Kayıtlar

HUKUK etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Güç Zehirlenmesi

Resim
Bütün dinlerde Allah aklı kullanmayı emrettiği halde, ruhban sınıfının dini saptırıp tekeline aldıktan sonra paralel bir dini anlayışı ortaya koyduklarını gösteren açık deliller panoraması günümüzde hala devam ediyor. Kuran akla hitap edip düşünmeyi, okumayı okurken akletmeyi teklif ediyor ama bizler ısrarla düşünmüyoruz. Haktan, hukuktan yana olanlar ile adil ve adaletli düzenden yana olanlar yıllarca işkencelere maruz kalıp zindanlarda fişlendiler. Gerektiğinde ülkesinin özgürlük ve bağımsızlığı için idam sehpalarında canlarını verdiler. Tam tersi olanlar ise her şeyi kendi çıkarlarına göre kullandılar. Zeki ve akıllı insanın en büyük hatası empati yapamaması. Çıkar ve menfaat uğruna her şeyi yapıyor insanoğlu. Makam, zeka, akıl, yetenek ne olursa olsun çıkarcı olan çoğunluk istediğine ulaşıyor. Toplumlar kendilerinden olmayanları her zaman dışlayıp kendi içlerinde boğmuşlardır. Ama kişiler belli bir noktaya kadar direnirlerse toplum kişiyi ve fikri özümser. Daha az zeki ol

Asalet Nedir? Asil İnsan Kimdir?

Resim
Asil insan her şartta güçlü karakterini kaybetmeme yeteneğine sahip insandır. Asil insan güçlüyken de, güçsüzken de aynıdır. Şartlar ne olursa olsun efendiliğini bozmayan insana asil insan denir. Asalet aslından taviz vermeyen insanlarda bulunur. Alttan üste bulunduğu her ortamda kendi fikrini, düşüncesini söyleyebilen, egoya esir olmamış her insan asildir, asalet de asillikten gelir. Asil insan hak hukuk bilen, insanlığa, doğaya en çok faydası olan kişidir, bunun temelinde de kendini bilmek, bilgi yatar. Bu özelliklere sahip kişilerin asil soylu diye bilinen aile veya sülaleden olması sadece kağıt üzerinde kalır. Sözlük anlamı toplumun en üst ve soylu sınıfı, günümüzde ise en sinirli anında bile küfür etmeyen, alçak gönüllü, mütevazi, çalışanına veya hizmet aldığı insanlara kibar davranan kişiye denir. Asalet toplumsal ayrımın en belirgin çizgisidir, kan bağı soy sop para adam olmakla ilgili toplumsal ikna metodları olan bir ayrıştırıcı ezici çıkarları doğrultusunda şekil

Öğrenilmiş Çaresizlik Öğrenilmiş İyimserliği Döver

Resim
İnsanlar tırnaklarıyla çabalayarak gelmedikleri yerleri hor kullanıp her şey olabileceklerini sanırlar ama sadece amaca malzeme olurlar. Ülkemizde kararları büyükler alır fatura hep emekçiye çıkar. Şıkları da yoktur akıl almak ve hesap ödemek dışında, çünkü akıl hep dümeni tutandadır. Bu yüzden de acıya verecek bir şeyleri kalmamıştır mutluluktan alacakları dışında. Yani hem seçmiyorsun, hem bedelini ödeyensin. Halkın cahilleştirildiği bir ortamda ortaçağ karanlığını dayatan faliyetlere karşı ayık olmak gerekiyor. Çünkü son yıllarda Allah ile insan arasında aracılığa soyunan bir sürü kişi, din taciri, düzenbaz vs. oluştu. Millet çocuğa, sakata, yaşlıya, zihinsel engelliye tecavüz ediyor hiç ses yok ama bir amaç uğruna bir şey yap ortalık ayağa kalkar. Eylem yapana saldır, parkta el ele tutuşana saldır, şort giyene saldır, dondurma yiyene saldır. Biri dönüp eleştirince de yapmadığını bırakma. Ne çok hain ve parazit toplanmış ülkemizde, hakikaten çok büyük ve güçlüymüş ki hala

