Kayıtlar

BABA etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Yolu değiştir çıkışın olabilir

Resim
Yolu bilmemek yol yok demek değildir. Acı aktifse yaşanmaktaysa elbette üzüntüde çekilecektir. Kahraman yada kurban olma bilincine girmeye gerek yok gibi geliyor. Her şeyi herkes gibi belirli bir yere kadar kontrol edebiliyoruz. Travmatik haller yaşayan bir kitle var. Bu kurban rolünü çok yakınlarımızda da görüyoruz, örneğin anne babamızda. Tartışırlarken geçmişte şöyle oldu, böyle oldu başlıyorlar, bu her zaman kendini tekrar eden bir polemik ama kendileri bu tekrarın kısır döngünün, bu negatiften beslenmenin farkında bile değiller. Travmatik durumlar bir süre sonra ondan beslenilen bir kaynağa dönüşüyor. Bu kısır döngüden çıkabilseler hayatları pozitif yönde değişecek. Belirli bir farkındalığa ulaşmış olsanızda insan en yakınındakilere bile yardım edemiyor. Çünkü insanların yardım alması için öncelikle kapıyı çalması gerekir. Bu annen, baban, kardeşinde olsa insanlar değişmek ve görmek istemedikçe güneşte olsanız faydası yok. Bir süre sonra insanlar bu travmalar içinde ışıkla

Anne Olmak

Resim
Anne ve kadın olmak ayrı şeyler. Her anne kadın olabilir ama her kadın anne olamaz. Bu her insan mevki sahibi olabilir ama adam olamaz gibi bir şey.  Annelerin en büyük özelliği kendilerini bilen mert ve karakterli olmalarıdır. Artık günümüzde anne diyebileceğimiz kadın sayısı da çok az. Annelik bencillik değildir, çocuğunun öncelikli olmasıdır. Özel ve kutsal bir durumdur anne olmak. Kadın olmakta çok özel bir meziyettir, bazı kadınlar bunun farkında değiller ne yazık ki. Tıpkı bazı erkeklerin de adam olamadığı gibi. Anne olmak kendinden vazgeçmek, rağmen sevgisiyle sevmektir. Göbek bağı kesilen ancak yürek bağı kesilmeyen parça demektir. Sağlığından, uykundan, hayatından vazgeçebileceğin tek şeydir. Annelik tek kelime ile koşulsuz ve karşılıksız sevgidir.  Büyüdüğü zaman senin onun için katlandığın her zorluğa ifadesi yapmasaydın diyecek olduğunu bilmene rağmen vazgeçemediğindir. Ciddi anlamda onun karnı doymadan kendi karnını doyuramadığındır. Yemeyip yedirdiğin, giyme

Sessiz kalmaya zorlayan acı!

Resim
Ülkemizde Suriyeli, Suriye'de askerimizi görmek istemiyoruz. Bir millet batıyor yavaş yavaş ve bunun farkında bile olmayanlar alkışlıyorlar. Anlatmak çok zor maalesef baştan kendini kapatmış insana istediğin kadar anlat en iyimseri bile yüzüne bön bön bakıyor, diğerleri de hakaretle saldırıya geçiyorlar. Fakirler şükretmeyi öğrensinler ki zenginin düzeni bozulmasın. Eğer şehitlik onların nezdinde çok yüksek bir mertebe olsaydı onlar bunu kimseye bırakmazlardı. Merhametli, dürüst ve temiz kalpli insanlar için gün geçtikçe daha da çekilmez olan bir ülke olduk. Gerçekleri toprağın kilometrelerce derinine de gömseniz, üstüne beton da dökseniz günü gelince gün yüzüne mutlaka çıkar. 25 yaş altı Suriyeli erkekler ülkemizde cirit atıyor ve Türkiye onlara bakıyor. Bakamadığımız gençlerimiz onlar için orada şehit oluyor. Ailelerin umutları yıkılıyor. Vatandaşlık veriliyor, sınavsız üniversite, aylık, burslar veriliyor. Konaklama, yeme, içme her şey dahil tatil yapıyor Suriyeliler Türki

