Kayıtlar

TOPLUM etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İnsan Alışırken Değişir

Resim
Bir insana bin insan haksızlık yapsada binbirinci insandan ümidini kesmez. Sorgulamayı bilmeyen bir toplum çocuğuna verecek cevabı bulamaz. Yaşamın her alanında eğitimli yada eğitimsiz sürekli insanları memnun etmeye çalışmak toplumsal bir davranış kısıtlanmasıdır. Bu bir nevi özgürlüğümüzü, yaşam şeklimizi bencilce zorlaştırarak bedenimizde ve ruhumuzda yaralar açar. Bencil insan ilişkileri zorlayıcı baskıcı istekler çoğu insanı bunaltarak hastalandırır. Günümüzde bedensel ve ruhsal hastalıkların altında yatan nedenler olumsuzluklar ve sınırların ihlalidir. Haksız ve bencil insanların dayattıkları hal ve isteklerin tamamıdır. Ne evliliği, ne mesleki seçimi, ne yaşam tarzı kendine uygun değildir. Bu tüm toplumun kadın ve erkeklerinin yaşadığı drama, yaşamak istemediği olguların bütünüdür. Olumsuz inançlar, kişinin yetiştiği aile ortamı, çevreye, travmatik yaşantılara, olumsuz anılara bağlı olarak gelişir. Yapamayacağına inanan kişi çocukluğunda çok eleştirilmiş, takdir edilmemi

Hayat Çarkı Böyle İşliyor

Resim
01 - Fakir, çalışır. 02 - Zengin, sömürür. 03 - Asker, her ikisini de korur. 04 - Mükellef, üçü için de vergi öder. 05 - Serseri, dördünün adına istirahat eder. 06 - Ayyaş, beşi için içer. 07 - Bankacı, ilk altıyı dolandırır. 08 - Avukat, ilk yediyi kandırarak savunur. 09 - Hekim, sekizini de öldürür. 10 - Mezarcı, dokuzunu da gömer. 11 - Politikacı 10'ların sayesinde yaşar. (Marcus Tullius Cicero) Cehaletin salgın bir hastalık olduğu ülkelerde en karlı iş din üzerinden ticaret yapmaktır. Nasıl bir çağda yaşıyorsak bütün psikopatları bu çağ mı yetiştirmiş? Gelecekte dünya tarihinde bile ibretle bahsedilecek bir dönemi yaşayan talihsiz insanlarız bizler. Mantık şu galiba. Nasılsa kıyamet kopacak Allah'a yardımcı olalım insanlığın çöküşünü hızlandıralım. Ama ne acayip bir çelişki ki Allah'ın ol demesi ile her şey olur diyenler, Allah'ın gücünü yetersiz görüyor ki, bunlar dinden çıkmış diyerek çok rahat Allah'ın yarattığı bir canlıyı öldürebiliyorlar

Yönetenler Ve Halk

Resim
Halk yönetenlere değil, yönetenler halka eğilmeli. Halk onlara değil, onlar halka borçlu. Halk onlara değil, onlar halka hesap vermeli. Halk onlardan değil, onlar halktan korkmalı. Bugün ülkemizdeki en büyük sorun insanların cehaletten zevk alır hale gelmeleridir. İnsanlık gemisini batıran fırtınalar değil, kendi gemimi kurtarayım anlayışıdır. Devleti oluşturan millet, ayrıştırıp bölen, parçalayıp yok eden, yapılanlara kör, söylenenlere sağır, kendilerine bencil bir kimlik edinen, niteliksiz ve faydasız öngörüleri kabul edip direten, doğrultusu bu yöndeki insan topluluğu ve zihniyete sahip olan kitleye bir şeyleri kabul ettirmek zordur. Aslanın yavrusunu almak için aslanın inine girmek gerekir. Açın halinden anlamak için aç olmak gerekir. Toplum ile ilgili sorunları anlamak için ne gerekir? Yöneticilerin takipçisi olabilmek için bizlerin donanımlı bireyler olmamız gerekiyor. İtibarın gösterişte olduğunu savunanlar için oyumuzu menzile ancak kişiliğimizle, bilgi ve görgümüzle,

