezunlarının vurup yaktığı insanlar. Eğitimden bu nedenle kuşku duyuyorum. Sizlerden isteğim şudur.Öğrencilerinizin insan olması için çaba harcayın.Çabalarınız bilgili canavarlar ve becerikli psikopatlar üretmesin. Okuma yazma, matematik, çocuklarınızın daha fazla insan olmasına yardımcı olursa ancak o zaman önem taşır.” Yaşımın ve yaşadıklarımın bana öğrettiklerine her zaman minnet duydum. Zamanla elde edilen bilgi birikimlerini Tecrübe/deneyim olarak adlandırabiliriz. Eğer tecrübelerimizi gelecek kuşaklara  aktarabilirsek hem kalıcılığını, hem de yararını sağlamış oluruz.

O dağlar, Ormanlar, Ağaçlar Bizim. Türkiye Cumhuriyeti Milletinin. Ne bir Valinin, ne bir Şirketin, ne bir Hükumetin. Sadece Milletin...

Resim
Vay be. Her şey de milletimize soralım diyenler. Millet bir projeyi istemiyor diye halka savaş açıyor. Ülkenin sınırlarını, yollarını böyle korusaydınız gencecik fidanlarımız toprağa düşmeyecekti. Teröriste yapamadığınızı hakkını arayan halka yapıyorsunuz. Devletin düştüğü hale bak. YAZIK. Bir yandaş için tüm şehri hapsettiler. Parti dediğin böyle olmalı. Yandaşına sahip çıkmalı :( Halkla uğraşılmaz, halk milyonlardır. Deniz gibi bir kabardı mı........ Cide, Sur, Şırnak da yapmadıkları OHALİ ARTVİN'de yapıyorlar? Milletin a... koyacağız diyen iş adamı yalan söylememiş. Arkasına Devlet gücünü almış orada yaşayan halka zulüm ediyor. TARİHE ADLARINIZI ARTIK ALTIN HARFLERLE YAZDIRIRSINIZ.  Artvin'le fazla oynamayın. Onlar kekolara benzemezler. Artvin insanı düşünür ve köşe taşı döner dolaşır yerine oturur. Efendidir. Sonuna kadar sabreder. Sabırlıdır. Ama bir öfkelendi mi gazabından korkun. Çünkü birbirilerine çok bağlıdır. Laz, Gürcü, Türk vs. hep birlikte birlik, b

Cennetin Dünyaya Yansıması... Altınsız Olur ama ARTVİN'siz Olmaz

Resim
Bir kızılderili atasözü derki; "Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak". Her fırsatta Artvini turizm şehri yapacaklarını söyleyen yetkililer bugünden itibaren kayak merkezinin faaliyetlerini durdurma kararı aldı. Ayrıca yandaş medyada bir resim var. Bir ağaç ve arasında Artvin halkı. Madene çıkılmasını önlemek adına. Medya haberi ARTVİN halkı kendisi ağaç kesti diye vermiş. Çocuk işi haber. Benim babam senin babanı döver :) Nedir bu? Neyin bedeli? Ucunda ne var? Son nokta yeminle. Bilmeyen anlayamaz o ağacın yeni kesilip kesilmedigini. Kar veya Heyalanla yıkılmış bir ağaç o. Anlamasa bile resme iyice baksa görecek ki; çürümeye yüz tutmuş. Ne güzel dövüyor babası :( Politik değil çevre düşmanlığına karşı birlik ve beraberliğin güzel bir örneği ARTVİN direnişi. YURTSEVERLİK, MİLLİYETÇİLİK. Ama BÖLÜCÜLÜK değil. HDP Milletvekilleri Artvin'e giremediler. Geldikleri gibi gittiler.