İçinizdeki devi görün

Resim
Japonya’da bir çocuk 10 yaşlarındayken bir trafik kazası geçirmiş ve sol kolunu kaybetmiş. Oysa çocuğun büyük bir ideali varmış. Büyüyünce iyi bir judo ustası olmak istiyormuş. Sol kolunu kaybetmesiyle bu hayali de yıkılan çocuğun babası, Japonya'nın ünlü bir Judo ustasına giderek yardım istemiş. Usta ertesi günden itibaren tam on yıl boyunca çocuğa tek bir hareket öğretmiş ve her gün bu hareketi çalışmasını istemiş. Çocuk zaman zaman hocasının yanına gitmiş. “Bu hareketi öğrendim başka hareket göstermeyecek misiniz” diye sormuş. Hocanın cevabı “Sen aynı hareketi çalış oğlum. Zamanı gelince yeni harekete geçeriz” olmuş. 2 yıl, 3 yıl, 5 yıl derken çocuk judodaki 10’uncu yılını doldurmuş. Bir gün hocası yanına gelip “Hazır ol” demiş “Seni büyük turnuvaya yazdırdım. Yarın maça çıkacaksın.” Delikanlı şaşırmış. Hem sol kolu yok hem de judoda bildiği tek hareket var. Ünlü judocuların katıldığı turnuvada hiçbir şansının olmayacağını düşünmüş ama hocasına saygısından ses çıkarmamış.

Hayatın kendisi sensin ve değerlisin

Resim
Mutluluk dediğin öyle uzun boylu bir şey değil azizim. Seni lafta değil, gerçekten düşünen birisinin olmasını bilmek yetiyor. Hangimiz istediğimiz hayatı kendi tercihlerimizi yaşıyoruz? Hayır demeyi öğrenebildik mi? Katlanmak zorunda kaldığımız insanları hayatımızdan bir kalem de silip atabiliyor muyuz?Çalıştığımız işyerinde haksızlığa uğradığımızda çıkış yapıp bu benim hakkım diyebiliyor muyuz? Önce ben demeyi öğrenebildik mi? Sorumluluklarımız ne olursa olsun ister ailemiz, ister çocuğumuz önce kendimiz, önce biz iyi olmalıyız, iyi hissetmeliyiz ki karşımıza da bunu yansıtabilelim. Şahsen ben gerçek anlam da mutlu olabilmek için köprüleri yıkamıyorum. Çünkü bana dayatılmış bir hayat var ve ben çocukluktan itibaren bu şekil de kodlandım. Herkese bakmak, her sorumluluğu almak, her işi ben yapmak zorunda gibi hissediyorum. Yani bize öğretilmiş hayatları yaşıyoruz. Önce anne ve babanın evladı, evlenirsin kocanın karısı, çocuğun olur onların annesi, boşanırsın her şeyin yükü vs. bu

BİLİN İSTEDİM

Resim
Küçücük kuzenine tecavüz edip öldürüyor. Baldızını öldürüyor. Kız kardeşine tecavüz edip hamile bırakıyor. 23 yıl öğretmen olduğu köyde köyün çocuklarına tecavüz ediyor, tecavüz ettiklerinin çocuklarına da tecavüz ediyor. Sığınmacı kampında çocuklara tecavüz ediyorlar. Kuran kursunda tecavüz. Bebeğe tecavüz edip öldürüyorlar. Hayvanlara, damacanaya, kaldırıma tecavüz ediyorlar. Vakıflarda tecavüz ediliyor. Ufacık çocukları okul müdürü ve öğretmeni canı istedi diye 2.5 kiloluk meşrubat şişesine oturtup ölmelerine sebep oluyorlar. Annesinden, öz kızından  tahrik oluyorlar. Köyün yaşlıları sığınmacı erkek çocukları köy evine kapatıp tecavüz ediyor, gülerek anlatıyorlar. Anneler sevgililerine çocuklarını sunuyor. Koltuk sahibi bayanlar sürekli cinsellik ve seks konuşuyor. Ben yazarken bile utanıyorum. Milyarların önünde televizyonlarda. Büyük, küçük, genç, yaşlı, çocuk, kadın, erkek vs. önünde hiç rahatsızlık duymadan günlük bir olay gibi açık seçik konuşuluyor. İnsanları özellikle tah