Orantısız gayri zeka

Resim
İnandırıcı ve kendinden emin konuşanlar haksızda olsalar dinlenirler. Bir ülke iyi yönetilemiyorsa hep siyaset konuşulur. Siyaset kardeşi kardeşe düşman eden en iyi silahtır. Ülkemizde aşırı bir kutuplaşma var, çoğu kişi çıkar ve mevki siyaseti yapıyor. İnsanları siyasi kimliklerine göre yargılamak yanlış ve kötü sonuçlar doğuruyor. Unutulmaması gereken, yobazlığın yarattığı cahil cesaretinin neler yapabileceği ve dönemsel olarak hortlamaya müsait olduğudur. Kişisel gelişim yoksunluğu ve beraberinde getirdikleri sebepler yozlaşmaya neden oluyor, kimse kimseyi beğenmiyor, kimse iğneyi önce kendisine batırmıyor. Boş bir kendini beğenmişlik var ülkede. Bir çok kişi normal olduğunu düşündüğü için etrafındaki şiddetin boyutunun farkında bile değil. Oysa yaşamlarımızı kaosa sürükleyen sorun bu. Cehalet ve getirisi kıskançlık, açgözlülük, üretmeden tüketme, adaletsiz paylaşımlar, yönetimler, kuralları tanımama, her şeyi rekabet üzerine temellendirmemiz, değer yargılarımız ve ifade ş

Kur'anı ağır ağır, düşüne düşüne oku!

Resim
Kur'an, kelime olarak, "toplamak, okumak, bir araya getirmek" anlamlarına gelir. Ayet ve Sureleri bir araya getirdiği; İslam'ın itikat, ibadet, ahlak, hukuk, v.s esaslarını toplayıp ihtiva ettiği; dünyada en çok okunan ve okunacak olan kitap olduğu için bu ismi aldığı ifade edilir.” (Alıntı/Hadimul Müslimin) Düşüne düşüne oku. Elimize Kur'anın mealini yani Türkçe açıklamasını alıp okumalıyız. O zaman gerekli olanı Kur'an bize öğretir. Oku, anla, anlat, öğren, öğret. Okumuyorsan, anlamıyorsan, öğrenmemişsen, öğretmemişsen her şeye inanırsın. Nisa suresi 43. Ayeti anlayarak okursak; Yaradan sarhoş misali namaz kılmamızı değil, anlayarak, idrak ederek namazınızı dosdoğru kılın diyor. Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp. Öğrenmenin yaşı ve vakti yoktur. Ayetleri birleştirince anlamlar ortaya çıkıyor; Dileyen düşünür onu öğüt alır. (74/55). Kur'anı ağır ağır, düşüne düşüne oku. (73/4). Kur'anın anlaşılabilesi için herhangi bir konudaki ayetler küme

Hiçbir şeye şaşırmıyoruz artık!

Resim
Acayip bir ülkede yaşıyoruz. Her gün biraz daha batan bir toplum. Ülkedeki hiçbir şeye şaşırmıyoruz artık. Herkes tripli uzak duracaksın. Çünkü normal hareketler içerisindeysen delisin. İnsani davranışlar gösteriyor veya insani davranışlara meyilliysen marjinalsin. Sonuç olarak insan olmaya karşı olanlarla karşı karşıyayız. Sistem çalışmamızı, üretmemizi, düşünmemizi istemediği için mevzuata itinayla uyduruluyor. Mevzuat üretmek için değil tüketmek için var fikrimce. Yani canınız iş yapmak istemiyorsa mevzuat bu konuda yeterince destek verecektir. Doğru bildiklerimiz yanlışsa ve bu da bilimsel olarak kanıtlamışsa sabit fikir de diretmek ne anlama gelir? Mantıklı ve doğru ise değiştirmek gerekiyor fikirleri. Doğru sürekli değişkenlik gösterir. Bunun içinde bilimsel doğru bildiklerimizin doğruluğundan bile şüphe ederiz. Her şeye açık olmalı insan. İdeolojiler bilimsel değil felsefi olmalı. Derisini değiştirmeyen yılan ölür, aynı şekilde fikrini değiştirmeyen zihin ölür ve sabit fik

Beyinler kısa devre yaptı...