Fikri Olan Linçe Kalkışmaz

Resim
Fikirleri şiddet yoluyla susturmaya çalışmak ilkelliktir. Uygar insan ikna etmeye ve ikna edilmeye açık insandır. Linç kültürünü onaylayan kimse insani, vicdani, manevi hiçbir değeri olmayan kimsedir. Linç etmeyi kendinde hak görenler zavallılığının üzerine cila çekmiş kimselerdir. Gelişmişlik düzeyinin en geri ve vahşi biçimi olan linç girişimini şu veya bu biçimde meşrulaştırmak, mağduru sorumlu tutmak linçten daha kötü bir yaklaşım biçimidir. Suçlular suçlarıyla yüzleştirilmezlerse daha büyük suçlara hazır olunmalı. Altmışlı, yetmişli yıllarda pek çok zorluk ve yokluğa rağmen daha gelişmiş, eğitimli, öğrenmeye meraklı bir toplummuşuz. Şu andaki ilkel dili kullananlar o neslin devamı ve yetiştirdikleri. Ne oldu, nerede ip koptu, kırılma noktası neresiydi? Bu şuna benziyor; serbest piyasada her şey çürür ve pazar satılacak malı pazarlar. Şiddetsiz dil ve iletişim kendini bilmekle başlar. Biz kendimizi bilmeden başkalarını yargılamakla meşgulüz. Ne yazık ki bizi yönetenleri

Efendilik Kazandı

Resim
Halk ne istediğinin mesajını çok açık dile getirdi. Asık surat, çatık kaş yerine güler yüz, kin ve düşmanlık yerine sevgi ve barış, karanlık yerine aydınlık, kapı arkası ahbap çavuş ilişkileri yerine şeffaflık, netlik, korku yerine cesaret, gösteriş yerine sadelik, kabalık yerine incelik, zarafet. Sevgi ve saygının olduğu her yere bahar gelir. Üslup bile fark ediyor. Saygıyı, hoşgörüyü en önemlisi mütevaziliği özlemişiz siyasette. Kendini yenilemeyenler yerlerini yenilere bırakıyorlar sonra biz nerede hata yaptık diye sorgulamaya başlıyorlar. Anlayışlarda reform başlama zamanı geldi de geçiyor. Bir kesimin çıkarlarına çalışmak sadece o kesimi mutlu edebilir, toplumun genelinin huzur ve mutluluğu için genel çıkarlar ön planda olmalıdır. İyilikte yarış kazandı kazansın. Üslup da, dilde, duruşta ruhların doyduğu pozitif enerjinin çoğalarak arttığı günlere, kardeşçe beraberliklerin gücü yenilmezliklerin, dürüstlüğün, sevginin başarının gerçekliği herkese, hepimize olsun. Medeni

İnsan Değişmeye Alışıyor

Resim
Eskiden kimse beni anlamıyor diye düşünürdüm, yaş ilerledikçe kendimi anlamam yeterli diye düşünmeye başladım ve benim için devrim o anda başladı. Gerçekten hayat anladığın yerden sormuyormuş, bildiği yerden ilerliyormuş, yaş değilmiş insanı insan yapan ancak yaşadıklarının payıymış. İnsanoğlu bazı şeylere alışırken, bazı durumlar karşısında da değişebilir. Yaşadığı hayat gereği alışmak zorundadır zorda olsa bunu bir şekilde yapabilir. Alışır ama unutur mu derseniz orası kişiden kişiye değişir. Belki eskisi kadar canı yanmaz, üzülmez ama ona yapılanı da unutmaz. Alışır gibi yapar ve oynar, iyiyi, güzeli, mutluyu oynar. İnsan yaşadığı sorunları çözmeyip aynı kısır döngüde inatla devam ediyorsa kendini tüketip, ruhsal sağlığını bozar. Bu da bir değişimdir ama olumsuz yönde. Sorumluluk alıp sorunları çözerek, ders çıkartıp bir şeyler öğrenerek yoluna devam ediyorsa bu da olumlu yönde bir değişimdir. Dönüşüm sağlıklı olunca özümüzle bağımız devam ediyor, değilse kendimizden uzakl

Vicdan Dinle Bağdaştırılamaz!

Resim
Şartlanmışlık, insan inandığı kuramların dışına çıkamaz. Doğduğu andan itibaren bir şeylere inandırılarak büyütülür. Din, toplumsal kurallar, milliyet vs. bu nedenle insan inanmaya meyillidir her zaman. İnancın insana vicdan kattığı, yasaklarla, vaatlerle şerden koruduğu düşünülüyor, oysa dünyadaki tüm zulümler inançları kullanan ve onlara inanıp destek olanlar tarafından yapılıyor. Toplumda din ve iman her şeyin üstünde olduğu için vicdan unutulmuş, bitmiş, yok olmuş, toplum insani erdemlere değil dini hükümlere mandallanmış, dinin baskın olduğu toplumlara bir bakın vicdani ve insani erdemler hangi rafta. Merhamet yada vicdan dinle bağdaştırılamaz, merhamet insanlığın en güzel erdemlerinden biridir. Aklın gelişmesi durdurulamaz bir süreç, engellenemez bir sondur. Eğitimli insan biatcı olmaz, inceler hiçbir şeye körü körüne inanmaz, nedenini niçini araştırır. Başkalarının düşüncelerine saygı duy ama kararlarını kendin al, kendin ol, çünkü herkes işine geldiği gibi yargılar.