BİLSELERDİ YAPMAZLARDI

Resim
Çocuğuna kızan, bağıran, vuran anneleri görünce aklıma Efendimizin (sav) şu sözü geliyor; ‘Bilselerdi yapmazlardı…’ Bilselerdi; çocukların bedenen annelerini bırakıp gidemeseler de, ruhen çekip gidebileceklerini ve bir daha geri dönmeyeceklerini… Bilselerdi; kırılan eşyaların, dağılan evlerin, kirlenen giysilerin kolayca çaresi bulunabilecekken, kırılan yüreklerin, dağılan ilişkilerin, kirlenen niyetlerin kolay kolay eski haline dönemeyeceğini… Bilselerdi; bir çocuğu doğurmanın o çocuğun ‘sahibi’ olmak anlamına gelmediğini ve asıl sahibi olanın (cc) emanetine nasıl muamele ettiğimizden sorguya çekeceğini… Bilselerdi; aşağılanan, hırpalanan, ezilen, alay edilen çocukların şahsiyetlerinin, haysiyetlerinin, onurlarının da incineceğini… Bilselerdi; şiddet gören çocuğun şiddet göstermeyi öğrendiğini ve bu nefret tohumunun bir ülkeyi bitirebileceğini… Ah bir bilselerdi… Artık biliyorsun. O zaman emanetine sevgiyle sahip çık. (Hatice Kübra Konar) Bu yazı da yazanlara gerçekten

Benim Adım Lady

Resim
Benim Adım Lady; Ne zaman doğduğumu bilmiyorum. Günü saati bile belli değil. Annem farklı babam farklı ırklardan geliyor. Hatırladığım şey dünyaya gözlerimi açtıktan bir süre sonra  bir Alman bayanın beni himayesine aldığı. Annemden ve babamdan ayrıldıktan sonra bana en az onlar kadar şefkat gösterdi. Beni dünya da nasıl ayakta durmam konusunda eğitti. Onu çok üzdüğüm zamanlar oldu. Bilseydim hiç üzmezdim. Sahibim değildi benim hep öyle derdi bana. Ben senin hayattaki en iyi dostunum ve benim korumam altındasın derdi bakışlarıyla. Aynı dili konuşamasakta ben onun ne istediğini gözlerine bakınca anlardım.  Hayattaki en büyük dostumu daha 8 aylık iken hastalıktan dolayı kaybettim. Çok ağladım. Mezarını bana göstermediler. Uzak diyarlarda bir yerde olduğunu biliyorum. Yakın olsa mutlaka kokusunu alır giderdim. 15 gün boyunca orada burada hayatımı sürdürmek için çaba gösterdim. Zordu benim için çünkü koruyucu meleğim yoktu. Aç kaldım, susuz kaldım ama üzüntüm bunlardan daha çok acı ver

Down Sendromlu Kızı İçin Damatsız Düğün Yapan Baba

Resim
Soma'da ailesiyle birlikte yaşayan down sendromlu Yasemin Erarslan, küçük yaşlarından bu yana gelinlik giyerek evlenmenin hayalini kurdu. Evdeki tül ve perdelerden zaman zaman kendisine gelinlik bile yapan Yasemin Erarslan'ın hayalini, annesi Aynur Erarslan ve babası Kudret Erarslan temsili de olsa gerçekleştirdi.  Aile, kendi imkanlarıyla Yasemin'e damatsız temsili bir düğün yaptı. Soma Belediye Düğün Salonu'nda yapılan düğünde uzun zamandan bu yana hayal ettiği gelinliği giyen Yasemin Erarslan, dans müziği eşliğinde babası Kudret Erarslan'la ilk dansını yaptı. Yapılan dans ardından bir süre çalan müzik eşliğinde oynayan Erarslan, daha sonra kendisi için hazırlanan beş katlı düğün pastasını kılıçla keserek, tadına baktı. Ardından Yasemin'e kına yakıldı, halaylar çekildi. Orkestra eşliğinde düğüne katılanlar doyasıya eğlendi. (Alıntı) Down Sendromu aşırı zekanın verdiği bir rahatsızlıktır. Yaşları ne kadar büyürse büyüsün onlar hep çocuk gibi düşünür

ALDATILDIK? MI?