Resim
Evrende hiçbir şey tesadüf değildir. İnsanoğlu bilmediği, anlayamadığı yasaları açıklamakta tesadüfü kullanır. Beynimize saldırılıyor farkında değiliz. Tüm değerler siliniyor, beynimiz biçimlendiriliyor, bilgisayarımıza yeni programlar yükleniyor. Bizi biz yapan değerler elden giderken habersiz seyrediyoruz. Beş duyumuz ve zihnimiz gizlice ele geçiriliyor. Sonuçta algımız giderek değişiyor, dünyayı artık bu pencereden görüyoruz. Bizi yanıltarak irademizi ele geçirmeye çalışan bu karanlık savaş bizleri uyutuyor, aldatıyor ve tüm değerlerimizi yok ediyor. Görmemiz istenenleri görüyor, yapmamız istenenleri yapıyor, sinsi bir savaşın kurbanı oluyoruz. Yaşamsal sorunlar da bile beyinler donmuş durumda, insanlar boş boş bakıyorlar. Her çeşit zihinsel aldatma sonucu dostu düşman, düşmanı da dost görmeye başlıyor, kendimizden bile şüpheye düşüyoruz. Sanki zaman tünelinde aklımız ve dimağımız kayboluyor. Akıl tutulması işte bu. Bilinçaltına gönderilen sinyallerle körpe beyinler yıkanıyor,

Haksızsam haklısın deyin

Resim
Biz beyin kullanmıyoruz () ihtiyacımız da yok. Çünkü bizim yerimize düşünenler, karar verenler ve uygulayanlar var. Hatta o kadar ileri gidiyorlar ki çok özel konularımıza kadar yerimize karar veriyorlar daha ne isteyebiliriz? Baş aşağı yuvarlanıp gidiyoruz işte beyinmiş? O da ne ki? Hesap edemediklerimizin hesabını görecek bir merci var ve asla da ıskalamayacaktır. Vicdanlı kişiler genelde sapmalar yapar ama hakkın hukuku yok. Ne kadar batıyormuş görünse de hayat gemisi ilahi adalet onu korur. Konu Fetocular değil, fikrimce beyin göçü denilebilecek eğitime sahip değillerdi. Sorun, Türkiye'deki antidemokratik uygulamalar. Bugün ak dediğine yarın kara diyen bir yönetim, yasaların hiçe sayılması özgürce düşünmek yaşamak isteyenleri korkutuyor. Yıllarca insanları Ergenekon'dan yatırıp sonra ben yanıldım demekle olmuyor. Bu sebepledir ki eğitimli ve özgür yetişenler yazılı hukuk kurallarının esas alındığı sıkı sıkıya uygulandığı ülkeleri tercih ediyorlar. Bu da ülkemiz için b

Her devir kendini yaşar ve son bulur.

Resim
Her devir kendini yaşar ve son bulur. Bu Osmanlı içinde böyleydi yaşandı ve bitti. Şimdiki devirde kendini yaşıyor ve bir gün son bulacak, başka bir devire geçilecek, dünya döndükçe bu böyle devam edecek, öyle olmasaydı hala taş devrini yaşıyor olurduk, dünyadaki değişimleri yaşayarak, görerek devam edeceğiz hayata. Temel insani haklar mücadelesinde başarısız oluşumuz. Hatta özgür düşüncenin temellerden olduğunu bile kanıtlamak gerekiyor. O nedenle hala gelişmişliği bilmiyoruz. Ortalama zekamızın tüm gelişmiş uluslardan düşük oluşuna eğitim konusundaki yetersizliğimiz de eklenince anlamak zor değil ülkenin halini. Farklılıklar güzeldir ve ancak sevgi ve eğitimle öğretilebilir. Sayıca az olsa da iyi insanın etki alanı kötüden fazladır'a inanmak istiyorum. Her toplum özlem duyduğu, değer verdiği ve eksikliğini hissettiği bazı sembolleri isimlere de yansıtır. Örneğin; bizim toplumumuz da şu isimler göze çarpar; Adalet, barış, özgür, hayal, umut, derya, deniz, sevgi. Yakında ise; D