Sıfırlarla Yaşıyoruz!

Resim
Ülkede pek çok alanda kronikleşmiş sorunlar var, bunların temelleri çok önceleri atılmış. Rantın olduğu her alanda bir sistem kurulmuş, birileri hep nemalanmış. Nasıl nemalandıklarının örneği hayatın satır aralarında var zaten. Müteahhitlik mesleği ve inşaat sektörü özelinden bakıp, tüm meslek grupları ve tüm sektörlerde durumun aynı olduğu genellemesine varmak çokta zor değil. Sorun ülkenin sorunu ama çözmesi gereken mevcut hükümettir, halk sorunların çözümü için iktidara yetki vermiştir. Rantı paylaşanların tekerine çomak sokacak her yeni düzenleme açık ve kapalı itirazla karşılaşacaktır, türlü entrikalar dönecektir. Satılık olanlar yoluyla kamuoyu belki de çok ters yönde yönlendirilecektir. Bunun için kamuoyunu doğru bilgilendirecek, doğru yönlendirecek ülkesini paradan daha çok seven gazetecilere, siyasetçilere, bürokratlara, memurlara ihtiyaç var. Eğer siyasi görüşlerimizi bir kenara bırakıp ülke menfaati için doğru olanı yapmayı hedeflersek sorunlar belki daha kolay çözülebil

Güce Tapan İnsanlar

Resim
Güce tapan insana bir şeyler katamazsınız. Sizden daha güçlüsünü görünce size ihanet edebilirler. Sınıfsal bilincini almamış insan toplulukları hiçbir zaman toplumsal farkındalık, sosyal bilinç ile hareket edebilen kesim olmamıştır. Adalet denince aklımıza gelen ilk şey adaletin terazisi ama ne yazık ki günümüzde terazinin ayarlarıyla oynanmış durumda pek doğru tartmıyor. Terazinin doğru tartması için birlik olmak gerekiyor bu ise mümkün görünmüyor. Hangi sistemi getirirseniz getirin, hangi yönetim şekli üzerinde devlet kurarsanız kurun, eğer devletin temel dayanağı olan kitle bozuk ise hiç fark etmez kurulan sistem iyi bile olsa yozlaşıp batar. İster demokratik laik anlayış, ister sosyalizm, ister İslam hukuku veya başka her ne varsa toplum iyi değilse hiçbirinin anlamı olmaz. Menfaatçi, çıkarcı, kendini düşünen veya hayatını kurtarmak için çabalayan bencil bireyci kişiler yerine, nasıl faydalı olabilirim hem ülkem hem insanlık için neler yapabilirim diyebilecek namuslu, dür

Anlamak İmkansızı Başarmaktır!

Resim
Karga ve papağanın her ikisi de çirkin yaratılmıştır. Papağan itiraz eder ve güzelleşir ama karga Yaradanın rızasından memnun kalır. Bugün papağan kafeste, karga ise özgür. Bazen yaşadıklarımızın arkasında öyle şeyler vardır ki, belki hiçbir zaman anlayamayız. Her şerde bir hayır, her hayırda da bir şer olabilir. Hepimiz kılık kıyafete göre insanlara değer veren, değerlendirmeye çalışan insanlar olduk. Çevremizde olan bitenler hepimizi korumacı ve ön yargılı olmaya yöneltir oldu. Empati yapmıyor acımasızca yargılıyoruz. Olaylara, insanlara at gözlükleriyle bakmaya devam ettiğimiz sürece gerçeği göremeden kendi karanlığımızda kalmaya devam edeceğiz. Ön yargı kişiyi geliştirmez olduğu yerde saymasına ve karakter olarak gelişememesine neden olur. Adaletli ve vicdanlı olamaz, ruhundaki boşluğu dolduramaz. Ön yargısız ve özgürce düşünmek, olaylara olumlu bakabilmek insanın ruhunu yüceltir, dünyasını güzelleştirir. Tersi durum ise ruhunu alçaltır ve mutsuz karanlığında yaşatır. Önc