Resim
Türk siyasi tarihinin en büyük fiyaskosunu yaşıyor ülkemiz. Gencecik fidanlarımız, yiğitlerimiz şehit oluyor. Sizlerin aldatılmasının bedelini yüzlerce genç ölerek, sakat kalarak ödüyor. Satranç oyunundaki asker yaptılar ülkeyi. Verirler mi hiç Ortadoğu'yu? Vezirliği? Hırs ve kin olduğu sürece bu ülke daha da kötüye gidecek. Ülkemizden NATO bile çekiliyor. Unutmayın ki bu ülkenin halkına hoşgörüyle yaklaşılmazsa asla başarılı olamazsınız.! Çözüm süreci dendiğinde hepimiz bunun yanlış olduğunu, elinde silah olan teröristle anlaşma yapılamayacağını, bunun ancak teslimiyet olacağını, terör örgütü ve yandaşlarını, bu durumun daha da şımartacağını, cesaretlendireceğini söylemiştik/yazmıştık. Sizin bu yanlışınızın bedelini bu halk ödedi ve ödemeye de devam ediyor. Pkk'nın barıştan kastı neydi? İlk önce bunu sorgulayalım! Çözüm süresince aktif olarak silahı bıraktı. Ama aleni olarak silah yığınağı yaptı. Askerin, polisin, orada yaşayan halkın gözü önünde.! O hendekleri k

PİSAGOR'UN ADALET KUPASI

Resim
PİSAGOR KUPASI (Adalet kupası) Ünlü matematikçi Pythagoros (pisagor)'un yaklaşık 2500 yıl önce icat ettiği ters çan biçimindeki bu kupa, ilginç bir özelliğe sahiptir. Kupanın altı delik olmasına rağmen içindeki sıvı asla dökülmez. Ne zaman ki kupaya doldurulan sıvı, kupanın sınır çizgisini aşarsa o zaman içindekiler son damlasına kadar akıp gider. Kupaya adalet kupası ismini veren filozof, belki de bu kupa ile şunu söylemek ister; "İnsan bazen yaşamın sundukları ile yetinmeyi bilmeli, zira daha fazlasını arzularken elindekiler de kayıp gidebilir." Toplumsal olarak insanlık çöktü. Bir de ekonomik olarak çökerse ne olur meçhul. Bütün kötülükleri insan yaptığına göre epeyce tecrübeye sahip.! Bugün haberlerde bir intihar vakası gördüm. Sokaktaki kameralardan birinden alınmış görüntüler. Adamın biri yerdeki yuvarlak ağır kanalizasyon kapağını açıp içine atlayarak intihar etti. Belediye ekipleri suyu boşalttılar, ama ulaşamadılar. En son yolu kazdılar ve cesede ulaş

Yalan silahım olmadı. Doğru söyleyince yalnız kaldım.!

Resim
Ne yazık ki insanlığın geldiği nokta bu kadar acı işte :( İnsan her zaman yaşamak için umut dünyasına başvurur. Yalanların tatlı, gerçeklerin ise acı olduğu varsayımı doğrudur. İnsanlar her zaman duymak istedikleri şeyi duyar ve görmek istedikleri şeyi görürler. Yüzeysel bir rahatlama. Yalanlara inanmayı seviyoruz, çünkü plasebo etkisi denen bir şey var. Tabii ki, bilginin inançtan farkı KESİN olması. O yüzden aynı etkiyi yaratmıyor. Bu durum evrimsel açıdan neden yalana ihtiyaç duyduğumuzu az çok açıklıyor. Ama her zaman daha fazlasını isteyen insan egosu haliyle bunun da cılkını çıkartmış. İnsanlar kendilerini rahatlatmak için bir tür meditasyon türü de olan yalana sarılmak davranışına başvurabiliyorlar. Bu kadar farklı kültürün olduğu bir tarihsel dönem ve mekanda beklenen sonuçtur. Şu koca bilgi okyanusunda. Tek yol gösterici bilimdir. Yalan her türlü kullanabilen ve her açıdan yorumlanabilen bir sosyal gerçektir. İnsanın sosyalleşmesi ve iletişime geçmesiyle daha da artmıştı

Çocukları çocuk, gençleri genç olarak görmek istiyoruz.!