Bilinçli işçi (proleter)

Resim
Etme cahille muhabbet, arpayı yazar buğday, demiş atalarımız. Cahille tartışma, keza görenler aranızdaki farkı anlamayabilir, demiş yine atalarımız. Atasözleri niye var peki? Yaşanmış tecrübeler birikimi, zaman, mekan, ırk, ülke vs. ders veriyor bizlere işte ondan var. İnce hesaplarla ne kadar büyük paraların kaybedildiğine bizzat şahit oldum. 3 kuruş tasarruf yapayım derken 3000 kuruşun yok oluşunu da gördüm, 30000 kuruşun yok oluşunu da gördüm. Çalışanlar içlerinde hakkı mı alamıyorum psikolojisi ile çalışıyorlar böylece gelişmenin önüne geçilmiş olunuyor ve dolayısıyla kar değil zarar ediliyor. Çalışanını memnun et ki oda seni memnun etsin. Sermaye, işveren daima işçinin, emekçinin sırtından daha fazlasını kazanmaya bakar ama sıra zam yapmaya gelince önünüze dağları çıkarır. Kim uyar, kim uymaz kendilerine kalmış ama performans için çalışana vereceksin ve çalışmayanı ayırt edeceksin ki ona göre gayret etsinler. Çünkü zoraki ay sonunu getiren, geçinen personelden verim almak

Hep Bir Umut Vardır!

Resim
Cahil bir toplum özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz. (Friedrich Nietzsche) Ancak belli bir olgunluğa erişmiş insanlar kendilerini eleştirir ve başkalarınında eleştirmesine izin verirler. Hata yapmanın insani bir durum olduğunu hata yaparak ilerleyeceğimizi deneyimleyerek farkındalık yaratacağımızı bilmek, anlamak yüksek bir bilinç gerektirir. Düşünmeden kabul gören bir teslimiyet başka zihinlere kelepçelenmiş gönüllü bir tutsaklıktır. Aptal ve cahil olan insanlar sonuna kadar aptal ve cahil kalıyorlar nedense. Bunu eğitimle taçlandıranlar oluyor bazen içlerinde sadece. Toplumların başlarına ne geliyorsa bu doğal seçilimlerinden kaynaklı olarak geliyor. Dolayısıyla zekinin varlığını sürdürebilmesi için aptal olanlar yok oluyorlar. İstanbul’da İktisat Fakültesini kuran Alman Prof. Neumark sizde, demişti; “önemliler”, değerli değil; “değerliler”de önemli değil. (Bir kaç makalem de kullandım bu sözü. Sevdiğim ve doğruluğu gözl

Körler ülkesinde görmek hastalıktır

Resim
Güvende olamadıkça yaşama sevincimizin yerini endişeler alıyor. Hayatımız da pozitif yaşam eksikliği var, herşey negatif enerjiyle yüklü. Atatürk çarşafı neden kaldırdı, işte bu nedenlerden dolayı. Artık herkes çarşaf, cübbe giymeye başladı. Okullar da, bankalar da, resmi yerlerde de kot pantolon giymeye nedir bu? Önce yaptığı işe saygısı olacak, çevresine saygısı olacak, ortamına göre giyinecek. Avrupa çarşafa yasak getirdi, İsviçrede de tutuklamalar başlamış çarşaf giyenlere karşı. Neden yazdım bunu? Güya müslüman olup Avrupa adı geçince sorgusuz, sualsiz antenlerini dikip her yaptıklarını doğru kabul edenlere ki, giymesin ve giydirmesinler diye. Çünkü sahte din alet, edevatları gerçek inanç dışında her işe yarıyor. Örneğin, hava sıcak mont dikkat çekiyor yerine çarşafı kullanıyorlar. Amacı dışında ve bir erkek tarafından. Kendi ülkemiz de emanet gibi yaşıyoruz. Bu günde ölmedik diye şükür ediyoruz. Her sabah işe, okula giderken ev halkı ile helalleşip çıkıyoruz çünkü dakika so