Anne Olmak

Resim
Anne ve kadın olmak ayrı şeyler. Her anne kadın olabilir ama her kadın anne olamaz. Bu her insan mevki sahibi olabilir ama adam olamaz gibi bir şey.  Annelerin en büyük özelliği kendilerini bilen mert ve karakterli olmalarıdır. Artık günümüzde anne diyebileceğimiz kadın sayısı da çok az. Annelik bencillik değildir, çocuğunun öncelikli olmasıdır. Özel ve kutsal bir durumdur anne olmak. Kadın olmakta çok özel bir meziyettir, bazı kadınlar bunun farkında değiller ne yazık ki. Tıpkı bazı erkeklerin de adam olamadığı gibi. Anne olmak kendinden vazgeçmek, rağmen sevgisiyle sevmektir. Göbek bağı kesilen ancak yürek bağı kesilmeyen parça demektir. Sağlığından, uykundan, hayatından vazgeçebileceğin tek şeydir. Annelik tek kelime ile koşulsuz ve karşılıksız sevgidir.  Büyüdüğü zaman senin onun için katlandığın her zorluğa ifadesi yapmasaydın diyecek olduğunu bilmene rağmen vazgeçemediğindir. Ciddi anlamda onun karnı doymadan kendi karnını doyuramadığındır. Yemeyip yedirdiğin, giyme

Beynin Olması Aklın Olmasını Göstermez

Resim
İnsan neyi bilmezse ona gerek duyuyor, neyi bilirse de onu kullanamıyor. Gelişen teknoloji sayesinde kullanım kılavuzu olarak internet var ama yine de kullanım oranında dengesizlik mevcut. Her insan kendi karar alma mekanizmasını kullanır. Ortak bir yer olabilir ama bu başkalarının doğrularını yaşamakla aynı şey değildir, zor olan ise kendini kaybetmemektir. Herkes kullanıyor beynini. Önemli olan anlık çıkarları, kolaya kaçan fikirleri bırakma cesaretini gösterip doğruya doğru, yanlışa yanlış deme yoluna girebilmek ve cesaret gösterip kullanabilmek de. Yani beynin olması aklın olmasını gerektirmiyor. Bizim toplumumuzda kimsenin hata payı yok, hata yapma hakkı bile lüks. Aslında görmemek, dinlememek, bilmemek, düşünmemek insanı karanlığa iten. En büyük ziyan sorma ve sorgulama yeteneğini kaybetmiş beyindir. Bazen de beyni kullanınca canın acıyor, düşünüyorsun nasıl düzelecek, nereden başlamalı sonra bakıyorsun etraf beynini kullanamayanlar ile dolu işte o zaman canın acıyor.

Dünya Görüşü

Resim
Dünya görüşü, sanat, kültürel, insani duygular, merhamet, dürüstlük, toplumsal barış, huzur, refah gibi birçok önemli değeri içinde barındıran bir başlıktır. Yani düşünmenin konu edildiği her durumda gündeme gelen, farklı bakış açıları olan bir kavramdır. İnsanın kendisini bilmesi, bilinçlenmesi ve bu bilinçle toplumları inşa etmesi kültürel birikimdir, değer hükümleridir ve ideolojilerde kendini gösterir. Dünya görüşü konularının bazen nesnellikten yoksun oluşu, bilimsel bir dünya bilgisi ortaya koymayışı, bir dünya görüşünü çürütmek için başka bir dünya görüşüne başvurulması gibi hususlar çoğu kimseyi olumsuz düşünmeye sevk etse de insanların dünya görüşü genellikle olumludur. Dünya görüşü bilgisi kendi benliğinde zaten olumlu ve temizdir. Bütün insanlığı ilgilendiren önemli değerlerin bir bütün halinde olduğu tek bir bedendir. Fakat günümüzde kendi benliğinden uzak mecralara hizmet etmektedir. Her türlü kötülüğün baş mimarı insanoğludur ama iyilikte de baş mimarlık rolünü üstl

Dünyayı Şikayet Edenler Değil, Üretenler Değiştirecek...

