Kayıtlar

TURGUT ÖZAL etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Biz Çılgın Türkleriz

Resim
Bir Türk'ün hayatını almak hiç bir şeydir ama vatanını, toprağını almak her şeydir. İcabında tereddütsüz canını feda edebilecek kadar vatanına bağlı olmak. Cumhurbaşkanımızın Turgut Özal olduğu dönemde Türkiye'ye Japon eğitim uzmanları gelmiş ve ülkemizin eğitim sistemini incelemişler. Şunu söylemişler; Siz de Milli Ruh yok demişler. Bunun üzerine; Turgut Özal'ın  nasıl yok? sorusuna şu yanıtı vermişlerdir; Biz ülkemiz de okula yeni başlayacak olan çocuklarımıza Milli Ruh şoklaması yaparız. Önce onları toplu halde hızlı trenlerimize bindirir, dev fabrikalarımızı, teknoloji merkezlerimizi yani ülkemizin gücünü gösteririz. Sonra da Hiroşima ve Nagasaki'ye götürür, orada atom bombası atılan ve yıllardır ot bile bitmeyen alanları gösterir ve deriz ki; Eğer siz çalışmaz, bilinçlenmez ve buradan önce gördüğünüz teknolojiye sahip çıkmak için çalışmazsanız sonunuz böyle olur. Bizim bürokratlarımızdan birisi atılarak; ama bizim Hiroşima'mız yok ki der. Japon uzmanda

Köy Enstitüleri en büyük eğitim reformudur.!

Resim
Köy Enstitüleri en büyük eğitim reformudur.! Türkiye'de hiçbir başarı cezasız kalmıyor. Köy Enstitüleri'nin kapatılması en yakın örneği. En büyük eğitim reformudur. Asıl kapatılma sebepleri. O zamanlar Devlette ve Ülke çapında önemli yerler edinen kişilerin, Enstitülerden, Enstitüdeki eğitimden ve oradan yetişenlerden KORKMASIDIR. Bu önemli eğitim hareketi, şehrin kompradorları ve doğunun toprak ağaları tarafından önce engellendi/sonra kapattırıldı. Köy enstitüleri kapanmasaydı, Türkiye orta doğunun en güçlü ülkesi olacaktı. Bundan korkan ABD ülkemizdeki işbirlikçilerine kapattırdı. Emperyalizme geçit vermeyen Çanakkale ve diz çöktürülen Kurtuluş Savaşı Zaferimiz korku nedenleridir. Dış egemen Emperyalist ülkeler ve içerdeki basiretsiz kişilerin ortak çabalarıyla kapatılmıştır. Seksen öncesinde bütün köyler de okul vardı. Turgut Özal tarafından kaldırıldı. Çünkü yurdumuzun saygın insanlarının aydınlığa açılan  kurumlarıydı. Şehre göçü önlemenin tek projesidir. Rantiyecile

49.5G hızında unutuyoruz!

Resim
4.5G hızında şehitler! patlama! istismar! tecavüz! vs. 49.5G hızında da unutuyoruz! Turgut Özal Didim Denizköy'e Kürtleri yerleştirdi. İnsanlar çarpık yapılaşmayla didimi bitirdi. Özal'la başlayan bu planlı eylem Dikili ve Çeşme'de devam ediyor. Bugün Çeşme yarın Bodrum, Fethiye. Bu turizm düşmanlığı değil mi? Ayrıca ülkenin huzurlu yerlerini de yok etmek değil mi? İnsanların psikolojisini bozmak için eğitimli insanların yüzdesinin yüksek olduğu bölgelerin ipini çekiyorlar. Medeniyet'in kabul görmediği bir şeyin dayatmasını yaşıyoruz. İnsanlara dağlar da ev yapıyorlar. Onlara da dağda, uzak geniş bir ovada, neresi olursa ev, çadır, kent vs. kursunlar. Şehirlerin içine getirmesinler. Turistik yerleri çirkinleştirmesinler. Onları yelerinden, yurtlarından edenler utansın. Ne yazık ki engel olamıyoruz. Varlar ve bizim ülkemizdeler. Bari ekip, biçip, yesin, yaşasınlar. Bize, ülkemize bulaşmasınlar. Turizmi baltalamak için her türlü oyunu oynuyorlar! Zaten sezonun na

İşin çok zor çok Türkiye

Resim
Suriyeli sığınmacılar nüfusa orantılı bir şekilde dağıtılmalı' Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ensar Nişancı, Türkiye'nin sığınmacı sorununa yeni bir vizyonla bakılması gerektiğini söyledi. Prof. Nişancı, nüfusun şehirlere orantılı bir şekilde dağıtılmasının artık bir zorunluluk olduğunu belirterek, Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa ve İstanbul'daki yoğunluğa karşın, kuzey illerinde sığınmacı nüfusunun yok denecek kadar az olduğunu söyledi. Türkiye'de yaşayan 2,5 milyona yakın sığınmacı için hem ülkenin iç mekanizmalarını hem de göç edenlerin kültürlerini ve sorunlarını birlikte düşünecek büyük bir akla ihtiyaç olduğunu söyleyen Prof. Nişancı, "Söz gelimi, Türkiye'ye gelen göçmenler içerisinde eğitim çağında olan çocuklar var. Eğitim alamıyorlar. İş beklentisinde olan insanlar var. Bu insanlara bir şekilde iş temininin yapılması gerekiyor. Bu insanları artık ne kadar kon