Bir Acıdır Ergenekon Aslında...

Resim
Titaniğe binenler de bu gemiyi hiçbir şey batıramaz demişlerdi. Firavun da ölümsüzlük diyordu. Bir sivrisinek öldürdü onu. Ölüm her zaman baş ucunda. NİSA SÜRESİ 112. AYET: Kim bir HATA veya BİR GÜNAH kazanır da bunu suçsuz birinin üzerine atarsa şüphesiz bir İFTİRA ve AÇIK bir VEBAL daha yüklenmiş olur. Acıdır Ergenekon aslında. Haksız ölümler,  özgür olmadan parmaklıklar arkasında geçen zamanlar, suçlanarak geçen yıllar. Yıkılan ve dağılan yuvalar. Kaybolan kocaman bir ömür. Maalesef tüm bu kaybedişlerin arkasından gelen, suçlamaları yapanların ve aslında cümle alemin bildiği suçsuzluklarının kanıtı. İşte bunlara bile sevinir olduk. Hiç değilse gün ışığına çıktı suçlu olmadıkları diye. Oysa ki onca olumsuzluk kumpaslar, arkadan iş çevirmeler, en önemli günlerimizi unutturmaya çalışan bir yönetim anlayışı, ötekileştirilme, yalnızlaştırılma ve yanlış bir dış politika. Ama bizim umudumuz var. Hala küçük şeyleri birleştirip büyütmek yarınlara umutla bakmak amacımız. Biliyoruz

Camdan Tavanı Yıkanlar!

Resim
Uzmanlar diyor ki, Çocuk tacizcileri büyük çoğunlukla çocukken tacize uğramış kişilerdir. Bu cinsel taciz olabildiği gibi, şiddet görme veya şiddete dolaylı yoldan maruz kalmak (seyretmek vb.) da olabilir. Dolayısıyla bu işler öyle bireysel falan değildir. Toplum olarak da kendimize çeki düzen vermemiz gereklidir. Kadın cinayetleri, çocuk gelinler, ensest, aile içi şiddet konularında ki rakamlar, sağlıklı bir toplum olmadığımızı gösteriyor. Çocuk tacizinin camiadaki adı BADELEMEK. Bir kere olan bir şeye ille de isim bulmak için uğraşılmaz. Demek ki bu iş kurumsal, kendi TERMİNOLOJİSİNİ bile oluşturmuşlar. ''Bir kereden bir şey olmaz'' açıklamasıyla tepkilerin odağı olan aile bakanı, yeni bir skandala daha imzasını attı. "İstismara uğrayan çocukları cezalandıracağız." Bence birisi konuyu anlatsın, çünkü hala ne olduğunu anlayamamış! Hangi suçla cezalandırılacaklar? Suçları yaşıyor olmaları mı? Orada bulunmaları mı? Çocuklar konuştukları için suçlu m

Vatandaşa 11 milyar borç.!