Resim
Biz tembel bir toplumuz, tembelleştirildik. Hepimiz tüketici sınıfındayız. Elimizle yapabileceğimiz en basit işleri bile yapmayı değil, yaptırmayı tercih ediyoruz. Zamanında IMF size borç veririm ama pamuk ekmeyin, tütün ekmeyin, fındık, badem, mısır ekmeyin derken bu günler için söylemiş. O yüzden kimsenin eline bakmamalı ve her şeyden önce kendi kendimize yetebilmeliyiz. Üretmeden, çalışmadan hiçbir şey olmaz. Parayı çok kazanmak için yıllar önce badem ağaçlarını sökerek odun yaptılar, yerlerine nar dikip kontrolsüzce seralar yaptılar. Çoğu ne nar yetiştirmeyi bildi, ne de serada üretimi, sonra neden ben bir şey kazanamadım. Bireysel kazanmayı hırs yapınca sonuç hep başarısızlık oluyor. Bulduğumuz yerlere çam ağacı ekiyor şu kadar ağaç ektik diye övünüyoruz. Çam yerine ekin ceviz, badem vs. Almanya’da birçok yerde fındık, ceviz, kestane ağacı dikili. Toprağı, bahçesi olan neden badem, ceviz ve fındık ağacı dikmiyor. Her iklimde yetişebilir bu ağaçlar. Badem dağda bile yetiş

Bu Devirde Farklı Olmak Suç...

Resim
Farklıysan ilk seni görür ve ilk seni yok etmek isterler. Doğru olanı yapıyor olsan bile farklıysan dışlanırsın. Temiz kalmanın ayıplandığı kirli bir medeniyet. Topluluğu kirleten kötü insanlar temiz ve masum insanları aralarında istemezler. Bu yüzden onları suçlu olarak görürler. "Vardığın yer körse şaşı bakacaksın" derler. İkiyüzlü bir toplumda doğru olursan suçlusun. İyilerin, temiz insanların kabul edilmediği bir devirdeyiz, herkes nerede bir çıkar varsa orada, kalbinde kötülük olmayan, doğru yoldan ayrılmayan düzgün karakterli kişileri daima dışlarlar. İnsanların geneli kötüdür bu yüzden iyi olanlar genellikle yanlızdır. Bir yanlışı çoğunluk yapınca doğru yanlış gibi gösterilir. Anormal olan çoğunlukta ise normaller anormal olarak kabul edilir. Doğru azınlıkta ise yanlış haklı ve doğru kabul edilir. Çoğunluğun anormal olduğu yerde anormal normal olur, azınlık olan normal ise anormal olur. Kimse kendi yanlışını kabul etmez oysa doğru bir tanedir. Ne kadar doğr

Dünya Bir İnsanoğlu Festivali...

Resim
Duyarsız bakmalı belki de hayata. Görmediğimiz bilmediğimiz hayatları hep bizimkilerden güzel ve iyi sanıyoruz. Bazılarının zindanı daha ferah gözüküyor, insan olmanın kendisi herkes için zor yaşamak kişiye göre değişiyor. Bizim beğenmediğimiz hayat başkası için cennet sayılabilecek nitelikte olabiliyor. O yüzden yaşadığımız hayatı hafife almadan sevmek, sevilmek için uğraşmak, iyi olmak güzel olan. Herkes farklı bir şekilde tükeniyor hayatta. Bazen doğru insanı beklerken, bazen yanlış insana katlanırken. Bir şeylerin bedelini ödüyor bazen seçimlerinin, bazen seçemediklerinin. Bazı bizler gri olamıyoruz net insanlarız. Ak yada karayız gerçek insanlarız, bu yüzden duygularımızı dip yaşıyoruz, fazlaca farkındalık var bizde ve bizlere deli diyorlar. Bize deli teşhisi koyuluyor ama gerçek deliler rahatlıkla zarar vermeye devam ediyor. Normallik toplumun çoğunluğunun davranışlarına göre belirleniyor. Çoğunluğun dışında kalanlar yani çan eğrisinin uçlarında kalan davranışlar anor

Güçlülük İçinde Eşitlik...

Resim
Günümüzde güçlü olmak sağlam ayakta durabilmektir, kadın ve erkek ayrımı olmadan. Hayat bir savaş tek silahımız da aklımız ve inancımızdır. Toplum kadını ikinci plana itmeye çalışıyor, bunu değiştirmek yine kadınların elinde. Çalışacak, okuyacak, dik duracaklar. Evde kısmet bekleyip, pasta, börek, kısır ve dedikodu yapmak yerine üretecekler. Toplum erkeklerin hal ve hareketlerini benimsediği için yaptıkları her yanlışı ve hatayı görmezden geliyor. Erkektir her şeyi yapar anlayışı, erkekliğin gurur ve onur kaynağı olduğu düşünüldüğü için erkek ön plana çıkıyor. Aslında o kadarda güçlü değildir erkek, bizler onları güçlü olarak aklımıza kazıdığımız için öyle bir anlayış vardır. Aynı şekilde kadınlar zayıf, narin, kırılgan göründükleri için güçsüz oluyor toplumun gözünde. Bir şeyi kırk kere söylersen o olur derler, işte bu da ona benzer bir şey böyle benimsenmiş ve böyle devam ediyor. Buna karşılık kadınlar da güçlü olduklarını göstermiyor veya göstermek istemiyorlar, çünkü kısı

İnsan Yorulur İnsan Olmaktan!