Resim
Herodot, 2500 yıl önce Barışta oğullar babalarını gömer, savaşta ise babalar oğullarını gömer! demiş. Asker devlet demek, hükumet demek, millet demektir. Eğer Askerin ülken de şehit ediliyorsa ve senin askerini şehit edenler şehirler de elini kolunu sallayarak dolaşıyor ise ellerini kafan da birleştirip bir düşünmenin zamanı gelmiş de geçiyor demektir! Bir ananın oğlunu, bir kadının eşini, çocukların babalarını kim geri verecek. Benim askerim, polisim orada savaşırken, oradaki halk ne yaptı peki? O hendekler kazılırken neden o hainlere karşı çıkmadı, neden savaşmadı? Neden toprağını bırakıp kaçtı? Bunun hesabını  sormak gerekir.  Kaçanla savaşan ayrımı ne zamana kaldı? Kuyular, tüneller kazılırken devlet görmüyor desek, peki oradaki halk ne yapıyordu? 22 yaşındaki bir gencin terörist öldürme tecrübesi ne olabilir ki? Yazık bu çocuklara.  Kendi torunu tabutta, dedesi tabutun önünde duran askerin gözyaşlarını siliyor.  Şehitlerimizi yalnız bırakanlar utansın! Çocukl

GÖZYAŞI HEP AYNI RENKTİR!

Resim
Yoksulun adı yok! Yavrum kader utansın nur içinde uyu! Gariba'nın nerede adı ve yeri var ki zaten... Bir garip ölmüş diyeler. Soğuk su ile yuğalar. Üç gün sonra duyalar. Söyle garip bencileyin! O kim ki? O bir evlat. Onun da anası, babası öperken yavrumun yanağı incinmesin diye çok hafif öperdi :( Herkesin eşit olduğu aleme gitti. Senin kanına girenler kendi kanların da boğulsun. Bu toplumun geçmişten bugüne yapısı bu. Demokrasi yoksa eğer bir ülke de bütün cenazeler bizim sokaktan kalkar. Zenginin hasta olduğu duyulur. Ama fakirin öldüğü bile duyulmaz. Seni insan yerine koymadılar demek ki söz de insan, gerçek de ZAVALLILAR? Koysaydılar senin de ismin geçerdi kuzum! Seni böyle yapanlar utansın! Gerçi utanacak yüz yok ya? Toprağın bol olsun... Hiç bir masum can diğerinden daha az veya daha fazla kıymetli olamaz! Terör bizleri katlederken ayrım yapıyor mu? Ölen kim olursa olsun CANDIR... Sizleri koruyamadık be gençler. Affedin bizi... Ailenin başı sağolsun. Dede Korkut

Çocuğunu Kaybetmek Ne Demektir? Hangi Acıyla kıyaslanabilir?

Resim
Bir hiç uğruna!  Çocuğunu Kaybetmek Ne Demektir? Hangi Acıyla kıyaslanabilir? Tarifi yok, ilacı yok! Söylenecek söz de yok! Bu ülke bu acıları hak etmiyor. Gencecik çocuklarımız yitiriliyor! Kimbilir ne hayalleri/beklentileri vardı hepsinin de? Benim de çocuklarım var. Her türlü iyi veya kötü fark etmez direk aklıma ikisi geliyor. Yüreğim sıkılıyor. Allah yapanların da, bunlara fırsat verenlerin de cezasını versin. Hayatta yapmadığım şeylerden birisi de beddua okumaktır. Bu dünya da cezalandırıldıklarını göremesek de, söz de affetsekte ALLAH'IM cezalarını affetme kendi ellerinle ver. Bu sözü söylediğim kişiler var bunca yaşanmışlıkta. Beddua okumadan ve asla ağzımı bozmadan. O seviyeye hiç düşmedim şimdiye kadar, umarım şimdiden sonra da düşmem. İnanın hiç yanıltmadı Allah'ım beni. Burada da söylüyorum. Yine yanıltmayacak. Eminim bundan! Bir evlat çok zor büyütülüyor, hayatın gidiyor. Bire bir tek başına savaşan ve iki çocuğunu da büyütmüş bir anneyim. Gerçekten b

Yer: Antalya. Bir sosyal deney. Konu: Gelin 11, damat 35 yaşında!