Resim
Vatandaşa 11 milyar borç çıktı! Gelir testi yaptırmayan vatandaşlara toplam 10,9 milyar TL borç çıkarıldı. 2012’de yürürlüğe giren yeni sosyal güvenlik sistemine göre Genel Sağlık Sigortası (GSS) tüm vatandaşlar için zorunlu olunca, sosyal güvencesi olmayanlara (geliri belli olmayanlar) GSS primlerinin ödenmesi için gelir testi yaptırma zorunluluğu getirildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Soylu, gelir testi yaptırmayan 5,3 milyon kişinin borcunun 10,9 milyar TL olduğunu bildirdi. Bakan Soylu, ülke genelinde 5 milyon 390 bin 455 kişinin gelir testi yaptırma yükümlülüğünde olduğu halde gelir testi yaptırmadığını belirterek, “Bu durumdaki kişilerin borcu 10 milyar 962 milyon TL olup, bu rakama göre kişi başı ortalama borç tutarı 2 bin 33 TL” dedi. Soylu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak’ın, “genel sağlık sigortası kapsamındaki gelir testi uygulamasına” ilişkin yazılı soru önergesini yanıtladı. Türkiye genelinde 5 milyon 390 bin 455 kişinin geli

DEVLET ve MİLLET sonra PARTİ!

Resim
Dünyanın her yerinden, herkesin, yenileceği bir yer vardır. Kimilerini yenilgi yıkar, kimileriyse zaferle küçülür, bayağılaşırlar. Büyüklük hem yenilgiyi, hem de zaferi kabullenebilen kişiler de yaşar..! John Steinbeck Hukukun üstünlüğü ilkesi, hem seçilmiş, hem atanmış kişiler için mutlak uygulanması gereken bir ilkedir. Seçilmişlerin ve atanmışların tüm eylem ve işlemlerinin Anayasa ile belirtilen Hukuka uygun olması zorunlu olduğuna göre! Demek ki, HUKUK demokratik ve parlamenter sistemle yönetilen ülkeler de her şeyin üstündedir. Fiili durumdan, hukuki duruma geçiş olmaz! Önce hukuki durum sağlanır! Sonra hukuk çerçevesinde hareket edilir! Anayasaya ve hukuka saygısı olmayan kişilerin de hukuka uyması beklenemez! Ülkemizin Güneydoğusunda, komşularımız ve yakın coğrafyamız da Din ve Mezhep temelli bölünmeler bizlere acı ve gözyaşı içerisin de her gün ölümlerin olduğunu gösterir. Anayasayı ve hukuku tanımayan ve saygı duymayan birisinin, "BEN MİLLİYETÇİLİĞİ A

Eyyyy Amerika! Reza'ya dokunursan çok kınarız seni!

Resim
Türkiye hukuk dersinden yine sınıfta kaldı! Emeği geçen herkese teşekkürler. 17-25 Aralık yolsuzluklarının kanıtı neymiş? Demek ki hepsi gerçekmiş! Ve üzeri örtülmeye çalışılmış. Eyyy sonuç ne olmuş peki? Elin Amerikası affetmezmiş! ABD parlamentosu bir gece de yasa çıkaramamışlar mı? Ne olacak şimdi? Ebru'nun ve çocuğunun piskolojisi ;) Türkiye'nin cari açığı? Acun şimdi üzüntüden nasıl program yapacak? Hep bu paralelcilerin işidir! Amerika'da bile parmakları var cık cık :) Yoksa Ülkenin cari açığını kapatan hayırsever birinin ne işi olur İran ile? Orada takım elbise ve kravata hakim iyi hal indirimi de yapmıyor. Ne olacak sevgili Reza? Türkiye'nin cari açığına yardımcı oldu diye Amerika kıskanmıştır kesin. Reza haberlerine her an yayın yasağı gelebilir. Ülke güvenliği açısından :) Ebrucuğunun, çocucuğunun psikolojisi bakımından yani. Bakın yine çocuğu etkilenmesin diye yurda dönüyormuş. Dolandırıcı bir adamdan çocuk yaparken bu çocuğun geleceğini görememi

İnsanları iki şekilde ikna edebilirsin! Bilgi vererek veya hikaye anlatarak!