Resim
Emile Durkheim SUICIDE kitabıyla sosyoloji biliminin kurucusu sayılır. Emile Durkheim sadece istatistiksel veriler toplayarak sosyoloji de yeni bir dönem başlamıştır. Böylece sosyoloji de alan taramaları başlamış, neden / sonuç çözümünü darbeleyen, sosyolojiyi toplum sorunlarını çözmeden uzaklaştıran bir devir başlamıştır.  Amerika kıtasının kuzeydoğusunda bulunan Grönlan'ın insanları ilkel şartlarda balıkçılık ile geçiniyorlardı. Danimarka bu insanlara içinde yaşayacakları ev verdi, intihar oranları nüfusa göre artmaya başladı. Bulunduğumuz zamandan bir örnek; BBC ilkel şartlarda yaşayan bir insan topluluğuna çağın bütün teknolojilerini veriyor, daha sonra bu insanlar hakkında gözlem yapıyor. Bu insanlar gün geçtikçe büyük şehirlerde yaşayan insanların halini sergiliyor ve depresyon gibi, stres gibi hastalıklara yakalanıyorlar. İçinde bulunduğumuz zaman yani tüketim çağı, bir insana gereğinden fazla şey yüklersen acı çeker, sığınacak yer bulamaz ve çöker diyor. Buna şö

Bilmek Zor Geliyor

Resim
Bilmek zor geliyor. Çünkü bilmek için araştırmak gerekiyor, araştırmak içinde çalışmak. Oysa başkalarının oluşturduğu ideolojilere, kalıplara uyarak çaba sarf etmeden doğru davrandığımızı düşünüp kendimizi güvende hissetmek ne kadar kolay. Böylece de toplumdan dışlanmadığımız için daha huzurlu hissediyoruz. Ama toplum dediğimiz şey de bizim gibi insanlardan oluşuyor ve ideolojiler sadece sayılı insanlar tarafından oluşturulup, bilmek istemeyen insanlar tarafından yaygınlaştırılıyor. Soru üretmek demek yanıt arama sorumluluğunu da almak demektir. Yanıtını bulduğun soru ve sorunun çözümünü eyleme dökmek demektir. Önemli olan anlayacak olan kişinin anlama kapasitesi. Tabi başka etkileyici faktörler de olabilir ama insanları reel hayatta çözmüş biri, görmüş geçirmiş biri tutarlı bir şekilde yorumlayıp doğru bir tahminde bulunabilir, diğer taraftan kendisini açıkça izah eden bir insanı konu hakkında bilgisiz biri doğru şekilde tanımlayamayabilir. Herkes kendine göre haklıdır, hiçk

Devlet mi millet için, millet mi devlet içindir?

Resim
Devlet millet, millet devlet için yani her ikiside birbiri için vardır, birbirlerinden bağımsız değillerdir. Devleti ayakta tutan milletidir yine bir milletin yok olmaması, parçalanmaması, dağılmaması, düzeninin olması ve bu düzenin devam edebilmesi için devlet gereklidir. Devlet milletinin huzur ve güvenliği için vardır, millet de bunu sağlaması için devlet kurmuştur. Toplum olmadan devlet olmaz. Toplum varsa devlet topluma hizmet etmek için vardır. İdareciler yönetecek insan aramaz bilinçli toplumlarda toplum kendini idare edecek kişiyi kendi arar ve seçer. Devlet olmadan da insan varlığını sürdürebilir ama insan olmadan devlet var olamaz. Devlet bina millet kolondur, devleti millet kurar millet yıkar, milletsiz devlet olmaz devletsiz de millet olmaz, bu ikisi bir bütündür devlet sadece bir terimdir asıl olan milletin devlet anlayışı içinde olmasıdır. Devletin yönetim şekli ise milleti için olmadır. Devlet her şeyden üstün değildir, üstün olması gereken noktalarda da yine mil