Resim
ABD de yapılan "Çocuk Gelin, Yaşlı adam." Sosyal deneyinin aynısı Antalya'da yapıldı. Bu 8 mart için uyarlanmış ve kadının önemi hakkında halkın tepkisi ölçülmek istenmiş. Aynı test Amerika'da yapılıyor. 11 yaşındaki bir kız, 65 yaşındaki bir erkekle evlendiriliyor. Halka açık alan da düğün yapılıyor ve kamerayla tepkiler kaydediliyor. Tiyatrocular tarafından halkın tepkisini ölçmek için yapılan bir sosyal deney. Ama gerçekte de yaşananlar var. Ne yazık ki! Gerçek olması Antalya'da şaşırtıcı değil aslında. Çünkü Antalya'da evlilik yaşı çok düşüktür. 30-35 yaşındaki kadınların torunları var. Başlığa bakınca bir an gerçek sandım. Yazının devamını okuyunca içim rahatladı. Kızlarını küçücük yaşta evlendiren anne-babaları anlayamıyorum? Nasıl kıyarlar bu yavrucaklara. Onları kendilerine eş yapan yaratıklara zaten söyleyecek kelime bulmakta zorlanıyorum. 11 yaşındaki çocuğu kendine gelin yapacak kadar kirli. Fakat gerdekten sonra gusül abdesti alacak ka

JUSTIN TRUDEAU... GENÇ, DİNAMİK, ÜRETKEN BİR BEYİN ve fizik :)

Resim
Trudeau, onur yürüyüşüne katılan ilk lider olacak. Kanada Başbakanı Justin Trudeau bir ilke imza atarak, ülkesinde 3 Temmuz'da düzenlenecek olan onur yürüyüşüne katılacak. Pek çok ülkede düzenlenen yürüyüşe şimdiye kadar hiçbir dünya lideri katılmadı. Trudeau'nun yürüyüşe katılacağı organizasyon ekibi tarafından açıklandı. "Pride Toronto" isimli Twitter'dan haberi duyuran ekibin attığı Tweet'i Trudeau da şahsi hesabından paylaştı ve "Yeniden orada olmak için sabırsızlanıyorum, bu kez başbakan olarak" notunu düştü. Toronto'daki yürüyüşte yer alacak olan Trudeau'ya Belediye Başkanı Bill Morneau, Ontario Eyaleti Başbakanı Kathleen Wynne ve Maliye Bakanı eşlik edecek. Wynne, ülkenin lezbiyen olduğunu açıklayan ilk eyalet başbakanı. Onur yürüyüşü dünyanın pek çok kentinde LGBTİ bireylere destek vermek amacıyla haziran ayı sonu ile temmuz ayı başı arasındaki tarihlerde düzenleniyor. Renkli görüntülerin yaşandığı onur yürüyüşü etkinlikleri

Bu tablo senin eserin Türkiye, boşuna ağlama...

Resim
Türkiye ağlıyor: 24 saatte dokuz şehit Türkiye şehitlerine ağlıyor. Kuzeyden güneye, doğudan batıya ülkemizin dört bir yanında doğan 9 vatandaşımız, son 24 saat içinde terör örgütü PKK’nın saldırıları sonucu hayatını kaybetti. Şırnak İdil’de 1 Şubat’ta PKK’lı teröristlerin bombalı tuzağında yaralanan polis Tayfun Yüce (Adana) ile aynı gün Diyarbakır Sur’da yaralanan Uzman Çavuş Hasan Talay (Balıkesir) tedavi gördükleri GATA’da dün şehit oldu.  Cizre’deki çatışmalarda da polis Osman Yurt (Van) ve Er Vedat Dolançay (Van) şehit oldu, 2 asker 1 polis yaralandı. Şırnak Uludere’de 3 memurun işe gitmek için bindiği otomobilde patlama meydana geldi. Patlamada üçü de şehit yakını kadrosundan devlet memuru olan Ahmet Arttı (Şırnak) ve Diyar Oslu (Şırnak) şehit oldu, Abdülkerim Oslu yaralandı. Şırnak’ta gece de ekip otosuna yapılan roketli saldırıda polis Mehmet Güngördü (Kayseri) şehit oldu, 1 polis yaralandı. Yine Şırnak'ın İdil İlçesi'nde, Suriye sınırından Türkiye'ye sızmaya ça