Resim
İnsanları iki şekilde ikna edebilirsin. Bilgi vererek veya hikaye anlatarak. Robert McKee Aynı işi yapan adam İRAN'DA idam cezası ile yargılanıyor. Bizde de arabasına geçiş Üstünlüğü veriliyor. Türkiye'ye gelseydi karısı iki damla göz yaşı dökerdi ve Reza ile Türkiye'de yaşasaydı nerelere gelirdi şimdi. Cık cık Adamın kıymetini bilememişler. Saat hediye etse, dolarlı çikolata kutuları gönderse? Yılın iş adamı seçilirdi olurdu biterdi. Bizim yetkililer Zencaniyi buraya getirselerdi biz ne ödüller verir, servetine servet katardık. Biz yemesek, içmesek, giymesek de olur. İranlılar (Acem) asla unutmazlar. Emin olun. Babek'in Türkiye bağlantılarından da talep ederler. Kendilerinin olan her şeyi alırlar. Hırsızlık yapanların cezası keşke şeriatla olsaydı da kimse cesaret edemeseydi bir daha yapmaya. REZA BEY Enflasyonun düşmesinin sebebiyim dedi :)) Devletin ekonomisine yön verenler seslerini bile çıkaramadılar :( Ve bütçe açığını kapatan hayır sever iş ada

Önce boz. Sonra eskiye dön! Yeni diye yuttur :)

Resim
ÖSYM'den YGS açıklaması! Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 13 Mart'ta yapılacak 2016-Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) sorularının tamamının, kurumun internet sitesinden kamuoyunun bilgisine sunulmasını kararlaştırdı. Merkez yetkililerinden alınan bilgiye göre, ÖSYM Yönetim Kurulu, 13 Mart 2016'da yapılacak YGS'deki soruların tamamının "Temel Soru Kitapçığı" adı altında, ÖSYM'nin internet sitesinden tüm kamuoyunun bilgisine sunulmasına karar verdi. Alıntı Bu sınav sistemi bir kaç saatlik zaman içerisinde kişinin geleceğini belirliyor :(  Ne olacağına karar veren çağ dışı bir sistem. Kişilere ikinci bir şans tanımıyor. Üniversite okumak sınavsız olmalı. Okul başarı puanı, becerisi, isteği, algılama gücü vs. Zaten bu zamana kadar neyde, ne kadar başarılı olacağını ve ne yapmak istediğinin ayrımına varıyor insanlar. 2016 Türkiye'sinde bir kamu kurumunun mahkeme kararına uyması tarihi bir olay oldu ya. Söyleyecek sözü olan? Mah

GERÇEK! TÜRBAN SADECE ARAÇ! AMAÇ İSE BAMBAŞKA..!

Resim
5 Mart 2016... yine bir ilk.  İlklere imza atan bir HÜKÜMET olarak ayrıca tarihe geçtiler. Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca ilk defa AKP iktidarında TÜRBANLILAR YERLERE SERİLDİ. HİÇ BİR ZAMAN TÜRBAN DERTLERİ OLMADI. HEP TÜRBANI KULLANDILAR. Maalesef acı ama gerçek... Menfaat için dini, türbanı alet ettiler dedik. Kimsenin umrunda olmadı. Türbanlı bacıları üniversitelere giremiyor diyerek geldiler. Şimdi türbanlı bacılarını yerlerde sürüklüyorlar? Bir zamanlar ŞİMDİ yerlerde sürünen TÜRBANLI bacılar? İnsanlar hapislere atılırken alkışlıyor, her türlü hakareti yapıyorlardı... Bu dünya da adalet şaşarmış. Rabbimin adaletinin şaşmadığı aşikar ama. Türbanlı  bacılarımmm diye avaz avaz bağıranlar, onların üzerinden oy rantı  sağlayanlar, gün gelince onları yerler de sürükleyerek artık onlara ihtiyacı  kalmadığını da cümle aleme deşifre etmiş oldu. Haksızlığa, hukuksuzluğa, talana sessiz kalırsan, çıkarların için bugün beni, yarın seni sererler yere. Hatta türbanlı bacılar